Zaman hızla ilerliyor. Dönüp ardımıza baktığımızda şaşkınlıkla düşüncelere dalacağımız geçen bir süreç var. Zaman hızla ilerledikçe hafızalarımıza, gönüllerimize yer edinen olaylar, duygular, karşılıklı iyi ya da kötü dilekler, kızgınlıklar, kırgınlıklar oluyor. Kimi zaman kahvenin bahane olduğu dost meclislerinde yaşanan tatlı sert tartışmalar, güzelim muhabbetler, kimi zaman hayatın işleyişinde karşılaşılan sorunlar, kimi zaman aileler içinde yaşanan sözüm ona olgun insanların yaptığı atışmalar… Bütün bunların nihayetinde hayat bize tecrübe denilen kavramı kazandırır. Bu tecrübeler sonucunda çıkardığımız dersler, empati yaparak anlamaya çalıştığımız olaylar, kulağımıza küpe kalan şeyler, yüreğimizi burkan üzücü, yara verici, yara aldırıcı mutlaka etkilenilen olaylar kar kalır bize. Bize kalan bu karlar hayatımızda bize yardımcı olacak olan bir kurtarıcı meydana getirir. Ben buna kumbara demek istedim. Büyük bir görünmez kumbara… An gelir sıkışırız bir köşede, alıp çekeriz içinden çareyi… An gelir muhabbet yoksunu oluruz çekip alırız içinden muhabbetin en hasını… An gelir yanlış yapmaya, kalp kırmaya ramak kalmıştır, aklımıza gelir kulağımıza küpe olsun diye kumbaramıza attığımız şey. Anlar gelir geçer böyle, ya peki kumbara boşalırsa bir gün?
Elbette boşalmayacak kumbaramız. Hayatımız devam ettiği sürece kumbaramıza birikecek şeyler muhakkak olacaktır. Bazen kendiliğinden dolacaktır, bazen de gizli gizli katkıda bulunanlar olacaktır bizlere. Mesela dua ile sevgi ile aşk ile dolduracaklardır kumbaramızı. Bizler de; sevgilerimizi atacağız içine, çok sevdiğimiz insanları atacağız, onları en üste koymaya çalışacağız ki ihtiyaç duyduğumuzda ilk onları çekip alalım… Dostluklarımız devam ettiği müddetçe beraber içilen çayların kahvelerin muhabbetlerle tatlandığı o anları atacağız kumbaramıza. Hüzünlü yağmurlu, hasreti bol gündüz gecelerde gelen ilhamlarımızı atacağız. Beş vaktin bereketini, huzurunu yaşattığı mutluluğu atacağız içine… Kendimden önce din kardeşime ile başlayan dualarımızı, her türlü istekte bulunduğumuz boynu bükük yaptığımız dualarımızı, temenni dolu şükür dolu dualarımızı atacağız kumbaramıza… Yani neymiş, kumbaramız boşalmayacakmış. Ama nasıl? Harcamalarımızın yanında biriktirmeyi çok tutarak…
Ali İmran suresi 185.ayetinde Allah (C.C) ‘’Her canlı ölümü tadacaktır’’ demiştir. O vakte kadar zamanın bizler için durmayacağı muhakkaktır. Kumbaramızda sürekli hareketli saatler yaşanacaktır. Her zerresinde güzelin olduğu, her hareketinde hayrın olduğu, hüsn-ü aşkın edebin adabın, bol salih-i amelin olduğu bir kumbaraya sahip olmamız en büyük duamız olsun. (R.S)