Mad For Each Other Dizi Yorumu
Herkese tekrardan merhaba, bugün sizlere tatlı mı tatlı, çerezlik kategorisine giren Mad For Each Other dizisinin yorumu ile karşınızdayım. Kakao Tv’de yayınlanmış ve şu anda Netflix’ten ulaşabileceğiniz bu dizi 13 bölümlük bir kafa dağıtma eseri diyebilirim. Öncelikle diziyi daha izlememiş ve izlemeyi düşünenler için olabildiğince az spoiler ile başlayacağım. Sonrasında ise bütün yönleri ile düşüncelerimi paylaşacağım. Mutlu/Mutsuz son olduğunu bilmeden dizilere başlamaya tereddüt edenlerdenseniz -biraz benim gibi- en en sonda başka spoiler almadan nasıl bir sonunun olduğunu öğrenebilirsiniz.
Hadi başlayalım...
Daha İzlememiş Olanlara:
Belki bu diziyi de sosyal medyadan az çok biliyorsunuzdur ama ben yine de konusundan biraz bahsedeyim.
Dizi, kısacası hayatları farklı sebeplerle altüst olmuş iki insanın birbirini bulmasını konu alıyor. No Whi- Oh adlı dedektifin başa çıkmaya çalıştığı öfke sorunları var. Yakın zamanda işinden ayrılmış olan Lee Min-Kyung’un ise hem kendisine hem de çevresindeki insanlara karşı şiddetli güven sorunları var. Bu ikili tesadüfler sonucu karşılaşır ve ne kadar isteseler de birbirlerinden kopamazlar.
İzlerken oldukça keyif aldığım ve yer yer de oldukça güldüğüm bir yapım oldu. Canınız sıkkın veya moraliniz bozuksa aradığınız dizi olabilir. Oyuncuları da gayet başarılıydı ve karakterlerin altından kalkmışlardı fikrimce. Mental problemlere de dikkat çeken bir yapısı vardı ve verdiği mesajlar hoşuma gitti. Ancak süre olarak her bölümün yarım saat olması ve 13 bölüm gibi normalden az bölüm sayısına sahip olduğunun da altını çizeyim. Belki daha uzun bir şeyler isteyenler şimdilik bu diziyi es geçebilirler.
Dikkat! Buradan itibaren yapacağım yorum spoiler içermektedir. Uyarmadı demeyin.
Çok fazla karaktere sahip bir dizi olmadığından birçok karakterle ilgili fikrimi özel olarak belirteceğim. İlki, ana karakterlerimizden çılgın hanımefendi Lee Min-Kyung. Oh Yeon-Seo’nun hayat verdiği karakter toplumun olayları doğru düzgün dinlemeden yargılamasının kurbanlarından biri ve onun hikayesi beni oldukça kızdırttı ve insanlar nasıl bunu yapabilirler dedirtti. Erkek arkadaşı evli çıkıyor ve bu yüzden birçok kişi tarafından linçleniyor kendisi. Bir de üstüne yüzleştiği o adam da kendisine şiddet uygulayınca bunun onda bıraktığı etkiler oldukça ağır oluyor.
Bu genç kadın birçok kişi tarafından deli gibi görünse de dürüst olmak gerekirse neden kendisinin uzun bir süre kimseciklere güvenemediğini hatta onları kafasında suçlu ilan ettiğini anlayabiliyorum. İzlerken en çok sinirlendiğim kısım diğerlerinin onu yuva yıkan ilan etmesi. Halbuki o kimseye ihanet etmemişti hatta sevgilisinin ona ettiği ihanetten bile habersizdi. Ailesine asıl sadakatsiz olan çıktığı pisliğin kendisiyken nasıl böyle itham edildi anlamıyorum ve bunun gerçekte de olduğunu bilmek beni üzüyor. Böyle olaylarda şuçun kadına yüklenmesi kadar anlamsız bir şey yok.
Gelelim diğer başrolümüz olan Öfkeli Dedektif No Whi-Oh’a. Öncelikle bu karakteri oynayan Jung Woo’yu daha önce hiç duymamıştım. Halbuki yıllardan beri birçok filmde ve dizide oynayan. Hatta kendi yazdığı bir film de olan bir sanatçıymış. Dizideki oyunculuğunu da sevdim, çok tatlıydı.
Whi-Oh, bir madde satıcısını yakalamaya çalışırken bazı aksi gidiyor ve ekibindeki bir genç sakatlanıyor. Bunun sonucunda çok öfkeli biri olmasının cezası olarak görevinden uzaklaştırılıyor ve doktorundan “çalışabilir” raporu alana kadar geri dönemeyeceği söyleniyor kendisine. Aslında bu karakterin öfkesi düşüncesiz bir öfke değil. Yan, önüne gelene kabalıkla kızıp öyle davranmıyor. Aslında oldukça anlayışlı ve açık görüşlü biri. Sadece sabrı biraz yetersiz ve bunu aşmak için de psikiyatrist ile görüşüyor ve Min-Kyung ile orada da karşılaşıp duruyor.
Ona aşık olduktan sonraki hallerini izlemek oldukça keyifliydi ve bana öfke sorunları olan herkesi kaba ve kötü kimseler olarak etiketlememek gerektiğini, bunun da aşılabilecek bir sorun olduğunu gösterdi.
Sıra geldi yan karakterlerimize, her türlü yarı zamanlı işte çalışan Su-Hyun başta, acaba ikinci kızımız mı diye düşündürtse de öyle değilmiş meğerse. Ama diziye güzel etki eden bir karakterdi. Kimsenin ne yaptığını umursamadığını anlattığı sahne güzeldi cidden.
İşte favori karakterlerimden olan Samantha. Asıl adı Sang- Yeob olsa da geceleri “kadın” kıyafetleri giyerek kendini öyle ifade etmeyi seçen bir kişiydi. Oldukça kıpır kıpır bir karakteri vardı ve özellikle de Whi-Oh ile olan sahneleri çok çok hoşuma gitmişti. Böyle dostluklar görmeyi gerçekten seviyorum.
Son olarak da apartman kompleksinin kadın kolu başkanlarından da bahsedeyim. Bu tarz her şeye burnunu sokan insanları gerçek hayatta da sevdiğim söylenemez. Özellikle de Min-Kyung’a buradan taşın dediklerinde çok kızmıştım. Ama en azından hatalarının farkına varıp bunu düzeltmek uğruna bir şeyler yaptılar. O yüzden sonlara doğru onlar da gözüme girdi diyebilirim.
Sonu da sevilecek cinstendi ancak tahmin etmedim de diyemem. Yani herkesin sorunlarını çözecek olması çok belliydi. Tabi bu tarz dizilerde öyle çok ters köşe amaçlanmıyor onun da farkındayım. Kızımız illa bir yerle gitti bunlar bir süre ayrı kaldılar. Bunu senaristler diziye eklemek zorunda gibi hissediyorlar galiba. Çünkü bir sürü bir sürü dizide var bu bildiğiniz üzere.
Evett, bu dizi yorumumuzun da sonuna geldik. Benim düşüncelerim böyleydi. Ve bu mutlu sonlu, tatlı diziyi izleyip yorumlamak da hoşuma gitti. Umarım bunu okumak da sizin hoşunuza gitmiştir.
Bir sonraki dizi yorumumda görüşmek üzere...










