Bu devirde, biz talebelere hayatı ya da ilmi öğretmek zor ve kolay yoldan hiç mümkün değil. Kendisine bırakmak lâzım geliyor. Ki bu en vahim olanıdır. Yani kendisine bırakmak; nefs-i emmaresine bırakmaktır. O yüzden şiddetle zordur.

seen from Netherlands

seen from United States

seen from Netherlands
seen from Philippines
seen from Australia
seen from Germany
seen from Türkiye
seen from Maldives

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Germany

seen from France
seen from Germany
seen from United States
seen from United States
seen from Germany

seen from Türkiye

seen from Türkiye
seen from T1
seen from United States
Bu devirde, biz talebelere hayatı ya da ilmi öğretmek zor ve kolay yoldan hiç mümkün değil. Kendisine bırakmak lâzım geliyor. Ki bu en vahim olanıdır. Yani kendisine bırakmak; nefs-i emmaresine bırakmaktır. O yüzden şiddetle zordur.
İstemeden doğduk. Emeklemeden yürümeyi öğrendi bazılarımız. Sonra konuşmayı, koşmayı, hoplamayı, sevmeyi… Yaşadı denilse de kendimizce yaşamadık: varsayıyoruz bazen! Birini seviyorsun. İstemeye gidiyorsun. Nişanlanıyorsun. Evleniyorsun. Üstüne bir de çocuğun oluyor. Zor işler ya hu evlat yetiştirmek. Hani derler ya, insan kaldırabileceği kadar dertleniyor, o çok garip. O derdin, herhangi bir derdin üstesinden gelebileceğin zaman evleniyorsun veya başka bir şeyler oluyor. Çocuğun oluyor, onun derdi, ayrı ayrı, hepsi..! Ama bir şekilde yetiştiriyorsun, yetişiyorsun. Ama işte ama bunların öncesinde hep bir alışma evresi, yetişiyorsun, olgunlaşıyorsun ya da. Yoğuruluyor yani, dünya merdanesinde suyu bol gelmiş un misali, hamurken orta derece gevrekliğe yol almak! Yoğrulduk mu sahi; daha kendimiz için ne kadar yaşamışken, yaşamamışken!?
bilal.clskn 22112015 2255
Ne zaman ki çayımın şekerini sağdan sola doğru karştırmaya başladım, dilim lezzetinden rüyaya daldı...
Sevmek demişken, sadakatin gözüne toz kaçmış! بي'لا
bazen sesim huysuz veled gibi çıkıyor. şuan mesela, kelime kelime konuşan tokluk var. bir elinde sigarası diğerine kahveye giderken hapsolmuş sanki mevsim ses tellerime uğramış çiçek açıyor badem ağaçları sonra yavaş yavaş dökülüyor. neydi bunca fark? oysa dün yağmur yağar, üşürdük. sonra telefon çalar bi' koşu gider açarsın usulca konuşursun valideyle o anlatır sen anlatırsın... "neden krizantemin kokusu daha az?" diye sorarsın. sessizlik. yutkundu. "gırtk" diye ses geldi tellerden.. sevdadandır dedi, bakışlarımı aldığım kadın.
bll.clskn
Eleştiriler, hep bilinmeye odaklı. İdrak, aya kalbin dış açılarını toplamına eşit. Saldırılar, hadsiz nazarının karekökünün içinde hapsoluyor…
Nalbanta ihtiyaç var!
بي'لال
sesler...
kendi içimizdekini dinlememek, dinleyememek, duymamak…
başkasınınkini dinlememek, dinleyememek, duymamak…
duyuyor musunuz? nasıl duyacaksınız beynimin içinde çalanları 😏✌
saksafonun, nihavent makamında jazz çaldığını..! bir tutam da flamenko gitarda solo. tadından dinlenmez.