Eylül Geldiğinde Gittikçe artan salıncak gıcırtısı, rüzgârın mırıltısı ve dalgaların çarpıntısı… Rıhtımdan ayrılan vapurun tüm renkli ışıkları kuşanması… Birbirine karışan hep bir ağızdan kelimeler… Beynimi masanın orta yerine bırakmış gibiyim. Gözlerimin gördüğü, kulaklarımın duyduğu şeyleri zihnim algılayamıyor adeta. Yabancı bir şehirde, dilini bilmediğim insanlarında arasında sıkışmışım sanki. Her şey bir hayli yabancı… İçimde avazı çıktığı kadar bağırıp yüreğini dökecek kırgın bir kız çocuğu köşesine çekilmiş, zamanı bekliyor. Belki birkaç kelime dökülse dudaklarında, rahatlayacak. Ama o içine döküyor kırıklarını, içine yağdırıyor sızısını, içine ağlıyor, içine ölüyor. Etrafında anlamsızlaşan her şey gibi yitiyor biraz. Birkaç gün sonra, Eylül geldiğinde, rüzgara kapılıp dalından kopuveren yapraklar gibi solacak belki. Belki de bu Eylül ona iyi gelecek. Aşkını bir Eylül gecesine mühürleyip yeni yapraklara rüzgar olacak. Tekrar esecek, esecek. Kaç Gibi Özlersin? Tüm kitapçılarda... 📽 @ugurmistacoglu #siir #siirsokakta #siirheryerde #siirduvarda #milenadankafkaya #milenayamektuplar #oguzatay #cemalsureyya #edipcansever #turgutuyar #cahidzarifoglu #tutunamayanlar #nazimhikmet #kafkaokur #edebiyat #edebiyatkulübü #edebiyatdergisi #edebiyatsayfasi #oykuhane #yazmak #kitap #gununsozu #gununozu #gununkaresi #zamanidurdur #hikaye #oyku #kacgibiozlersin