"İnsanları yakmaya gelince, siz yakmayı iyi bilirsiniz."
Kadıköy çok güzeldi.
Doğuştan bir Kadıköy'lü olarak, son 1 aydır "mecburen" hep Taksim'deyken, bugünkü yürüyüş çok güzel geldi.
Yalnız ve güzel Kadıköy'üm direnirken daha güzel oluyormuş.

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Cyprus

seen from Brazil
seen from Malaysia

seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from China

seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States
seen from Malaysia
seen from Finland

seen from Singapore
seen from United States
seen from Germany
"İnsanları yakmaya gelince, siz yakmayı iyi bilirsiniz."
Kadıköy çok güzeldi.
Doğuştan bir Kadıköy'lü olarak, son 1 aydır "mecburen" hep Taksim'deyken, bugünkü yürüyüş çok güzel geldi.
Yalnız ve güzel Kadıköy'üm direnirken daha güzel oluyormuş.
#marionpack #kanyon #toma'lara #gelsin :)) #geziparki #direnisi #bubirsivildirenis #akpolisdirenisi (Le Pain Quotidien'da)
Annelerin ninnilerinden Spikerin okuduğu habere kadar, Yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, Anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, Anlamak gideni ve gelmekte olanı.
Nazım Hikmet Ran
('Beş Satırla' isimli şiirinden.)
Bunlar hep karanfil lobisi.
Gezi Direnişi Sırasında Reklamver(mey)enler /2 - Banvit
Evet, Gezi direnişinin ilk günlerinde çeşitli medya kanallarından reklamlarını çektiği öne sürülen firmalardan bir diğeri, Banvit'ten de geri dönüş oldu. Bu sabah aradılar ve öncelikle, konu hakkında doğrudan kendilerinden bilgi talep edilmesinden duydukları memnuniyeti ifade ettiler. Banvit yetkilisi tarafından yapılan açıklamada, öncelikle, ticari bir işletme olarak her hangi bir toplumsal durum/olgu karşısında saf tutamayacakları iletildi. Reklam durdurma kararlarına ilişkin duyum doğru imiş. Yalnızca motivasyonu farklı... Türkiye reklam fiyatlarının astronomik olduğunu, bu nedenle de Banvit olarak yılın iki döneminde, yaz öncesi ve Ramazan zamanında reklam kampanyası planladıklarını öğrendim. Kampanyalarını basılı yayınlar üzerinden değil, billboard tanıtımları ve TV reklamları üzerinden kurguluyorlarmış. Gezi direnişinin tam olarak da bu döneme denk gelmesi nedeniyle, firma olarak kampanyalarını geri çekme gereği duymuşlar. Billboard üzerinden reklam yerleştirme faaliyeti gerçekleştirilmiş, ancak TV kanallarındaki reklamlarının yayın tarihini geri çekmişler. Kısaca, böyle hassas ve gündem odağının tamamen değiştiği bir dönemde TV kanalları üzerinden kurguladıkları reklam kampanyalarını başlatmanın ticari geri dönüşünün verimli olmayacağı öngörüsünden hareketle kampanyayı askıya almışlar. Gündemin yumuşadığını gördüklerini, ancak henüz kampanyaya start vermediklerini de eklediler.
Gezi Direnişi - Medya İlişkisine Bir de Diğer Taraftan Bakalım: Reklamver(mey)enlerin Desteği /2 - ING
Kendime görev biçtiğim şekilde, Gezi parkı direnişi sırasında çeşitli medya kanallarından reklamlarını çektiği/reklam yayınını durdurduğu öne sürülen çok sayıda firma ile irtibata geçtim, geçmeye devam ediyorum. İlk resmi yanıt ise bugün, ING'den geldi.
Dün ING Bank'ın müşteri ilişkileri hattı üzerinden bıraktığım bilgi istem mesajıma bugün, akşam üstü yanıt geldi. Benimle görüşen müşteri temsilcisinin telefonda aktardıklarını -konuşmayı kayıt altına almadığım için harfi harfine olamasa da- kabaca aktarıyorum. ING Bank, Gezi Parkı ve devamında Türkiye geneline yayılan protestolar karşısında, reklam verdiği bazı mecraların, kurumsal iletişim politikaları çerçevesindeki duruşlarını temsil edemediği kanaatine vararak, ilgili mecralardaki reklam taleplerini durdurma kararı almış. Karar, 1 Haziran arifesinde verilmiş. Ortamın ve söylemin yumuşaması ve söz konusu mecraların bu toplumsal olayı haberleştirmeye başlaması karşısında ise, 4 Haziran tarihi itibariyle reklam durdurma kararlarını geri çekmişler. Bence bu, çok profesyonel bir açıklama ve önemli, anlamlı ve etkili bir karar... Burada mevzunun "o bankadan paramızı çekelim, buna yatıralım" boyutunda olmasını -şahsen- anlamlı bulmuyorum. Ancak ING Bank gibi firmaların, medya kuruluşlarının bizatihi gelir kanalını oluşturdukları yadsınamaz bir gerçek. Firmanın bu kararının finansal bir motivasyon içermediğini var saymak da elbette naiflik olurdu. Fakat, motivasyon her ne olursa olsun, yanlı habercilik karşısında çok önemli bir yaptırım gücü oluşturduklarını da görmezden gelmemeliyiz. Görüştüğüm müşteri temsilcisine ben bizzat teşekkürlerimi ilettim. Siz de, dilerseniz, https://www.ingbank.com.tr/iletisim.asp adresinden "teşekkür" kutucuğunu seçerek kendilerine mesajınızı iletebilirsiniz.
Gezi Direnişi - Medya İlişkisine Bir de Diğer Taraftan Bakalım: Reklamver(mey)enlerin Desteği /1
ATV'nin yan kanalı A Haber tarafından yapılan "Gezi Olaylarına Reklam Ayarı" başlıklı haber, malumunuzdur. Haberde şöyle deniliyordu: "Gezi olaylarına ilk günlerde tepki göstermeyen medya, reklam ajanslarınca adeta tehdit edildi. Fütursuzca, televizyon kuruluşlarının tek gelir kaynağı olan reklamları iptal edeceğini açıkladı bir çok firma... Bu, eylemlere desteğin ötesinde bir nevi medyayı cezalandırma yöntemiydi. Çünkü bu uluslararası firmalar, oynanan oyunun bir başka sahnesinde çok önemli bir role sahipti. Ve medya kuruluşlarını reklamları kesmekle tehdit ederek yola getirebileceklerini sanıyordu." (Haber -hang hikmetse- A Haber portalinden kaldırılmış. Ama içeriğe Youtube'dan hala ulaşılabiliyor: http://www.youtube.com/watch?v=wnJWKhaZ1ac) Haber, tam da böyle bir dille, yani habercilik/gazetecilik etiğinin çok dışında bir düsturla şekilleniyordu: İtham, yorum (ki bu bir köşe yazısı değil, dolayısıyla 'yorum' etmeninin haber bülteni içerisinde yer alışı kabul edilebilir değil), genelleme, varsayım... Objektiflik, her alanda olduğu gibi habercilik alanında da bir ilüzyon teşkil etmekle birlikte, bir habercinin/haberin yanlılığını bu düzeyde ilan ediyor olması, elbette esef verici... Ancak haberin belki bir (rakamla 1) katkısından söz edilebilir: Bir tür karalama kampanyası, hatta "çamur at, izi kalsın" mantığı ile şekillendiğinden şüphe duyulması gereken haber, bir dizi holding/firma/markayı -amiyane tabiriyle- afişe ediyordu. (Haberde, Gezi Parkı direnişinin ilk günlerinde Penguen belgeseli, yarışma programı ve komikli dizi göstermekten beri hiç bir muhabirlik becerisi/eforu göstermeyen kanallardan reklamlarını çektiği iddia edilen firmaların tam listesi için: https://eksisozluk.com/gezi-olaylarina-reklam-ayari--3883194) Kıssadan hisse, A Haber'in su götürmez yanlılığı üzerine ben de yurttaş gazeteciliğimi ve en temel vatandaşlık hakkım olan haber/bilgi alma özgürlüğümü kullanarak araştırmaya giriştim. Haberde adı zikredilen firmalar, gerçekten reklamveren kimlikleri ile başta NTV olmak üzere çeşitli kanallara, tam olarak da ülkeyi sarsmakta olan olaylar karşısındaki kayıtsızlıkları nedeniyle bir yaptırım uyguladılar mı? Liste bu kadar mı, eksik mi, fazla mı? İlgili reklamverenlerin yaptırımı hangi boyutta idi? Bu soruların yanıtlarını alabilmek için yaptığım görüşmelerin sonuçlarını -en azından ulaşabildiğim kadarıyla- gün be gün paylaşıyor olacağım. Temel motivasyonum şu: Bir vatandaş olarak bana ulaştırılan bir haberin doğruluğu/yanlışlığını konusunda asıl kaynaktan bilgi almanın, temel bir hak olduğuna inanıyorum. Dezenformasyon nedeniyle hiç bir bireyin/durumun/tüzel kişiliğin ne yargılanmasını ne de hak etmediği bir paye almasını istemiyorum. Gezi direnişinin başından beri bundan muzdaribiz zaten: Yalan duymak istemiyoruz; gerçeklerin dillendirilmesini talep ediyoruz. Ve bu talebi karşılamayan her taraf/temsil karşısında, temel vatandaşlık hakkım olan bilgi alma özgürlüğümün peşine düşmüş bulunuyorum. Öte yandan belirtmem gerek ki, bu sorgulamam asla ilgili firma/markaları yargılamak için değil... İleriki günlerde yazacaklarım, ismi geçen firmaların reklamlarını çekmesi/çekmemesi üzerinden bir kampanya/propagandaya dönüşmeyecektir. Bu satırları okuyanlar tarafından da asla dönüştürülmemelidir. Bireylerin, hür iradeleriyle söz konusu firmalar ile çalışmak, onların ürünlerini tüketmek / hizmetlerini kullanmak bağlamında burada paylaşılan bilgileri bir etmen olarak elbette değerlendirebilirler. Dolayısıyla olası bir eleştiri için peşinen not düşeyim: Bu karar, bireyleri bağlar. Haberleşmek üzere!
Hi everyone.
I'd like to share the latest situation in Istanbul with you.
Unfortunatelly on Saturday,the police attacked with TOMA and gas to the park & Taksim Square. People ran into the hotels nearby, still it was not enough for the police. They tried to enter into the hotels too... So many people have been arrested for sitting in a park in a pieceful way. People tried to reach Taksim but the public transportation was not stopped.The thing that hurt me the most, these pieceful protestors were shown as marginal groups and terrorists.. But the mothers are proud of them. Because they don't have any guns, they can only fight with their mind and heart. All we want from PM Erdogan is not to discriminate his own people and defend our rights. This is really sad! Now the park is empty but the other streets are full of people, fighting for freedom. We still have hope!