Hans Christian Andersen #cebrailozsan (Kahramanmaraş Province) https://www.instagram.com/p/CgrltTsjFnhkWcV3bRUdKBsGExnbVQToWpJl6A0/?igshid=NGJjMDIxMWI=

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from Ukraine

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from China

seen from United States
seen from China
seen from Brazil

seen from United States
seen from Mexico
Hans Christian Andersen #cebrailozsan (Kahramanmaraş Province) https://www.instagram.com/p/CgrltTsjFnhkWcV3bRUdKBsGExnbVQToWpJl6A0/?igshid=NGJjMDIxMWI=
Aslında Mutluluk Çok Yakınında uzaklarda aramamıza gerek yok
İçindeki Güneşin Seni Isıtmasına İzin Ver…
ANlar dönüşürken ANIlara farkına varamıyorduk, hemen yanıbaşımızdaki güzelliklerin…
Oysa aradığımız; herşeyin gitgide daha da sahteleştiği şu hayatta, tam da bu değil miydi? Bir parça mutlulukiçin koşturup duruyorduk, mutlu edemeyenlerin peşinde.
Bırak arkadaşım huzur veremeyenleri! Gelselerde yine çekip gidebilecekleri ortadadır zaten.Mutluluğunu bağlama! Eşyalara, insanlara…Onlar hayatındayken içinde bulunduğunu sandığın huzur (!) onlar elinden gittiğinde,uçup gidecektir.
Kendi kendine yetebileceğinin farkında ol! O zaman, daha özgüveni ve iç huzuru yüksek,bir ‘SEN’ bulacaksın,bu defa aynaya baktığında.
Mutluluk böyle birşey. Uzaklarda aramana gerek yok. Dön iç dünyana. Tanıyor musun gerçekten kendini?
Hayır ise cevabın, tanış içindeki ‘SEN’ ile.Yavaş yavaş, o huzuru hissedeceksin benliğinde.
Nasıl mı?
Yapmadığımız için unuttuğumuz bazı alışkanlıklarımızı hatırlayarak…
Sabah uyandın. Nefes alıyorsun ya..görüyorsun ya gün ışığını,masmavi gökyüzünü. Teşekkür et,bunları sana bahşedene.
Ekmek almak için gittiğin fırıncıya, ‘günaydın’ de, kocaman gülümsemeni yerleştirerek yüzüne. ‘Nasılsın’ diye sor. Kimbilir, en son hangi müşteri sordu hatrını, kaç ekmek alacağını söylemeden önce.
Kahvaltını yaptın. Bugünde karnını doyurabildiğin için bir daha teşekkür et, içinden geldiği gibi..
İşe gittin, arkadaşlarında biri moralini bozdu veya işinle ilgili sorunlar mı çıktı?’ Bu da nerden çıktı! hep mi beni bulur! ‘ diye sızlanmayı bırak! Vardır ondanda bir öğreneceğin..sen o an farkedemesende….
Farkında mısın? Mutsuzluluğu elimizle inşa ediyoruz çoğu kez. Olur olmazlara takılıp kalarak.. Yenilgiler herkesin hayatında olur. Maharet gelen bu krizlerle başaçıkabilmek, onları bir basamak olarak kullanabilmek…
Diyeceğim şu ki;
Hayatındaki güzelliklerin en küçüğünü bile göz ardı etmeden, hepsinin lezzetini damağında hissederek, varlıklarından ötürü şükrederek yaşamaya çalış.
Karşına çıkan zorluklara da, ‘bu bana, yaşamın yeni bir nasihati’ diyerek devam et yoluna.
Bak bakalım arkadaşım, o zaman huzur çok uzaklarda mıymış? Esasında kendi içinde mi?
Sahildeki Bank
İnsana aslında çok şey düşündürür bir bank. Hele ki bankın konumu da güzelse, insan hangi hayalâleminde olduğunu bile karıştırır bazen. Denizin hemen kenarında olmasa da dalgaların sesinin hissedilebildiği, renginin ton ton seçilebildiği ve biraz ağaç gölgesinde kalmış bir banksa hele bu insanın en büyük dostu dahi olabilir bir anda.
En güzel mısraların dilden dökülebileceği, kalpten sayfalara akacak en anlamlı ve hisli cümlelerin bir araya getirileceği eşsiz anların arka fonu olur adeta bu manzara. İnsanı daha da derin düşüncelere sevk eder. Sevenin sevgisini, özleyenin özlemini, düşünenin düşüncesini, huzur arayanın huzurunu genişletir. Bir şeyler karalamak isteyene kalemini aratır. Hislerin azalmadan, eksilmeden, kaybolmadan iki satır arasına nakledilmesini kolaylaştırır. Bir bakmışsınız mısralar, satırlar derken içinizdekiler sayfaları aşmış adeta kıyıya vuran masmavi dalgalar gibi kâğıtlara dalgalanıyor, ulaşacak bir kıyı arıyor…
Hele bir de güneş ufka yaklaşmışsa bu manzarada hayal penceresi bir miktar daha genişler. Ya mutluluğa ya hüzne belki de özleme… Ama ne yöne olursa olsun insanın kalbinden genişler. Güneşin batışıyla daha da neşelenir mısralar, sayfalar. Belki hüzünlü, belki hasret kokan kelimeler düşüyordur kalemin ucundan kâğıdın üzerine ama bu güzelliklerle buluştuğu için neşelidir o anlar. Sevginin eşsiz tarifi yapılır mısralara adeta eşsiz olan bu sade bankın manzarasıyla.
Biraz da gözlerini kapatıp düşünmek ister insan bu manzarada. Gözlerini kapatıp, denizden gelen hafif esintinin yüzünü ve saçlarını okşamasını bekler. Sevgilinin narin dokunuşlarını hisseder ten her esişte. Dalgaların kıyıya vuruşunda yârin sesini duyar kulaklar. Aynı anda zihin hepsini harmanlar ve en güzel anları bir film sahnesi gibi sergiler hayal dünyasında. Sahneyi başa sarar tekrar izlersin. Sonra bir kez daha ve bir kez daha. Bu defalarca tekrarlanır. Çünkü bıkmazsın, yaşamanın tadını hayaliyle tatmışsındır o anda. Bırakmak istemez, kopamazsın o dünyadan.
Böyle geçer vakit. Sadece bir tahta parçası gibi görünen o bank adeta senin dünyan olur. İçinden çıkmak istemediğin evin, hayallerine baktığın kocaman bir penceren olur. Aynı hisleri yaşamak için tekrar tekrar uğrarsın. Durmadan ararsın yine aynı heyecanı. Çünkü en uzaktakini bile yakınına getirir. Dilinden dökemediklerini senin yerine söyler. Sevdiklerini seninle beraber sever ve en önemlisi seni senden eder.
Bank deyip geçme, deniz işte diyerek bakma. Gör görmen gerekenleri, hisset hissetmek istediklerini. Yaz gönlünden geçenleri, söyle yutkunmadan her istediğini. En azından o bankdinler, okur. En azından o manzara eşlik eder bıkmadan, usanmadan, başkaları gibi yapmadan…
“Sana Kalbim Kırılmadı”
Bir insan evladının kalbi nasıl kırılır ki? Düşünüyorum bulamıyorum. Aklım almıyor, aklımsız kalıyorum! Bir et parçası nasıl kırılır abi? Hem de öyle kırk yerinden… Kemik kırılır belki kafa kırılır ama kalp kırılmaz ki! Olsa olsa ezilir insanın kalbi. Hem de öyle böyle değil!Kamyonlar geçer sanki üstünden!Söküp deşilir, lime lime edilir… En fazla içi kurur insanın. Ama kalbi kırılmaz. Bakmayın öyle! Birazdan beylik laflar edeceğim! Hem de öyle yenilir yutulur değil! Benim kalbim hiç kırılmadı! Hem de hiç! Biliyor musunuz? Çünkü içimi açtılar, kalbimisöktüler, deşip lime lime ettiler! İçim kurudu hüzünden! Öldüm ulan öldüm! Ama kalbim asla kırılmadı!
“Sana kalbim kırılmadı” dediğimde asla yalan söylemiyorum! Hem de o kadar samimiyim ki bunu söylerken! Parça pinçik edilmiş kalbimi göstermek istiyorum. Alıp eline vermek istiyorum yüreğimi!
Hayır! Olamaz! Yalan söylüyorum! Ben de kırıldım! Kaburgalarım kırıldı mesela! İlla kırıldık ya hani! Göğüs kafesimizi kırdılar abi! Fena kırdılar hem de! Ama kalbimiz kırılmadı.
Yüreğimdeki kuşları salıverdiler mesela! Uçurtmalarıma göz diktiler. Beni ben yapan yüreğimdeki kuşları aldılar. Yarama bereme uçamazlarmış lafta! Oysa onlar uçtukça iyileşiyordum ben!
Size bu kuşlar ne etti abi!?
“Seni Seviyorum” Kelimesi Neden Çok Söylenir?
Bu yazımda sizlerle günlük hayatımızda sıkça kullandığımız seni seviyorum kelimesinin neden çok söylendiğini anlatacağım.
Gencinden yaşlısına insanların söylediği kelimedir “seni seviyorum”. Peki gerçekten seviyor muyuz yoksa sevdiğimizi mi sanıyoruz?
Bu sorunun cevabı sevmek sözcüğünün anlamını bilmekten geçiyor. Sevmek kelimesinin anlamı ise; inanmak, yaşamak, sevdiğini kendisi gibi ve kendisinden de çok duyumsamaktır. Ünlü yazarlarımızın bu kelime için yazdığı bir çok şiirleri vardır mesela Cemal Süreya’nın Tomris Uyar’a karşı:
“Şu üç günlük sevdalara inat
Serserice değil adam gibi seviyorum seni” demesi gibi…
Günümüzde ise karşılaştığımız ayrılıkların bir çoğunun nedeni tam anlamıyla sevmeden bu kelimeyi her defasında kullanmalarından kaynaklanıyor. Eğer gerçekten birine karşı bu kelimeyi kullanacaksanız onu ilk önce tam anlamıyla tanımalısınız çünkü kadınlar erkeklere göre daha çok kırılırlar ve acı çekerler.
Kısacası seni seviyorum kelimesinin çok söylenmesinin nedeni kelimenin bedava olmasıdır…
Onun için seviyorum diyorsanız Ferhat’ın Şirin’e, Kerem’in Aslı’ya, Mecnun’un Leyla’sına karşı olan sevgisi gibi birini yapmacık değil sonsuza dek ne olursa olsun tam anlamıyla sevmeniz ve değer vermeniz gerekiyor..
Kardeşlik son bulmayan arkadaşlıklardan doğar... #cebrailozsan #dnzguneri (Mersin University)
Bazılarının gidicek cesareti olmadığı için ayrılmaya bile cesaret edemezler... #cebrailozsan
Yillanmişligin güzelliği dört şeyde kendini gösterir; yakmak için bekletilmiş odun,içmek için yıllanmış şarap,güvenmek için eski dostlar,okumak için de eski yazarlar en iyisidir. #cebrailozsan (Gaziantep)