Güzellik Neydi?
Hem “bu dünyayı güzellik kurtaracak” deyip hem de güzellik bahşedilen insanlara karşı kıskançlık ve haset taşımak nasıl bir çelişki? Kimse iç güzelliğiyle doğmadı. Büyüdük, büyütüldük, öğrendik, öğrettiler çoğunlukla. Peki ya sordun mu hiç “kendim için ne yaptım?” diye? Güzellik diye direttin ama genlerinin şanslısı ya da yaradılışının itibariyle “güzel” olana hep nefret besledin. Sırf beğendiğin çocuk o kızı güzel buldu diye, sırf senden iyi yaşıyor belki de mutlu diye… Hep görüntüsüne bağladın olanı biteni. Onun iç güzelliğini tanıma şansı vermedin kendine. Nasılsa ona ait olmayan, kendisinin katkısı olmadığı bir durum ona her kapıyı açtı değil mi? Nasılsa senin varoluşuna duymadığın saygıyı o duymuş,güzellik takıntısı olmadan sağlıklı yaşayıp aynaya baktığında kendini sevme şansı tanımış kendine. Bütün suçlu o. Nasılsa kimseyi hor görmemiş, herkesin yaşama dair tercihlerinin kendi yolunu çizdiğini söylemiş kimse. Ne büyük kötülük. Nasılsa senin gibi bahaneler uydurmamış, toplum normlarından değil önce kendini sevmek için kendine dikkat etmiş ve senin o tanıma şansı bulamadığın “irade” denen hedeyi kendine ilke edinmiş birisi o. Sadece bedenini sevecek insanların seni kullanmak istemesine göz yummadın. Sırf “birilerine göre” güzelsin diye aklının da var olabileceği sorgulanmadı. Daha tanınmadan “şımarık” yaftası yemedin. Mütevazı davranınca “ezik” diye etiketlenmedin. Sevdiğin insanlar bile “sırf çıkarı var, parası var” diye yorumlanmadı. Çünkü sen güzelsen ve sevdiklerin bunu karşılamıyorsa onu başka bir şey için sevmiş olmalıydın. Dünyayı sevmeye kendinden başladı. Senin yapamadığını yaptı. Ben senin adına üzüldüm. Çünkü içinin çirkinliği, yüzüne yansıdı. Kimin yüzünden?












