Yol yoktur, sen yürürsen yol olur…
( Bab'Aziz )
.
.
.
.
.
[ Tokat, Zile, 05.11.2023 ]
seen from Georgia
seen from China

seen from Russia
seen from Singapore
seen from Mexico
seen from China
seen from France
seen from Canada

seen from Mexico

seen from Mexico

seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from Germany
seen from Poland

seen from Sweden

seen from Germany

seen from Sweden

seen from Malaysia

seen from Germany
Yol yoktur, sen yürürsen yol olur…
( Bab'Aziz )
.
.
.
.
.
[ Tokat, Zile, 05.11.2023 ]
Ölüm bir son olabilir mi hiç? Başlangıcı ölüm olmayan bir hayatın, sonu ölüm olur mu hiç?
📽 Bab-ı Aziz 📽
Yazar, şair, ressam ve yönetmen Nacer Khemir’in yönetmenliğini yaptığı Bab-ı Aziz filmi “Allah’a ulaşmak için yaratılmışlar adedince yollar vardır.” sözüyle başlıyor. Filmin başlangıç cümlesi film boyunca peşimizi bırakmıyor.
Kör bir derviş olan Bab’ Aziz ve torunu Isthar uçsuz bucaksız bir çölde 30 yılda bir düzenlenen toplantının yerini arıyorlar film boyunca. Farklı yollardan gelen insanlar bir noktada toplanıyorlar. Böylece farklı yollardan gelip bir noktada toplanan insanları görüyoruz ki bu da bir amaca yönelik farklı yolların olduğunu gösteriyor bizlere. Ancak her yere navigasyonla çizilmiş yollar üzerinden ulaşan bizler için oldukça yabancı bu yolculuk. Bütün bunları düşünürken Bab’ Aziz’in torunu Isthar’a. “İman sahibi asla kaybolmaz benim küçük meleğim.” demesi ile kendimize geliriz.
Filmde hikayeler anlatır Bab’ Aziz torununa kendini bulmanın önemini anlatmak için. Bu da uzak olduğumuz bir durum aslında. Anlatılan hikâyeler her ne kadar uzağımızda kalsa da anlatılmak istenen tam da içimizdedir aslında. Hikâyelerden birinde bir prensten bahseder. Bu prens bir ceylanın peşinden düşer kendini aramak için. Koca bir şehir de onun ardından başlar onu aramaya. Bütün malı, mülkü ve makamı bırakıp kendinin peşine düşen prensi bulduklarında ise o artık kaybolan prens değildir. Bir suyun kenarında kendine bakmaktadır. Kendine aşık olan bir genci anlatan Narkissos mitine benzetilebilir bu sahne. Ancak aralarında mahiyet farkı vardır. Narkissos kendine aşık olmuştur, prens ise kendinde gördüğü hakikate.
Herkes onu bırakıp giderken bu halde bir tek yaşlı bir derviş kalır yanı başında. Uyandığında ise o da artık yoktur. Yalnızca dervişin asası ve hırkası kalmıştır artık yanında. Prens bunları yanına alarak aramaya başlar kaybettiğini yeniden. Bu prensin, Bab’ Aziz olduğu anlaşılır devamında.
Diğer hikayeler için filmi izleminiz gerekiyor. “Allah’a ulaşmak için yaratılmışlar adedince yollar vardır.” diyor ve herkesin kendi yolunu tutturması için öncelikle ‘yavaşlayarak’ kendine giden yolu bulması gerektiğini hatırlatmak istiyorum.
İyi seyirler…
Butterfly
The people of this world are like the three butterflies in front of a candle's flame. The first one went closer and said: “I know about love.” The second one touched the flame lightly with his wings and said: “I know how love's fire can burn.” The third one threw himself into the heart of the flame and was consumed. He alone knows what true love is.
Eve geç dönen çocuklar
Meryem’in annesi de keşke Kyu Renjo’nun annesi gibi olsaydı, dedim,
içimden içlek.
Meryem, zihni uyanmış ve beklemenin aslında ona bağışlanan, kendi içinden doğmayan bir eylem olduğunu anlamış ve tek başına büyük şehir Herat’a yol almıştı. Orda bir kişi idi ve kişi olmak kararlar almayı buyururdu. O gece orda kapısı açılmayan babasının malikanesinin önünde gecelemeye karar verdi. İnançlı olmak kaybolmamaktı çünkü.
‘İnancı olan kişi asla kaybolmaz’ demişti Baba Aziz.
Kyu çok iyi biliyordu ne istediğini. Gözlerinde parlayan hakikatti ve dedektif olmaya niyet etmişti işte. Bir gün okula gitmek üzere çıktı ve arkadaşlarıyla dedektiflik sınavına girdi. Bu sınav öyle bizim bildiğimiz türden tek oturumluk YGS gibi filan değil. Çok oturumlu ve uygulamalı sınavlarla dolu ve öğrencinin banliyö trenine binip çok uzaklara gitmesini dahi kapsıyordu. Bütün bir macera o kadar uzun sürmüştü ki eve akşam gelebildi.
Meryem ise yaşadığı kulübeye zorla babasının şoförü tarafından getirildi. Gelmişti bir kere. Annesinin nasıl bir tepki verebileceğine dair amerikan komplo teorilerinden hallice kendini kaos içinde buldu. Her şeye rağmen hayat onu bu yüzleşmeye götürecekti.
Kyu’nun ödü kopuyordu yine de kapıyı çaldı. Annesinin tepkisinin neye benzeyeceğine dair aklından hiçbir şey geçmiyordu. Kapıyı açan annesi Renjo Sayuri o çılgın anime karakterine özgü güneşi çatlatırcasına bir saflıkla gözleriyle gülümseyerek etrafa ışık saçtı.
Meryem arabadan indi ve şoförün her ne kadar engellemeleriyle de karşılaşsa arkasını döndüğünde Nana’nın bedeninin evin yanındaki ağacın yükseklerindeki bir daldan aşağı iple sarktığını gördü.
İki çocuk ve iki anne.
Şu sıra okuduğum, izlediğim kitaplarda bol bol anne ve çocuk görmeye başladım.
Tesadüfler açıklanmayı istemez, birleşmeyi severler.
"İnancı olan kişi asla kaybolmaz!.." #babaziz #بابا_عزيز (Konya, Turkey) https://www.instagram.com/p/B3ug5ojDS6a/?igshid=fmdd6dyspslf