1882, İstanbul /7 Ocak 1968, Ankara
Akşam oldu her tarafı kara matem bürüdü (Bir Hasbıhal)
Aşıkım dağlara kurulu tahtım (Son Dilek)
Bir kâsedir alev dolu gönlüm yana yana
Çektim de senin aşkını yıllarca derinden
Çeşm-i nazın süzülüp neşeden olsa handan
Çok zamandır sevdiğim mehcur-i hüsnün olalı
Elem geçer dedik amma hakikat öyle değil
Fettan gülüşün her kanayan kalbe devadır
Gece Leyla’yı ayın ondördü...(Nazar)
Gel şu tayyare ile hak-i kederden kaçalım
Gönlüm yine mahzun seni andım da derinden
Gözlerinin karşısında ben bir şeyler olurdum
Gül gibi sinede çift goncelerin saklı iken
Günler oluyor görmeyeli ruyini mahım
Hülya gibi sessiz süzülüp kalbime aktın
Kalbimde yanarken sevgin hasretin
Kalmadı kudret efendim bende artık gayrete
Karanfil tüfek elde gümüşlü piştov belde
Kendim yanarım aşk ile gayre zararım yok
Kordonboyunun yosması diller çalan uğru
Mavi gözlü sarışın bir gül-i rana tanırım
Mehcur bırakıp sen beni yad ellere gitme
Naz ile meclub kıldın kendine dünyayı sen
Neden bir çift gözün derdiyle çeşmim giryebar oldu
O fettan dilinin sırrına kandım
Olsamdı ben sema olsandı sen heva
Ruhunda senin ruhuma bir tek güzel eş var
Ruyine saçlar dökülmüş bir demetsin gül gibi
Rüzgâr uyumuş ay dalıyor her taraf ıssız
Saçların hayatımın neşesiyle örgülü
Saki bu gece bezmimizin sazı mükemmel
Sen ki bana bütün neşe bütün hayattın (Hicrana Dönerken)
Sevdiklerimin cümlesi çıktı terelelli
Sevdim seni ah pak ü saf (Atlı Ases Operetinden)
Sizi de yaktı mı hicran ateşi (Turnalar)
Sunar bir cam-ı memlu bin tehi peymaneden sonra
Şad olurdum belki bu baht-ı siyahım olmasa
Tarasam destelesem neşeli sünbüllerini
Tıfl-ı na-kamın acınmaz nale vü feryadına
Uyandı bülbülüm dumanlı dağda
Yasemine güle teşbih ederim sim-tenini
Zavallı gönlümün yine acıklı bir melali var