Diziyi izleyenler vardır belki ben daha yeni başladım ama genel olarak konusu alışıldık konulardan olan bir dizi her şeyini kaybeden saftan da saf kızımız ortada kalır ve o anda kader ağlarını örer Jun ortaya çıkar ilk görüşte aşk mı desem görmeden gölgesine bile aşık olmuş olabilir “kader” kavramının çokca göze sokulması son zamanlarda dizi izlememe engel olur oldu. he bir de ikinci rol biraz zayıf kalmış gibi geldi daha çok erkek başrol ikinci rol sendromu yaşatacak tiplerden seçildiği için sanırım ikinci rol böyle olsun demiş olabilirler. dizi woooaah bir dizi değil ama oyuncuların uyumu ve kızın fazlaca saflığı izletiyor açıkcası dizi arayan varsa izlenebiliritesi olan bir dizi ama sadece eğlenmelik yani çok bir anlam yüklemeyin ve benden bu öneri yüzünden sorumluluk yüklenmemi beklemeyin izleyen varsa onlardan da yorum beklerim ki belirttiğim gibi ben daha ilk bölümlerini izledim bırak derseniz bırakırım da o derece
Sezon finalini izleyip geldim dostlarım. Evet, 17 saniyecik dahi olsa sonunda Buz ve Ateş’in Şarkısı’nı görebildik. O 17 saniyede bile o kadar büyük bir duygu yoğunluğu vardı ki... Tepinerek bölümü izledikten sonra Seray’a mesaj attım. Kendisi doğal olarak ağlamış. Fangirl damarımız o kadar kabardı ki oturduk yaklaşık 24 defa aynı sahneyi izledik. Çok güzeller, çok özelsiniz, çığlık atmak istiyorum. Bağırın Ryanna diye!
The Dragon Prince and The Wolf Lady.
“Prince Rhaegar loved his Lady Lyanna the thousands died for it.”
UYARI : Yazılar genel olarak spoiler içerebilir. İçermeyedebilir.
İmdb puanı: 8,2
Benim puanım:6
Drama: The Legend of The Blue Sea
Hangul: 푸른 바다의 전설
Director: Jin Hyeok
Writer: Park Ji-Eun
Episodes: 20
Date: 2017
Language: Korean
Country: South Korea
Cast: Gianna Jun, Lee Min-Ho, Lee Hee-Jun, Shin Won-Ho, Shin Hye-Sun
2016 SBS Drama Awards - December 31, 2016
Best Actor (genre / fantasy) (Lee Min-Ho)
Special Actor (fantasy) (Sung Dong-Il)
Ten Star Award (Lee Min-Ho/Gianna Jun)
Best Couple Award (Lee Min-Ho/Gianna Jun)
Diziye yanlışlıkla başlayıp, başlamışken de bitireyim bari diyerek izledim. Konusu bir denizkızıyla bir adamın aşkını anlatıyor. Hikaye iki farklı farklı zaman dilimini anlatarak başlıyor. Reenkarnasyon bu dizide de tabi ki gündemde 😊 . Eski dönemde bir araya gelmiş ama sonu kötü bittiği için ayrı düşmüş bu çiftin günümüzde tekrar bir araya gelmesini izliyoruz.
Gianna Jun her ne kadar My Sassy girl filminde efsaneleşmiş olsa da üzülerek söylüyorum ki hem beğendiğim bir oyuncu hem de güzel bulduğum bir kadın değil. My Sassy girl başucu filmlerimden olsa da oyuncuya düşüncem bu yönde. O nedenle diğer izleyicilerin yorumlarında komik olduğunu söyledikleri sahneler bana çok da komik gelmedi. Denizden çıktıktan sonra edindiği arkadaşlıklar çok keyifliydi ona lafım yok. Ama onun yanı sıra dram sahnelerinde oldukça donuk kaldığını düşünüyorum.
Lee Min-Ho ise deniz kızımızın aşık olduğu adamı canlandırıyor. Dramatik bir aile geçmişine sahip. Sürekli 2 arkadaşı ile takılıyor ve dolandırıcılık yapıyorlar. Burada da şöyle bir eleştirim olacak; Heo Joon Jae'nin yaptığı o çakmak numarası! Neden? Yani dizinin hiç öyle bir havası yokken ve devamında da hiç böyle bir sahne olmayacakken neden eklediniz ki onu oraya. Çakmakla karşısındakini hipnotize edip istediğini yaptırdı falan… madem yapabiliyordun geçmişin neden o kadar acıklı geçti be çocuk demezler mi?
Deniz kızına aşık olan kişinin deniz kızının iç sesini duyabiliyor olması eğlenceli olmuştu. Deniz insanlarının birbirlerini telepatik duyuyor olması ama insanların onları duymaması farklı denizkızı hikayelerinde de hep anlatılıyor. Ömürleri boyunca yalnızca bir kişiyi sevip o kişi için kalbi atıyormuş. Bu hikayeler diziyi güzel tatlandırıyordu.
Açıkçası çok kötü bir dizi değildi, bir şekilde akıyordu. Gel gör ki 14. Bölümde sonra gereksiz entrikalar, uzatmak için yazılmış diyaloglar çok sıkmaya başlıyor. Bende diğer yorumlar gibi flash-back’lerde oldukça koptum. Sıkıcı ve diziden bağımsızdı. Dediğim gibi kötü değildi ama iyi bir dizi olduğunu da söyleyemem.
Dizide ilerleyen bölümlerde adam kadının denizkızı oluğunu anlıyor. Şimdi size sorarım, bırakın sevdiğiniz birini, tanıdığınız biri deniz kızı olsa, demez misiniz kuyruğunu bir göreyim diye. Hiç mi merak etmezsin. Evde havuz var, kimse yokken ucundan azıcık bakayım denmez mi yahu! Ayrıca o deniz kızı kostümü nedir Allah aşkına, bildiğin balık model gelinlik. Birazcık pul koy, kabuk koy ne bileyim, dantelde olmasın yani.
Dizide en keyifli sahne Jo Jung Sook’un konuk oyuncu olduğu sahnelerdi. Aralarındaki konuşmalar olsun, oyunculuğu olsun, resmen onu dizide görünce mutlu oldum. Daha önce Oh My Ghost da izlemiştim. Ve izlerken açıkçası çok da beğenmemiştim. Fazla kasıntı olduğunu düşünmüştüm. Bu düşüncem diğer dizinin senaryosundan mı yönetmeninden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama buradaki kısacık rolünde beni yakalamayı başardı. Kendisini beğendiğim oyuncular listeme ekledim. Deniz kızımız ile diyalogları da çok keyifliydi. Özellikle gözyaşlarının inciye dönüşmesi tatlı bir detaydı. Para kazanmak için ağlak pembe dizi izleyip, inci biriktirmelerine çok eğlendim. Mutluluktan ağladığında en pahalı pembe inci düşmesi ise kıymetli bir dokunuştu.
Konuk oyuncudan bahsetmişken, Cha Tae-hyun'nu çok daha kısa süreli dizide konuk olarak görüyoruz. İkili meşhur film My Sassy Girl de beraber oynamışlardı. İkisini beraber görmek kalbimize dokunmadı dersem yalan olur.
Sonunda ise Kore sinemasının artık imzası haline gelen zaman atlamasını burada da gördük. Açıkçası bu dizi için gerek olduğunu düşünmüyorum. 20 bölüm zaten uzamasa da olacak bir dizi için, zaman atlaması fazla olmuş gibiydi. Buna rağmen diğer dizilere göre sonunu gayet güzel toparladılar.
OST:
2nd Moon - My name
I accidentally started this series and thought, “Well, since I’ve started, I might as well finish it.” The story revolves around the love between a mermaid and a man. It begins by alternating between two different time periods, and of course, reincarnation is a central theme 😊. In the past, the couple came together but ended tragically, leading to their separation. In the present day, we watch them reunite.
Gianna Jun, despite becoming iconic through My Sassy Girl, is unfortunately neither an actress I particularly like nor a woman I find beautiful. While My Sassy Girl is one of my all-time favorite films, my opinion of her as an actress remains unchanged. That’s why the scenes other viewers found funny didn’t land for me. The friendships she forms after coming ashore were enjoyable, though—no complaints there. However, I found her performance in dramatic scenes rather flat.
Lee Min-ho plays the man the mermaid falls in love with. He has a tragic family history and spends his time with two friends, engaging in scams. Here’s my critique: the lighter trick Heo Joon-jae pulls! Why? The series doesn’t have that kind of vibe, and there’s no follow-up to it later. Hypnotizing someone with a lighter and making them do your bidding… If he could do that, why did his past have to be so tragic? Wouldn’t people ask, “If you could do that, why did you suffer so much?”
The idea that the person who falls in love with the mermaid can hear her inner thoughts was a fun twist. Mermaids communicating telepathically with each other but not with humans is a common theme in mermaid stories. It’s said that mermaids can only love one person in their lifetime, and their heart beats only for that person. These elements added a nice flavor to the story.
Honestly, it wasn’t a terrible series—it flowed well enough. However, after episode 14, unnecessary drama and drawn-out dialogues started to drag. Like many other viewers, I found the flashbacks particularly boring and disconnected from the main plot. It wasn’t bad, but I can’t say it was great either.
Later in the series, the man discovers that the woman is a mermaid. Now, I ask you: if someone you loved—or even just knew—turned out to be a mermaid, wouldn’t you want to see their tail? Wouldn’t you be curious? If there’s a pool at home and no one’s around, wouldn’t you want to sneak a peek? Also, what’s with that mermaid costume? It’s basically a fish-shaped wedding dress. Why not add some scales, shells, or something? Anything but lace!
The most enjoyable scenes in the series were the guest appearances by Jo Jung-suk. The dialogues and his performance were so good that I was genuinely happy to see him in the show. I had previously watched him in Oh My Ghost and wasn’t particularly impressed—I thought he was too stiff. I’m not sure if that was due to the script or the direction, but his brief role here won me over. I’ve added him to my list of favorite actors. His interactions with the mermaid were delightful, especially the detail about her tears turning into pearls. I found it hilarious that they watched melodramatic soap operas to collect pearls, and the fact that her tears of joy produced the most expensive pink pearls was a nice touch.
Speaking of guest appearances, we also see Cha Tae-hyun in a brief role. He and Gianna Jun famously starred together in My Sassy Girl. Seeing them together again tugged at my heartstrings.
Finally, we see the time jump, which has become a signature move in Korean dramas. Honestly, I don’t think it was necessary for this series. Even without the time jump, 20 episodes felt too long for this story. Despite that, they managed to wrap it up better than many other dramas.
Merhabalar, ilk dizi yorumum olarak daha birkaç saat önce bitirdiğim Tvn yapımı “Doom At Your Service” kdraması ile karşınızdayım. Öncelikle diziyi daha izlememiş ve izlemeyi düşünenler için olabildiğince az spoiler ile başlayacağım. Sonrasında ise bütün yönleri ile düşüncelerimi paylaşacağım. Mutlu/Mutsuz son olduğunu bilmeden dizilere başlamaya tereddüt edenlerdenseniz -biraz benim gibi- en en sonda başka spoiler almadan nasıl bir sonunun olduğunu öğrenebilirsiniz.
Hadi başlayalım...
Daha İzlememiş Olanlara:
Henüz diziyi izlememiş iseniz bile konuya ve bazı sahnelere özellikle Instagram’dan aşina olduğunuza eminim. Ancak hiç denk gelmemiş o çok şanslı kesim için konusunu kısaca açıklayayım.
Konusu: Dizi, hayatı bir günde alt üst olmuş ve yaşayacak çok zamanının kalmadığını öğrenen Tak Dong-Kyung adlı bir kadın ile dünyadaki bütün kötü olay ve felaketlerden sorumlu olan “Yıkım” adlı insanüstü bir varlığın karşılaşmasını konu almaktadır. İkisi, kısıtlı zamanlarında kaderleri için hayatlarını tehlikeye atarlar.
Dizi gerek oyuncuları gerekse konusu bakımından izlenmeli diye düşünüyorum. Ancak fantastik türü sevmeyenlerin ve hareketli, sürekli farklı şeyler olan dramalardan hoşlananların izlemesini tavsiye etmiyorum. Çünkü dizi afişinden de anlaşıldığı üzere fazlaca fantastik öğeler içeriyor. Ayrıca aksiyon barındıran ve hızlı akan bir yapısı yok. Yine de izlerken zaman zaman düşündüren ve kalbe dokunan sahneler içeren bir dizi. Arada bir gözyaşı dökmedim diyemem. Dizi bazı yükselen ve yeni oyunculara da ev sahipliği yapıyor o yüzden yeni yüzler görmek istiyorsanız da izlemek için iyi bir seçenek olur.
Dikkat! Buradan itibaren okuyacağınız satırlar spoiler içermektedir. Uyarmadı demeyin.
Dizi Hakkındaki Düşüncelerim:
Dizinin konusunu ilk duyduğum genellikle dizileri konularını dikkate alarak izleyen fantastik sever ben oldukça heyecanlanmıştım. Oyuncu kadrosunu görünce heyecanım ikiye katlanmıştı. Park Bo-Young’ı Abyss, SWDBS gibi dizilerden tanıyordum. Seo In-Guk ise Shopping King ve Hello Monster dizilerinden oldukça sevdiğim bir oyuncuydu. Açıkçası bu dizide birden patlaması beni şaşırttı çünkü kendisini zaten ünlü oyunculardan biri olarak görüyordum. Sanırım birden konuşulmasında dizideki sıradışı çekicilikteki görünüşünün de etkisi büyük.
Park Bo-Young ile ikisi iyi bir çift olmuşlar. Yakıştırdım açıkçası izlerken. Zaten Park Bo-Young fantastik dizi kraliçesi gibi olduğu için gözümde yakıştırmayacağımı hiç düşünmemiştim. Başrolleri bu kadar konuştuğumuz yeter ben asıl dizinin konusu hakkındaki düşüncelerime geçeyim çünkü o konuda demek istediğim birkaç şey var.
Çok güzel ve açılabilecek, üstüne bir sürü şey eklenebilecek bir konunun bu kadar yavan bir şekilde işlenilmesi beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Fantastik diziler şekil verilmesi her zaman daha kolay olan dizilerdir. İçine istediğinizi ekleyebilirsiniz. Ama nedense 16 bölüm boyunca bana çok az şey olmuş gibi geldi. Kızımız hasta olduğunu üstüne bir de sevgilisinin evli olduğunu öğreniyor ve sarhoş olarak kayan yıldıza bir dilek diliyor. Sonra bir anlaşma yapıyorlar ama ondan sonra pek bir olay olmuyor.
Tanrı olan genç kızımız onları destekliyor mu ayırmaya mı çalışıyor o da sonuna kadar anlaşılmıyor. Yıkım kıza aşık olduğunu bir süre kabul edemiyor, ben aşık olamam triplerine giriyor. Ben bütün felaketlerin sebebiyim diyor ama hiçbirine isteyerek sebep olmadığının bilinciydeyken neden bu kadar suçlu hissettiğini anlamak zor. Tak Dong-Kyung kızımız madem anlaşmayı bozarsam en sevdiğim kişi ölecek. O zaman seni seveceğim diyor. Bunu kızgınlıkla diyor ama böyle bir şey olursa -ki oluyor- yine çok üzülecek nedense bunu hesaba katmıyor.
Sonra bir ara dayanamıyorum, anılarımızı sil deyip anılarını da sildiriyor. Madem o kadar seviyorsun neden böyle bir şey yapıyorsun diye düşünüyor insan. Yani yakışıyorlar falan da ben kişisel olarak hep akıllı ve mantıklı karakterleri sevdiğimden bu ikisine bir süre sinir oldum diyebilirim. Yine de hikayemizin diğer yüzündeki aşk üçgeni bu karmaşayı biraz bastırmış. Hadi onlardan da bahsedelim.
Açıkçası ben başlangıçta Bay Cha’nın bizim Dong-Kyung’dan hoşlandığını düşünmüştüm. Instagram paylaşımları neden bana öyle bir fikir verdi bilmiyorum. O yüzden başka bir aşk üçgeniyle karşılaşmak beni şaşırttı. Öncelikle yazar kızımızın da sonlarda dediği gibi neden kendi hayatını sürekli yazdığını anlamadım. Güya yazar ama günlük gibi kitap yazıyor. Unutamadığı aşkının biraz pişkin tavırları da sinir etti beni ama sonunda ilişkilerinin daha düzgün bir hale gelmesi mutluluk verici. Yazar kızımız kalın sesli editörümüzle daha yakışıyordu kesinlikle ve onların ilişkisi daha sağlıklı görünüyordu.
Gelelim sürekli ölüp ölüp dirilen ve sürekli acı çeken Tanrıçamıza. Dediğim gibi bu karakteri biraz kararsız ve anlaşılmaz buldum ama sanırım onu tanrıça olduğu için bilerek bu şekilde yapmışlar. Oyuncusu da güzeldi ve kısa rolleri de olsa kendini hatırlattı.
Dizimizin sonunda Yıkım beyimiz ya da Dong-Kyung’un ona verdiği adla Kim Saram yok oluyor ve benim kalbim de yok oluyor tabii ki o sahnede. Şaka bir yana beni böyle şeyler oldukça etkiliyor bir de dizide hastalık da olunca. Ama sonra insan olarak doğacağı çok belliydi bence çünkü nedense iyi son havası yarattı dizi bende. Bir de üstüne kendine meslek olarak doktorluğu seçmesi oldukça hoş bir ironi çünkü yıkımın kendisi hayat veren birine dönüşüyor. Ben onun o ukala tavırlarını da sevdim, aile ile olan sahneleri de oldukça tatlıydı.
İlk dizi yorumum bu kadardı. Bahsetmek istediğim birkaç karakter daha vardı elbette ama daha fazla uzatmak istemedim. Bu mutlu sonlu dizinin yorumunu buraya kadar okuduysanız eğer çok teşekkür ederim💖
Rafa kaldırmaktan vazgeçip sonuna kadar izledim, kişisel nedenlerden ötürü sevdim de... Ama başarılı olup olmadığından hala emin değilim. Atmosfer çok iyi, Emma Stone ve Jonah Hill gerçekten başarılı, dizi gerçekten şakır şakır akıyor (iki günde 10 bölüm izledim, anlaşılmıyor mu?), en sevdiğim şey referans canavarlığı ama hikayede bir oturmamışlık var (altered carbon görüşüm de buna çok benziyordu, o yüzden bir önceki gönderide kendisini andım). Yan karakterleri geçtim, Owen ve Annie'nin hikayesine bile tam inilmiyor ki mevzu zaten bilinçaltıyla ilgili... Teorileri tabii anlatmak isterdim ama şimdi turp sıkmayayım izleyecek olanın zevkine... Ama bazı bölümler düşünecek epey soru verdi. Bu arada @netflixturkiye o nasıl çeviri arkadaşım, hemen koyacağız diye Google Translate yardımı mı aldınız? Yapay zeka bizde o kadar gelişmedi kardeş... . . . #maniac #emmastone #jonahhill #netflix #diziyorumu #yabancidizi #caryfukunaga #ilkbölüm #yenidizi #diziönerisi #dizihaber #dizisahneleri (Istanbul, Turkey) https://www.instagram.com/p/BouwnOxlHYE/?utm_source=ig_tumblr_share&igshid=91hf7kzdqgmt
İyice sapıttım, Jim Carrey listesine devam edeceğim diye oturup Maniac'ın ilk bölümünü izledim. Bir de far görmüş tavşan gibi kitlenip kaldım, "Başka bir şey izleyeyim" isteği vardı gerilerde ama kapatamadım bir türlü. Sevdim mi sevmedim mi onu da anlamadım. Altered Carbon vakasıyla mı karşı karşı karşıyayım, yoksa başyapıt mı emin değilim. Bir yandan hikayede bir olmamışlık var, diğer taraftan kendini de izlettiyor. Tabii buna ilk bölümden karar vermek ne kadar doğru, o da tartışılır. Tuhaf... . . . #maniac #emmastone #jonahhill #netflix #diziyorumu #yabancidizi #caryfukunaga #ilkbölüm #yenidizi (Istanbul, Turkey) https://www.instagram.com/p/BosI3QtlGwS/?utm_source=ig_tumblr_share&igshid=1xz8h2k37mdeh