Artık morumsu gokyuzulerini geceye gizliyoum. Büyük şehire taşındım burada hic yıldız yok ve biliyorum geceleri karanlik ama sen yoksan ne mor ne yıldız bi anlam taşıyor.. Aklima geldigin her an icimden bi dua yükseliyor gökyüzüne. Tanrım lütfen onu tekrar görme şansı ver.. ama eğer kalbim dayanamayacaksa,hiç getirme karşıma. Çünkü ben yapamıyorum tek bi yara daha kaldıracak gücüm yok. Burada ki insanlar fazla umutsuz, sanırım bende onlardan biri olmaya başlıyorum. Lakin bazı isimler, umutsuzluğun bile içinden ışık sızdırıyor. Seninki öyle Eftelya…Söylenmese bile yankılanır,duyulmasa bile var olur.Gözümü her kapattigimda aklimda canlanan tek şey yüzün.. hani bi resim cizmistin icinde sen olan. Ha bi de sesini özlüyorum.. çok özlüyorum Eftelya.. bazı sesler susuyor ama hicbir zaman bitmiyor.Artık seni bir masalin kahramanı gibi değil,suskun dualarımın arasına gizlenmiş bir isim gibi taşıyorum. Sessiz ve usulca.Ne aşk diyorum buna, ne de acı. Sadece bir varlık gibi, var ama yok. Nefes alıyor içimde ama konuşmuyor.. ve içim biraz daha sızlıyor.Eftelya, eğer bir gün yollarımız yeniden kesişirse, çiçek açmış bir baharın altında değil,sonbaharın tam kalbinde buluşalım.Çünkü ben seni hep orada gördüm:soğukla savaşçı, ama güzelliğini yitirmeyip yenik düşmeyen çok güçlü bir dal gibi.Ve bil…Artık seni özlemek bile bir ritüel benim için..her nefeste, her duada, her sessizlikte bir parça “sen” gizli. Buna ne denir bilmiyorum içim artık agrimiyor çünkü içimde sen varsın.