https://golgegezgin.blogspot.com/2020/09/hiking-ankara-101-cankaya-dikmen-vadisi.html
Yürüyüş sıradandır, tekrara dayanır, tekdüzedir. Ama asla bıkkınlık vermemesinin nedeni de budur. Tekdüzelik ile can sıkıntısına birbirinden ayrı tutmak gerekir. Can sıkıntısı planların, beklentilerin olmamasından kaynaklanır. Boş boş kendi etrafınızda dolanırsınız. Belli bir şey beklemeden bekleriz; hiçbir şeyin beklentisi içinde olmadan, boş bir zamanda sonsuza dek askıya alınmaktır bu. Sıkılan beden yatar, kalkar, kollarıyla havayı döver, bir o yana bir bu yana gider, aniden durur, sonra yeniden başlar kıpırdanmaya. Her saniyeyi doldurmaya çalışıyor çılgınca. Can sıkıntısı hareketsizliğe karşı beyhude bir isyandır; yapacak bir şeyimiz yoktur, hatta yapacak bir şeyler bulmaya bile yeltenmezsiniz. Canınız sıkılırken kendinizden ümidi kesersiniz. Her şeyden bıkarsınız hemen, çünkü kendi inisiyatifinizdedir bu. Kırılma dışarıdan gelmek zorundadır. Bu durum sizi çetin bir sınavla yüz yüze getirir ve arzularınızın ne kadar kısır olduğunu anlarsınız. Canınız sıkılırken her an yinelenen bir tatminsizlik, başlangıçlara karşı bir tiksinti duyarsınız: her şey başlar başlamaz bıkkınlık verir çünkü başlangıcı yapan sizsinizdir. Yürümek ise böyle bir bıkkınlık yaratmaz. Sadece tekdüzedir. Yürürken bir yerlere gidiyorsunuzdur, hareket halindesinizdir, adamlarınız düzenlidir. Yürüyüşte bu kadar çok düzenli ve ritmik hareket vardır ki hareketsiz bir bedende dört dönen zihnin kışkırttığı can sıkıntısı yanınıza bile yaklaşmaz.
( Frédéric Gros, Yürümenin Felsefesi )
.
.
.
.
.
[ Ankara, Çankaya, Dikmen Vadisi, 11.09.2020 ]













