Dışa çıkmayan her şey ölür.
Toprağa ektiğin tohum dışa çıkarsa canlanır.
Toprak altında kalırsa çürük.
Sevgide öyle!
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye
seen from Japan
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States

seen from Russia
seen from United States
seen from Ireland
seen from United States
seen from Russia
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Netherlands
seen from Türkiye
seen from United Kingdom
seen from Russia
Dışa çıkmayan her şey ölür.
Toprağa ektiğin tohum dışa çıkarsa canlanır.
Toprak altında kalırsa çürük.
Sevgide öyle!
Seviyorsanız söyleyin, özlediyseniz arayın.Hayatınız gururunuz kadar uzun değil.
İhanet
Şiir ihtiyacı olana seslenir. Hissettiklerinin ifadesidir. İhtiyacını giderir. Lakin şiir, o hissi, O haliyle ilk dile getirenindir. Kafiyeye dökenindir. Şiir edenindir. Sebebi ne olursa olsun, Kendine ait olmayan bir şeyin, Sahibi olduğunu iddia etmek, Kendi yazmış gibi göstermek, Emeği gaspetmektir, hırsızlıktır, Asıl sahibine ihanettir, Hakkını yemektir… Mustafa Murat Güngör 10.02.2026
View On WordPress
Bir özlemi dile getirmek
Nasıl ki özlemin bin bir hali varsa, özlemi belirtmenin de öyle bir çok hali var. İnsanlara baktığımda nedendir bilinmez, özlemi dile getirme konusunda genel bir başarısızlıkla karşılaşıyorum. “Ben seni özledim” demeyi en az sevgimizi dile getirirken ki kadar zor söylüyoruz. Keza kendimizi durdurcak değiliz toparlayıp bir şekilde söyledik, bu defa da özlemi karşılama konusunda bir başarısızlık zinciriyle yüzleşiyoruz. O kısmı teğet geçip ben bugün kendim de yola çıkarak özlemi söyleme konusuna değineceğim.
Kendimden bakacak olursam konuya; duyguların açıkça söylendiği bir ailede büyüdüm. Bunun getirisi, hayatımın her alanına yayıldı. Önceleri, özlemle ilk yüzleştiğim vakitler; özlediğimi dile getirmek bir ağırlık değildi benim için. Kolayca “ben seni özledim” diyebiliyordum. İlk özlemlerim mesafelerin aramızı açtığı dostlarıma oldu.
Ardından sevgiliye özlem ile karşılaştım. Aynı açıklık burada da devam ederken fark ettim ki özlemi dile getirmeme ket vuran durumlar oluyor. Başta ciddiye almadım. Sonra yaşanmışlıkların getirisi, ben fark etmeden içimde bir şeyler bu durumu ayak uydurdu. Asıl olaylar biraz da bu vakit peydah oldu.
Sonrasında aileden ayrılış ile özlem gündemimde yer aldı. Bu vakitten sonra özlemek ve gözyaşı arasındaki bağı yavaş yavaş öğrendim. Özlediğimi dile getirmenin en zor olduğu durum belki de buydu; babamla telefonda konuşuyoruz. Özlemden sesimiz titriyor, kalbimde bir ağrı. Dilimin ucunda ama söyleyemiyorum. Derken babam benden güçlü çıkıp seni çok özledim diyor. Başlıyorum ağlamaya, babamın da hali pek iyi değil ki telefonu kapatıyoruz.
O gün niçin özlediğini söyleyen ben olamadım diye çok düşündüm sonra. Kanaatim, özlemi bir zayıflık olarak içselleştirdiğimiz oldu. (Ben bunu hiç de isteyerek yapmamıştım) O gün ağlamaktan, üzülmekten korktuğum için özlemimi bastırmayı seçtim.
Devamındaysa tanıdığım insanlar hep özlemenin bir zayıflık olduğunu subliminal mesajlarla bana gösterdiler. Çok sorgulama fırsatı olmadan kabul etmeye meyil verdim. ( Kendimi üzülmekten koruyacağım sanki) Fakat o işler tamam bundan sonra böyle demekle olmuyormuş. Özlemin ve bunu paylaşamamanın üzerimdeki yansımaları ürkütücü oldu. Sırf bu zayıflık olduğu gereksiz kanısından ötürü kimi özlediysem, ondan uzak durmaya çalıştım. (sanki özlemimi azaltabilecekmişim gibi) Özlemimi içimden çıkarıp da söyleyemediğim her gün biraz hırçınlaştım, olur olmadık şeylere patlar oldum. Ne komik; sebep ne bu haline: Ben sadece özlemiştim.
Şimdilerde bir özlem içerisindeyim. O kadar sözden sonra bunu dile getirdin mi demek hakkınız; şimdilik hayır, ama uzun süre tutacağımı sanmıyorum. Kendim de bir özlemle cebelleşirken bu konuyu uzunca düşünme vaktim oldu. Üç günlük dünyada bir özlemi paylaşmak ne kadar kötü olabilir? İtiraf etmeliyim ki; özlemini dile getirme kararını almış kişi, karşının sizi özleyip özlemediğinden bağımsız bir soğuk duvarla, bir kaç geveleme hatta bunu dile getirdiği için bir şaşırma ile karşılaşabilir. (İnsanlar duygularını açık seçik söylemeyi sevmiyor, duymayı da sevmiyormuş gibi yapıyor. Bunu daha çözemedim) Ama bana soracak olursanız hala hissedebilidiğiniz için şanslısınız. Bu hisleri unutup yozlaşmış bir çok insan varken, farklısınız.
Madem özlem gibi bir duygu var; ben seni özledim demek bu kadar da güç olmamalı!