(antikadam)
seen from China
seen from Uzbekistan

seen from Australia
seen from Malaysia
seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from Russia
seen from Russia

seen from Germany
seen from Egypt
seen from Italy

seen from Russia

seen from Sweden

seen from Mexico
seen from China

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malta
seen from United States
(antikadam)
(antikadam)
(antikadam)
(antikadam)
Bir yeri terk etmeye nereden başlanır?
- iyi bir insan ol bedia. Yani otur düşün nasıl daha iyi bir insan olabilirim diye.
+ a a düşünüyorum elbet Ahmet. Bir bir sıralıyorum. Ölümlüyüm be diyorum, bazen düşünmemek için izin bile veriyorum kendime. Bu defa daha şahsi düşünceler zuhur ediyor aklıma. Kaburgalarımın arasında böcekler cirit atarken ne hissedeceğimi filan da düşünüyorum. Evsiz çocukların başını okşayamıyorum ama. Ağlayasım geliyor. Bir yere çay kahve içmeye oturacakken bir çocuk mendil uzatınca o yere hiç gidemez oluyorum mesela. Bunca iç içe geçmişlik arasında kendime yer bulamıyorum. İyi olabilmek için yaşamamak gerektiğini bile düşündüğüm oluyor. Beni alıp bir kenara oturtsalar diyorum sonra - bütün o hayatta kalma içgüdümle diyorum bunu- önüme bir tartı koysalar da mendilde biriken bozuklukları sayarak uykuya dalsam her gece. Bütün dünyanın yükünü tartıyla beraber kapının arkasına koyup yatsam.
- anlıyorum Bedia. Anlıyorum daa üzülür sıkılırsın. Böyle menem şeyleri kafana takarsın. Geçiririz bunları. Ama öyle güzelsin ki isteyince iyi de bakarsın kendine?
+ bakarım tabi Ahmet. Hem öyle bakarim ki. Misal yaşlanmamak için gece yatarken yüzüme krem sürer oldum. Düşünebiliyor musun? Yeni nevresim takımı aldım misal. Çiçekli. Görünce içime bahar gelir gibi oldu. Ben de aldım. Hiç olacak şey mi? Ama aldım işte. Bakıyorum yani kendime iyi. Ben zaten aslında ona sinir oluyorum ya Ahmet.
(antikadam)
(via https://soundcloud.com/antikadam/sadri-alisik-sana-layik-degilim-1965?utm_source=soundcloud&utm_campaign=share&utm_medium=tumblr)
Her akşam, eve yalnız dönmenin bir rengi vardır. kan gibi. ve bunu bir bardak suya anlatmaya çalışsanız, sizi bekleyen çiçekleriniz ölür. bu defa da eve dönemezsiniz. bu yüzden kimselere anlatamazsınız bu rengin nasıl bir şey olduğunu ve ömür boyu içinizde kalır ağrısı. bu rengi eviniz bilir belki; su dinler, balkon yıkılır, pencelere açılır, elma ekşir belki ama yine de insanlara anlatamazsınız. çünkü anlatsanız da anlaşılmayacak şeyler vardır bu dünyada. öyle bir yer ki burası, kimseye dinletemediğiniz şeyler vardır. işte bu yüzden bir tarafı hep yalnızlıktır insanın. yüzü hep yalnızlığa dönüktür. ve zaten günü geldiğinde insanı öldürecek olan da budur.