Lutherciliği ve Calvinciliği tarih kitaplarında hep Ortaçağ'da Katolik kilisesinin insanın özgürlüğünü ve umudunu elinden alan tutumuna ve kapitalizme karşı olarak yükselen, insana özgürlüğünü ve isyan etme hakkını geri vermeye çalışan akımlar olarak okuduk ve dinledik ama bu adamların öğretileri iyice incelenirse insanları bir perişanlıktan alıp öbürünün kucağına bıraktığını, insanların yalnızca kendi belirledikleri sınırlar çerçevesinde isyan etmelerine izin verdiklerini ve özgürlük dedikleri şeyin aslında insan doğasının kötücül bir doğaya sahip olduğunu kabul etmek ve bundan yalnızca kendinden tümüyle vazgeçerek Tanrı'nın lütfuna sığınmak koşuluyla kurtulabileceğine inanmak olduğunu görüyoruz.
cümlenin bir sürü anlatım bozukluğu içerdiğine eminim ama unutmadan yazmam lazımdı. daha sonra bu konu hakkında okuduklarımı yazmam da lazım. geçmişten günümüze insnaların değişimi inanılmaz. bakın o dönemin insanları birebir şu cümleleri sarf eden bir insana hak vererek destekçisi olmuş:
" Yetke sahipleri -yöneticilerden bahsesiyor- kötü ya da inançsız bile olsalar, yetke ve onun gücü iyidir ve Tanrıdan gelmektedir... Dolayısıyla, nerde güç varsa, ve nerde o güç kendini göstermişse, oradadır ve orada kalır, çünkü onu Tanrı buyurmuştur." " Tanrı, ne kadar haklı olursa olsun, güruhun ayaklanmasına izin vermektense, ne kadar kötü olursa olsun hükümetin varlığına dayanmayı yeğler... Bir prens ne kadar buyurgan olursa olsun, prens olarak kalmalıdır. Yönetici olabilmek için uyruklara gereksinimi vardır, bu yüzden kaçınılmaz olarak yalnızca birkaç kişinin kafasını keser"
yemin ederim aynen bu tepkiyi verdim bu arada












