kına gecesine katılma ve bu uğurda ödenen bedel konulu sempozyumun açılış konuşmasına hoşgeldiniz madamlar, matmazeller, mösyöler, monsenyörler ve mösyömsüler,
adı pijama partisine dönüştürülünce şaman adetlerimizden, mumlardan ve kınalardan kurtulacağımızı sandık. sandık da ne oldu. üç beş kadın bir araya gelince otomatik işleyen bir portakalın C vitamini en bol yerinde, belki kabuğu belki kabuğun altındaki beyaz kısmı, belki içi, belki çekirdeği, aslında tam göbeğinde hipnotik hareketlerle halkalar oluşmaz mı, oluşmazsa ayıp!
şeymakuzen: ben yüksek tepeler türküsünde asla ağlamam, derdi. haksız da sayılmazdı. babamın bir sörf tahtası olsa yüzse de gelse, annemin pateni olsa kaysa da gelse, kardeşlerim skutıra binse de gelsee, diye söylediğimiz bir türküde ne kadar ağlayabilirdi ki. candan erçetinden yardım almayı düşündük, lakin Cdye yüklediğimizi sandığımız türkü yüksek tepelerin sisleri arasında kaybolduğundan mütevellit biz bir grup karga, başladık söylemeye, öyle sakin bir tonda diyoruz ki, değil ağlamak, gülmek bile mümkün değil. hal böyle iken mervekuzen denen deha sahibi şahıs, şeymakuzenin eski beyanatlarına binaen koydu Badem’den Sen Ağlama’yı. ışıklar sönmüş, ellerimizde mumlar, kırmızı tül örtünün altındaki gelin şokta: kara gözlerinden bir damla yaş düşünce, güzel yüzün yanakların ıslanır… gelin ağlıyor, dönenler ağlıyor, dönmeye devam ediyor. şeymakuzen tarihe geçiyor ve bizler de…
kimin icat ettiği hususunda sabah programlarında tartışmalar devamededursun ( Tolga Han bile karıştı bu işlere, Hakan Peker’den de bir sorti bekliyoruz) bizler tavana değme pahasına zıp zıp zıpladık, dansın, müziğin kökenini salladık evle beraber. sonrasında içilen soğuk su aslen tosun kıvamında olan bünyemi alt üst etti. evet hastayım. bu hastalığın üzerine kardeşimle aramda şöyle bir diyalog geçti:
kardeş:- abla domuz gribi varmış.
abla:- anaaa, ben de domuz gribi mi oldum?
kardeş: - abla meksikadaymış virüs!
abla: - anaaa, meksika sınırını izlemiştim, onlardan mı geçti dersin!
evet onlardan geçti. biz ki yıllar yılı gece kuşu-zaga-tv çocuğu-makina gibi programlarıyla okan bayülgeni, beyaz showda – ki kanal 6da radyo programı formatıyla yayınladığı radyo showunu da takip ettiğimi eklersek- beyazıt öztürkü izliyoruz. reklam arasında beyaz şovu açınca annem: bak işte, diğeri adam gibi program, bu ne böyle, dedi. annem ki beyaz şov geleneğinden gelme bir kadın, aziz üsteller, cem özerler, rüstem batumlar eskitmiştir, meksika sınırındaki biraderlerimizi beğendi, ki o pornografi adındaki bir kitabı tavsiye edecek kadar rahat olmalarına rağmen.
not: içimi epey döktüm sanırım. evet eski yazılarıma benzemedi bu, çünkü hastayım, çünkü domuz gribi olduğumu sanıyorum. belki de benimkinin ismi horon gribidir, bu grip de meksikada değil, bizzat istanbulda bulunmaktadır. fotoğrafta her şey apaçık görünmektedir.
ilk yayınlanma tarihi: 26 Nisan 2009
not2: Şeyma şimdi 1 çocuk annesi.