korkmaktan geliyorum bir süredir
içimdeki zaman aşırı raylardan
dokunsam elimi kaptıracak gibi kokuyorum
şanslıyım ki yerinde tüfek yok ve fişek
ve damlamıyor sokağıma çatı
yalnız gövdemde bir ağrı sızıyorum
devinimin hep aynı renk bir yanılsamadan ibaret olduğunu gösteren bir ayrıntı
ve tüm ağırlığıyla yeniden örülüyor taş kapı
şu hep aynı yoldan yoluşan ama binlerce yola ayrılan
kapkara, kupkuru, kaskatı
ağır ağır battığım bir bataklık katı
rayında belki ama kahır kayıplar vermiş bir aykırı
kimsin diyorum sen ey ehl-i kendime
iki çift laf edelim soytarı
hişt diyor ve durayor zaman
o zaman sığınamıyorum bile kendime
ve bilcümle bilinmeyen üzerimde eziyet
nasıl tedirgin olmuyorsa raylar biletsiz yolculardan
nasıl kanat çırpıyorsa gezegen kuşlardan
kitaplar, el yazmaları yeniden yazılıyorsa nasıl
ve dükkanlar ve barakalar açık kapı bırakıyorlarsa nasıl
ve dahi en çok marangozlar yeniden soluyorsa taze talaşların kokusunu
ve artık telaşsız işlenmiyorsa uhrevi cinayetler
ve dahi kundurasına ayak sürmemiş dünyanın
ile nasılsa yolumuz kesişir diye bir gün
bir gün görüşürüz deyip de sarılıyorsak nasıl
ezcümle umut derler adına üzerinize afiyet
oysa ok yaydan çoktu bir kere
ve tavanı taştı bütün bir evlerin
dolunayı bile küstürebilir bilir bir kelebek
diyorum ki düşsek düşten içeri bir süre ve