Bazen ufacık birşey bile hayatınızı değiştirmeye yetiyor. O hiç önemsemediğiniz, sırf güzellik olsun diye taktığınız kolye bile...
Herşey, bazen içtiğiniz bir kadehte yada bisküvi almak için gittiğiniz o mahalle bakkalında başlayabiliyor. Ve ya bir enkazın altında...
Yanlışlıkla biriyle çarpışabilirsiniz, havaalanında bavullarınız karışabilir bir yabancıyla, aynı taksiyi durdurabilirsiniz mesela, hatta gittiğiniz bir mekanda kadınlar tuvaletine giriyorum diye erkekler tuvaletine de girebilirsiniz...
Gülmeyin!
Kim bilir? Belki de orada tanışırsınız sizin karanlığınızı bir gülüşeyle aydınlatacak olan o kişiyle. Belki de ilk gördüğünüzde olur herşey. Bir gülüşünde erirsiniz. Bir sözünde, bir bakışında, bir düşüncesinde, ona ait olan herşeyinde kaybolursunuz. Ağzından çıkan her kelimeye aşık olursunuz. Elleri ellerinize değince atmaya başlar kalbiniz. Hem de öyle bir atar ki, sanki hiç durmayacakmış gibi, hiç yavaşlamayacakmış gibi. Belki de onun dudaklarında bulursunuz yaşamı. İlacınız olur, ölü ruhunuz onunla canlanır. Ömrünüzün sonuna kadar birlikte olmak istersiniz. Birbirinize görünmez bir iple bağlanıp, o ip hiç kopmasın istersiniz. Sabah uyandığınızda ilk onu görüp, gece yatarken en son onu görmek istersiniz belki...
Kim bilir? Belki de sırıl sıklam aşık olusunuz...
















