Güzel insanlar serisi…

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Bangladesh
seen from China

seen from Malaysia
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Germany

seen from Poland

seen from Poland
seen from China

seen from Canada
seen from United States
seen from China
seen from China

seen from Poland
Güzel insanlar serisi…
Başlık
Uzun zamandır blog önermiyordum, artık burada ne sıklıkla olur bilemem ama severek takip ettiğim bloglara yer vereceğim... Vatana millete hayırlı olsun.
Evet bu zamana kadar hiçbir kuaför saçlarımı istediğim gibi kesmedi, ya ben anlatamadım, ya da onlar anlamadı.
İtiraf: Tumblr’da yaşadığı kafaları merak ettiğim tek insan evladı asanusta’dır.
İş hayatım çok yoğun geçti, geçiyor, bu sonbahardır sürekli hastaydım, yeni yeni kurtuldum, iki ameliyat geçirdim, havalardan mıdır bilmiyorum ama birkaç aydır erken uyuduğum halde zor kalkıyorum. Kafam o kadar dolu, ruhen ve zihnen aşırı bir yorgunluk hissediyorum, bu koşturmaya ara vermemem gerek ve yüzümün güleç olması, enerjik görünmem gerekiyor, çünkü “Ya senin moralin mi bozuk? Ya hasta mısın, uyumadın mı, çok mu yorgunsun, bir şeyin mi var?” gibi sorulardan nefret etmeye başladım. İnsanlar beni boğmaz ama hayatıma dahil olan, tanıdığım ve beni tanımaya çalışan insanların çok ilgiliymiş gibi tüm konulardan sıyrılıp bunun üzerinden bir şeyler söylemeye çalışmaları, acizmişim gibi ve buna muhtaçmışım gibi bana öneriler sunmaları beni gerçekten sinirlendiriyor. Bu durumun farkındayım, bir ritim tutturdum, ipin ucu iki parmağımın arasında, bu sürede üretebiliyorum da, biraz da olsa para kazanıyorum ve bu para bana birçok imkan sağlıyor. Uzmanlık eğitimim var, sertifikalar benim için önemli ve haftanın bir gününü bile kendime ayıramıyorum. Bu durumda sadece saatlik kaçamaklar yapıyorum, derslere geç kalıyorum ya da geç uyumaya diretiyorum kendimi. Bir taraftan İstanbul’un o kargaşasında, hengamesinde, kabıma sığmaya çalışıyorum. Bir yandan karşımdaki insanları dinlerken bir yandan da duyduğum gürültüyü minimize etmeye çalışıyorum kulaklarımda. Sırt çantamda asgari 3,5 kilo yük oluyor. Dikkat dağınıklığı ve unutkanlık artık hat safhada. Yakında eğer zaman bulursam tedavi sürecim başlayacak. Sosyal medyada zaten eskisi kadar yokum, “Bakıp çıkacağım.” olarak bir kenarda duruyor buralar. DEMEM O Kİ; İlgilenemediğim için, yanlış anlaşıldığım, mesajlarına geç cevap verdiğim, ya da “Sonra yazarım.” deyip de unuttuğum arkadaşlarım. Beni affedin. İnanın kendime bile yetiremiyorum kendimi. Biliyorum söz verip sözüm de duramadığım da oldu, bu yüzden birçok insan kaybettim. Bundan sonra daha dikkat edeceğim. Sözümü yerine getirmek için değil, söz vermemek için.
Şu sıralar en değerli kelimem “Bilmiyorum.”
Uzun zamandır üzerinde uğraşıp emek verdiğimiz projimizle Boğaziçi Enterprize Girişimcilik Yarışmasında 1. olduk. Ödüllerine bir de siz göz atın isterseniz. Biraz mutluyum da, paylaşmak istedim bunu da.
Küçükken, trafoya tırmanıp inşaat kumuna atlamayan bizden değildir.
Buradan tanıştığım dostlarım arkadaşlarım oldu, yakından tanıma fırsatım olanlarıyla iyi kötü acı tatlı günlerimiz geçti. Bu sene içinde buradan tanıştığım üç arkadaşımın düğününe gittim. İnsanlar evleniyorlar. Ne yapıyorlar bilmiyorum ama evleniyorlar işte. Bize de hayırlı uğurlu olsun demek düşer.
Aytaç’la Emin’in çalışması; Elmadoğu’ya tekrar bir göz atın!
Sound Cloud’da şu sıralar sıklıkla bir şeyler paylaşmaya çalışıyoruz. Takipte kalın.
Günün Ücretsiz Uygulaması (IOS): Over iyi bir fotoğraf uygulaması. Fiyatı 4.29 TL bugüne özel ücretsiz. :)
Böyle üzünç şeyler paylaşmak istemem ama bunu da dinlersiniz işte; Blonde Redhead - Misery Is A Butterfly
Her şey için üzgünüz, ama yetmiyor.
Emin Ünlü