Sakin ol şampiyon!
Öyle bir hâle geldik ki; milyonlar girip çıkıyor ceplere, hesaplara, ayakkabı kutularına. Yine de yetmiyor. Daha çok para, daha fazla rant, rüşvet, para aklama... Para! Para! Para!
Sonra bir bakmışsın onca pislik içinde adamın biri çıkmış, "Olmaz," diyor. "Ben böyle bir işe ortak olmam, memuriyetimi yakmam."
Velhasıl adam kahraman oluyor. Kahraman memur!
O kadar kanıksamışız ki etrafta dönen binbir çeşit oyunu, dolabı. O kadar inanmışız ki insanların artık hiç düşünmeden ruhlarını şeytana satacaklarına, şaşırıyoruz böyle örneklere. Durum vahim, hem de çok.
Öte yanda bir baba, acılı bir baba. Ertesi gün iki... İkisi bir olup, acılarını yutup milyonları sükûnete davet eden babalardan bahsediyorum.
Bir "baba" daha var ama bu zatı insanî bir isim/zamir/sıfat ile anmak ne mümkün! (X şahıs diyelim) Zira X, 15 yaşındaki oğlu katledilen anneyi yüzlerce kişiye yuhalatan, bir de üstüne yavrusunu terörist addeden bir mahlûk.
Amacı ise daha çok can yemek, daha çok kan içmek; hiç doymamacasına!
Ama bir o kadar da asabi. Amacına ulaşamıyor bir türlü. Olmuyor işte! OL-MU-YOR!
Çünkü birileri sürekli itidale davet ediyor. Kim bunlar sahi?! Niye sözünü dinletemiyor "bunlara"!
"Onlar, bunlar..." sakin olmalı gerçekten de. Sakin olma zamanı. İçten içe köpüren öfkeyi, nefreti bastırma zamanı. İki gün evvel evladını, canını yitiren baba(lar) bile bunu başarabiliyorsa biz niye yapamayacakmışız!
Adaletin bir ayağı topaldır derler; ama gideceği yere er ya da geç ulaşır.
Az kaldı, sabır!









