Çayınızı nasıl alırsınız?
Şükriye Dikmen - Portre
“ Bilgiden en büyük olanlar, Alimler Büyük düşüncelerini, göklerde gezdirenler. En büyük sırsa konu, alemlerinki gibi. Onlar da şaşırmış, tepetaklak gitmişler. Desem ki bilgiden yana yoktur eksiğim. En derin sırlara erdim, çok şey öğrendim. Yetmiş iki yıl gördüm, hem gece hem gündüz. Sonunda anladım, bir şey öğrenmemişim.” Rubailer - Ömer Hayyam
Çayı nasıl demlersiniz? Cevap basit gibi, yapraklar belli bir sıcaklıktaki suda bekletilir. Bu bekleyişin süresi, suyun sıcaklığı, eklenecek diğer tatlar, hepsi ama hepsi kişisel zevklere ve alışkanlıklara göre değişir. Sonra o suyu süzersiniz. Önünde sonunda içtiğiniz çayın kendisi değil, çayın suda aldığı hal, yani demdir değil mi?
Yaşam mücadelesi de böyle bir şey sanki. Öğrenilen ne varsa hepsi çay yaprakları gibi süzgeçte kalsa ve size düşen tek şey demin tadına varmak olsa.
Demin bir anlamı daha var: zaman. Öğrendiğimiz yeni alışkanlıkları uygulamak için kendimize gerçekten ihtiyaç duyduğumuz zamanı veriyor muyuz? Yoksa tüm bu bilgileri hızlıca bir işlemciden geçirip kendimize sihirli değnekli bir bilgisayar mı yaratmaya çalışıyoruz?
Bazen kendini arama yolunda öğretilere ve teorilere takılıp kalıyoruz. Daha çok okumak, daha çok yöntem öğrenmek, dur durak bilmeden veri toplamak. Bu da çayın tadını almak için çay yapraklarını kemirmeye benziyor.
Öğrendikleriniz, deneyimleriniz, teoriler, çıkarımlarınız, varsayımlarınız, deneme-yanılmalarınız. Hepsinin bir dengesi ve zamanı var. Biraz arada durup onları bekletmeli, demini aldıktan sonra süzmeli. Bırakın dumanı tütsün, bırakın sıcağı dilinizi yaksın. Zaman içinde nasıl insanın zevki değişirse, bu yolculukta elbette çayınızın tadı da sizin isteklerinize göre değişecek.
Nasılsa anlayacağız hiçbir şey öğrenmemişiz. Önemli olan farklı tatları deneyimlemeye izin vermek. Hepsinin tadı damağınızda kalacak, buna eminim. Yeter ki demini alsın.
Sevgiyle kalın.











