KİM?
O büyülü aşk romanlarında bile güzel- yakışıklı ilişkilerine odaklıyken insanlar , herşey bukadar ütopikken , benim , benim bukadar gerçekçi olmam oldukça can sıkıcıydı. Belkide değildi. Ama ben kendimi diğerlerine göre şıçan yavrusu gibi hissediyordum. Bu yüzden tamda buyüzden. Kendimi kimseyle kıyaslamamayı öğrenmiştim. Dışardan sığ gözüksemde içimde derindim hemde kendimde kaybolucak kadar. Canım yanmasın diye. Umursamaz olarak. Aksine bi kedi yavrusu gibi kıvrılıp bi gölgede, birinin gölgesinde uyumak isterken bulunduğum çevre , benciller ordusu , beni böyle biri olmaya itmişti. Ben aslında kendi benliğiyle savaşan biriyken , beni kendi danışma tahtaları ilan etmişlerdi. Ve ben gerçek aşka inanmadığımı söylerken bile ona deli gibi inanıyordum. Dum diyorum çünkü öyle biriyimki bilinen tüm gerçeklikler , herşey aklınıza gelebilcek herşey benim başıma gelince çok farklı sonuçlanıyor. Buda. Benim kendimi farklı hissetmeme neden oluyor. Tıpkı seçilmiş biri gibi. Evet aslında bu doğru çünkü. Yüce yaratıcı , benim diğerlerinden farklı olduğumu biliyordu , aslında bu bana yetiyordu. Bu herkesin harcı değildi VE O BANA GÜVENİYORDU!








