donsuzgeceleroriginal ,gönderini yanıtladı:Anonim sevgilin var mı demiş kızda bu soru özel...
Çok sakat var :Dd
Maalesef :((8
seen from T1

seen from T1

seen from Brazil

seen from T1

seen from France
seen from T1
seen from T1

seen from T1

seen from United States

seen from Germany
seen from France
seen from Russia
seen from France
seen from China

seen from Norway
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from China

seen from United States
donsuzgeceleroriginal ,gönderini yanıtladı:Anonim sevgilin var mı demiş kızda bu soru özel...
Çok sakat var :Dd
Maalesef :((8
İşte böyle bir şey.
Nasıl başlayacağımı bilmiyorum cümlesini yazarken aslında nasıl olduğunu pek umursamadığım bir başlangıç yaptığımın farkındasınız, biliyorum. Oldum olası bazı duyguları ya da yaşananları fazla abartılmış olarak gördüm. Örneğin aşk ya da seks. Fazla abartılıyor gibi gelirdi, aslında emin değilim hala. Ben biriyle tanıştım kısa ve amaçından saptırdığım İstanbul tatilimde. Bu kızda kendimi buldum diyebilirim sanırım gönül rahatlığıyla. Tanıştık, konuştuk, gülüştük, koklaştık. Değeri biçilemez zamanlar geçirdik. Güzeldi. Sonra aynaya baktım, o yorgun saçma suratıma. Kendimden korktum. Abartıldığını düşündüğüm duyguların ya da dürtülerin içinde kayıp mı oldum ben? Nasıl bu kadar savunmasız oldum bir anda. Aşka inanmazdım. Ta ki Küçük İskenderin bir sözünü okuyana dek. Cümle aynen böyle: "Bir kadın aşka inanmıyorum derken, aslında tek bir şey söylemek istiyordur: hadi beni aşka inandır." İskender her ne kadar bu cümleyi kadınlara ithafen söylemiş olsa da ben duyguların ortak olduğunu düşünen bir insanım. Sonra oturdum düşündüm. İnanmadığım şeyleri. Bu bir çeşit gaza getirmek gibiydi karşındakini. Mesela bir kaç sene sonra birine "Ben uzaya çıkılabileceğine inanmıyorum" desem sanki beni bir şekilde çıkarakmış gibi geliyor. Fazla düz mantık belki ama "inanmıyorum" kelimesinin altında "lanet olsun hadi artık, hadi. Belki de o sensin inandır beni" cümlesinin yatma olasığı fazla yüksek. Abartıldığını düşündüğün duyguların içinde bulmak kendini, garip. Tükürdüğünü yalamak gibi aslında sanırım. Ya da büyük bir pişmanlık. Neden inanmadım pişmanlığı. Aslında adını koyamıyorum bir türlü. Hayır hayır bilgisayarımda dosya adı koymaya üşendiğim için "adsız" ismini alan bir dosya gibi değil bu. Üşenmiyorum sadece bilmiyorum. Kendimi Dünyanın en kalabalık caddesinde çıplak gibi hissediyorum ama üşümüyorum. Korkmuyorum ve kendimi güvende hissediyorum. Bu ben miyim bilmiyorum. Ben neyim ya da kimim ondan da emin değilim. Tek bildiğim ona sarılınca hissettiklerim. Ve siz de bunları bilin istedim. İyi mi ettim kötü mü ettim bilemedim.*
oldu galiba :|