“Çeşmek Be-zen Sitare Ezmen Mekon Kenâre” Nerden çıktın karşıma böyle Sitare Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde Kirpiklerin yüreğime batıyor T
seen from Russia
seen from Spain
seen from France
seen from Türkiye
seen from Spain

seen from United Kingdom
seen from France

seen from Hong Kong SAR China

seen from Maldives
seen from Türkiye
seen from Türkiye
seen from Belarus
seen from China
seen from China
seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from Germany
seen from China

seen from Canada
“Çeşmek Be-zen Sitare Ezmen Mekon Kenâre” Nerden çıktın karşıma böyle Sitare Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde Kirpiklerin yüreğime batıyor T
Tanrı öyle yazmıştı anlımıza
Bıçaklar, tabancalar dururken
Bir çift sözden ölecekti ikimizden biri.
Nerdesin Azapay, kara yerde misin, mavi gökte misin, yerle gök arasında bir kızıl çilede misin?
türkiye'm -------- #dilavercebeci #türkiyem
Büyük şair, yazar Dilaver Cebeci'yi ölüm yıldönümünde rahmet ve minnetle anıyorum. #dilavercebeci #şair #tanrıdağı #türkiyem #türk #şiir (Istanbul, Turkey) https://www.instagram.com/p/CAxwiAKgddz/?igshid=1f72g4u3uwsro
Bir Yalnız Savaşçının Ölümü ~ Selçuk Küpçük Şiir: Dilaver Cebeci #selçukküpçük #tebessümprovaları #biryalnızsavaşçınınölümü #DilaverCebeci #müzik #music #nedinliyorum #dinliyorum #iamlistening #güzelmüzik #nicesong #موسيقى #أسمع #اسمع #أغنية (Konya, Turkey) https://www.instagram.com/p/B9hNdvqDTQ5/?igshid=ztk6n3g18n72
Gözlerin
Siyah mı, elâ mı, yeşil mi bilmem? Gözlerin, gözlerin, aman gözlerin! Alır beni mor dağlara çıkarır, Sevdalı başımda duman gözlerin.
Göz kırpmadan çağlar boyu seyretsem, Aşkın çağırdığı menzile yetsem, Pupa-yelken orda kaybolup gitsem, Bir uçsuz bucaksız umman gözlerin.
Gözlerin bir çölde lâcivert gece, Işıklar oynaşır sarışın, ince, Her sînede yara açar derince: Zağlı kılıçlardan yaman gözlerin!
Varlıklar üstünden sessizce aşan, Yıldızlar söndürüp, yıldızlar yakan, Şakağımda beyaz izler bırakan, Sırlı ve muhteşem zaman gözlerin.
Gözlerin cenklerde yaşatır beni, Gerilmiş bir yaydan boşaltır beni, Bozkır hilâlince kuşatır beni, Gözlerin, gözlerin aman gözlerin!
Dilaver Cebeci_Sitare
Nerden çıktın karşıma böyle Sitare
Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
Kirpiklerin yüreğime batıyor
Telaşlı bir kalabalığın ortasında
Ayaküstü konuşuyoruz
Nedimin nigehban nergisleri gibi
Üstümüzde bütün nazarlar
Çok utanıyorum Sitare
Dün oturup hesap ettim
Sen doğduğun zaman
Ben bir askeri mektepte talebeymişim
Sen bilmezsin Sitare
Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
Her akşam dokuzda yat borusu çalardı
Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
Bir derin uykuya atardım kendimi
Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Seninle konuşurken Sitare
Aklıma yıldızlar dökülüyor
Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde
Ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan
Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında
Gökyüzü salkım salkım
Zigguratlar tıklım tıklım
Dönüp dolaşıp dudaklarına takılıyor aklım
Ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım
Kimi gün boşlukta konacak yer bulamayan
Kimi gün inatçı yosunlar gibi kepez diplerine yapışan aklım
Gözlerine baktığım zaman Sitare
Bütün çöllere ay doğuyor
Yoldaş ediyorum kendime İmrül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı
En kuytu vahaları dolaşıyorum
Hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş Sitare
Çadırla su arasında bir cılga var
O cılgada narin ayak izlerin var
Durgun suya düşüp kalmış gözlerin var
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Bazan sapsarı bir benizle geliyorsun
Yorgun çizgileri alnında uykusuzluğun
Biliyorum içinde bir sızı var
Bıçak ağzı gibi bir sızı var
Bu sızıdır işte seni verimsiz kılan
Züheyr’in Suad’ı gibi keremsiz kılan
Kuzeyden güneye
Güneyden kuzeye
Heyy! Gidip geliyorum bu çöllerde
Kureyş’in heybetli ve inatçı develeri
Hiç aldırmadan benim esmer sevdama
Geviş getiriyorlar ufka bakarak
Ben kaçıp Yesrib’e sığınıyorum
Yesrib bahane, bir kitaba sığınıyorum
Dağda, ovada, badiyede okuduğum hep elif
Elif diyorum Sitare, sineme elif çekiyorum
“Ah minel aşk-ı ve halatihi..”
Çok eski bir gerçektir bu biliyorum
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
Ve ikimizde ıslanıyoruz
Ben ne yağmurlar gördüm Sitare
Ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım
Bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
Ben göğü hep bir kurşun gibi ağır
O şehirde sırılsıklam gezerdim
Bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
Tapınaklar insanları safra gibi atardı
Sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı
Bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni
Gidip bir Uygur çadırında göğü dinledim
Kara bulutlar kükrerken bir Kaşkar sabahında
Oturup Aprunçur Tigin ile seni konuştuk
Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
Kaşı karam, gözü karam, saçı karam
Umay gibi yumuşak huylum
Nerden çıktın karşıma böyle
Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime
Asya’nın bozkırlarında ordular düşüyor peşime
Yığılıp kalmışım bu Anadolu toprağına Sitare
Adam akıllı yorulmuşum
Ellerin böyle olmamalıydı
Ellerine acıyorum
Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
Durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol