been thinking about bangshee and the dynamic of immortal who is terrified of her own death x mortal who wants to die more than anything.

seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Belgium

seen from United Kingdom
seen from Saudi Arabia
seen from Belgium
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from France
seen from Malaysia

seen from Ireland
seen from China

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from Brazil
been thinking about bangshee and the dynamic of immortal who is terrified of her own death x mortal who wants to die more than anything.
Kulağımda bir fısıltı duydum ; "Benimle uç, perilerin ağacında bu gece ziyafet var" dedi.
Döndüm baktım. Pembe kanatları hızla çırpışıyordu. Gözleri hayal ettiğimden daha büyüktü ve yoğun olarak maviydi. Böyle büyüleyici bir varlığı hep rüyalarımda gördüğümü biliyordum. Şimdi karşımda duruyordu. Derken ayaklarımın etrafında dolanmakta olan, tıpkı bir kedi gibi sürtünen bir şey hissettim. Macar boynuzkuyruk denilen türde, efsaneler kitaplarında sıkça adını duyduğum bir ejderha yavrusuydu. Tek sıçrayışta omzuma kondu. Midesinden tatlı bir gurultu çıkarıyordu. Birinin hüzünlü sesini duydum sonra ;
"Nerelere saklandın yine Zazum" diye söyleniyordu. Birden karşıma dikildi ve ejdarhasına bakarak bıkkın bir iç geçirdi. "Her yerde seni aradım. Bir daha sakın yemeğini yarım bırakıp kaçma !" dedi ejderhaya sert bir şekilde. Ejderha uysalsa başını eğdi ve mırıldandı. Enseme doğru hapşurdu ve sahibinin kollarına sıçradı. Sahibinin saçları maviydi. Ortalama boylarda bir kızdı. Beyaz tül bir elbisesi vardı ve tüm büyüleyici güzelliğine rağmen sanki yüzüne kazınmış bir hüzne sahipti. Bana merakla baktı ve sordu ;
"Sen de nesin böyle? "
"Ben, Tuncay'ım. Buraya nasıl geldiğimi bilmiyorum. Bir caddede yürüyordum ve evime gitmeye çalışıyordum. Yeşil ışık yanmıştı ve karşıya geçiyordum. Buraya nasıl geldiğimi hiç anlamıyorum. Peki ya sen kimsin? Ve burası neresi ? "
"Benim adım Bangshee. Ve burası bizim ormanımız. Tarihçemizde yazdığına göre başka bir dünya varmış ve orada adına insan dedikleri bir varlık yaşarmış. Onların hayaleriyle oluşmuşuz. Onlar bizim tanrılarımız."
"Ben de bir insanım."
"Vay canınaaaa, sen bir Tanrı'mısın!!!?"
"Hayır , hayır ben Tanrı falan değilim. Sizler gibi büyülü varlıkları kitaplardan okurdum."
"Benim hakkımda ne yazıyordu kitaplarınızda peki?"
"Bangshee , evet hatırladım. Terry brooks adında bir yazar senin lanetli olduğunu yazmıştı. "
Birden gözleri doldu Bangshee'nin. Peri ise etrafımızda uçuşuyor, halkalar halinde ardından büyülü bir ışık saçıyordu. "Ne oldu? Neden böyle üzüldün?" diye sordum.
"Ben lanetli değilim. Sadece birisi beni üzdüğünde ağlıyorum. Ve buna mani olamıyorum. Üstelik her ağladığımda beni üzen kişi ölüyor. Ama bunun olmasını hiç istemedim." dedi sesi tireyerek.
Derken peri hızla uçarak yanıma geldi ve heyecan içerisinde bağırdı ;
"Bangshee ağlayacak !! Hemen buradan uzaklaşmalısın !"
"Ama Nasıl....?" diyemeden minicik parmağı ile alnıma dokundu.
Bir korna sesi duydum.
Ardından başka bir korna, bu defa daha uzun.
Ve sonra tam onu görmeye başladığımda bir kamyon şoförü ; "Çekilsene yolun ortasından göt herif !!!" diye bağırdı.
Hemen kaldırıma çıktım. Cadde eksoz gazları ile dolmuştu. Dumanların arasından bir çift göz görür gibi oldum. Kocaman ve büyüleyici mavi gözler. Sonra beynimde bir ses işittim ;
"Yeniden görüşeceğiz. Hayal etmeye devam et. Çünkü hayal edebildiğin herşey gerçektir."
T.R.