O Adam Babamdı bir seri cinayet romanı. Ancak "polisiye" bir kurgu, anlatım gelmesin akıllara. Öktem romanında, birbiri ardına işlenen gizemli cinayetlerin peşine düşürmüyor bizi.
O Adam Babamdı'da bir seri katilin cinayetlerini nasıl işlediği değil neden işlediğini, yani Haydar Bey'in bütün talihi ve talihsizliğiyle trajik hayatını anlatıyor. Çünkü Haydar Bey, daha çocukluktan itibaren, zorunluluktan bir katildir. Babası, onu terk eden karısı, işten kovan patronu, onu uygunsuz bir halde gören çocuk, ona pembe bikiniyi satarken tuhaf bir imayla gülen dükkan sahibi… Bunları isteyerek değil, zorunluluktan öldürmüştür Haydar Bey. Çünkü tüm bu menfur olayları yaptıkları günlerin saatli maarif takvimi yaprakları ona bunu yapmasını söylemektedir! Bir zamanlar insanlara, günün yemeklerini; o gün doğan çocuklara konulması gereken isimleri, din büyüklerinin kıssalarını anlatan takvim yaprakları, Haydar Bey için kendi hayatından "unutulmaması gereken" bir olayın hatırlatıcısıdır. Bir kenara koyduğu takvim yaprağının sebep öznesinin artık bu dünyadaki vaktinin sona erdiğine kanaat getirdiği anda büyük bir soğukkanlılıkla sanatını icra eden bir katile dönüvermesi de biraz takvim sayesindedir. Zira Haydar Bey’in takvimi bizimkinden farklı işlemektedir… Altay Öktem, Haydar Bey tiplemesiyle Türk edebiyatının en beyefendi katilini yaratıyor. "Ziyadesiyle belagatli" cümleler kullanan, birçok yönden Poe karakterlerini anımsatan, gündelik hayatındaki "beyefendiliği" ve talihsizliklerle örülü kaderine bakıp haline acıdığımız adam, cinayet anında gözü dönmüş bir caniye evriliveriyor. Ustalıklı bir kurguyla oluşturmuş romanını Altay Öktem. Yıllar önce işlenmiş cinayetlerin faili, bugün akıl hastanesinden konuşuyor, romanın anlatıcısı-yazara... Çocukluğundan beri babasını tanıyamamış anlatıcı-yazarın kişisel iz sürmesi sonrasında, babası olduğuna kesin kanaat getirdiği Haydar Bey'i daha yakından tanımak ve neler yaptığını öğrenmek için "gazeteci" kimliğiyle onunla bir araya gelmesinden sonra ortaya çıkıyor kitap. Nihayet Haydar Bey'in babası olduğunu öğrenen anlatıcı-yazarın varlığı ve kitabın finali de aslında bu birbirine bağlanmış zincirlerin son halkasını oluşturuyor. O Adam Babamdı, Altay Öktem'in sadece "yeraltı edebiyatı" bahsiyle anılamayacağının en büyük ispatı olmuş!