Bu Şarkıda yaşamak istiyorum
Dinlemeye başladığımda yavaştan ısıtıyor beni; tatlı tatlı yaklaşmasından anlamalıydım. Geliyor
“Ve dumanlar yükseliyor kafandan,
dumanlar kaplıyor ölmüş sabahı” hissedebiliyorum; söylemesede.. hemen ardından;
“On naked shoulders” diyor, duruyorum, o da duruyor ve bir an göz göze geliyoruz, kısacık bir an, çok kısa. .
“No flowers, no thorns” … Tam o ara çello tekrar giriyor, yay tellere dokunuyor, kapattığım gözlerimden minik bir yaş boşluklarından çıkan havaya doluyor. Dumandan önce başlıyor hikayem, o damlada. Bir şarkı beni nereye götürüyor?
“Hey love” devam ediyor…
Aynı kızgınlığı hissediyorum, o minik yaş kuruyor ben yanıyorum, çaresizlik içinde yanmak öfkelendirebiliyormuş diye düşünüyorum. Gitarın telleri çellonun güzelliğine isyan ediyor, asilliğine karşı koyamıyor, aynı dilde bende küfrediyorum; sigara içmeyen ben bir sigara yakabilsem güzel olurdu diyorum.
Bağırıyorum bende bağırıyorum lanet olsun yetmiyor.. ve bir anda.. içime üflüyor. Sönüyorum. Yaktığı gibi söndürüyor ; ağır ağır…Dediği gibi oluyor. gerçek değil! gerçek değil! gerçek değil! defalarca söylüyorum.. çünkü gerçek değil! gerçek değil! gerçek değiiil! Birbirine kenetlenmiş dişlerim ayrılıp dudağımı ısırıyor
gerçek değil..sıkıca yumduğum gözlerimi inanır gibi olunca açabiliyorum, yavasça.. ve kapalı bir hava.. Yagmur yok, kar yok, güneş yok, çiçek ve diken yok.. Süpürülecek bir kış , hayır yok. Karanlık, yok. . Hepsi bu kadar; geride yalnız yapışkan bir gri var..
Gerçek…
Donuyor muyum.. Sahiden dumanlar kalıyor .. “Oysa bugün, sonsuz olmalıydı”…Biliyorum