İki haftaya yakındır eyşo xanimla konuşmuyoruz
seen from Germany
seen from T1

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Sweden
seen from Belarus

seen from Malaysia
seen from Singapore
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Brazil
seen from Russia

seen from Russia
seen from United States
seen from United States

seen from Russia
seen from Guinea
İki haftaya yakındır eyşo xanimla konuşmuyoruz
çığ*
ben kimsenin hiçbir şeyi olamadım paul, kimse benim hiçbir şeyim olmadı ve herkes benim her şeyimdi. bunu bir rakı masasında özene bezene yaptığım salatayı kaşıklarken fark ettim. kimsem yoktu benim, yanımda gülüp şarkı söyleyen insanlar yoktu, onlarda yoktum ben paul, anlamıyorsun. dillerine dolalan ezgi değildim kimsenin, benim ezgim tam karşımda oturuyordu halbuki, tam karşımda. kopamam senden denilen milyon konuşma ardından yüzüme bakılmıyordu, ben o gün çok güldüm. ellerim ceplerimde sıcaktı o gün, kalbim sıcaktı. kimsenin hiçbir şeyi olamamış biri için bu ne büyük bir lütuftur bilirsin paul, bunun içimde yarattığı depremi hissedersin. tam seksen yedi dakika boyunca konuştu, tam seksen yedi dakika boyunca ne kadar güzel olduğunu düşündüm. ne anlattığından bihaber tüm hayatını anlattı, aklındaki tilkileri gördüm, hepsini bir bir tanıdım, bir ben tanıdım hepsini. aynıydık, biliyordu ve biliyordum. karanlık geceyi kapladı ve verilen sözlerin tümü karanlığa karıştı, seksen yedi dakika yoktu. ezgim sadece kulaklarımda yankılanıyordu, böyle durumlarda verilen sözlerin tümü karanlığa karışırdı. onlar benim her şeyimken ben hiçkimsenin hiçbir şeyi olamamıştım paul. bunu bir rakı masasında özene bezene yaptığım salatayı kaşıklarken fark ettim.
sebep*
Uçmak isteyen bir kuş düşünmek üzereyim a. , ne yaşarsa yaşasın uçmayı düşleyen bir kuş. Hayır, sen benim herhangi bir şeyim değilsin, sadece ve sadece a.‘sın. Umurumdasın ve umurunda olmayı istediğimsin. Kimsin, var mısın yoksa yok musun, deli misin ya da ben mi deliyim? Evreni düşünüyorsun, asla düşünmediğin bir köşesinde oturuyorum ve senin varlığını sorguluyorum. Aklımda yer edişini an be an izliyorum ve görüntüyü baştan oynatıyorum. Her şeyin bir film şeridi gibi gözlerimin önünden akıp gidişini izliyor ve anlamlandırmaya çalışıyorum. Senin ve benim karşımda zaman bükülüyor, aylar öncede asırlar yaşıyorum. An be an. Tuzlu çubuk krakerlerle kendimle yarışıyorum, tek tarafını ne kadar kemirebilirsin? Biliyor musun a. , ben tüm çubuğu tek taraflı kemirebiliyorum, tam olarak yarısı kalıyor ve onun yarım kalışına sonrasında üzülüyorum. Bu dünyada hiçbir şey yarımlığa maruz bırakılmamalıdır. Sokaklarda tek başına yürümeye ve adını çok sevdiğin restoranlarda adlarını ve tatlarını çok sevdiğin yemekleri tek başına yemeye bayılırsın biliyorum, gece uyumadığın için geç kaldığın sabah derslerini ve kendi kendine uydurduğun garip kuralları da biliyorum. Seni tanıyorum ve sen beni tanımıyorsun, hayatın boyunca yanındaymışım ve sen olmaya çabalamışım gibi, elimden gelen her fırsatta kendimi küçük düşürme pahasına sen olmaya bir adım daha yaklaşmak için uymak zorunda olduğum kurallar yarattım. Sen olmanın, a. olmanın ne demek olduğunu bilmek istedim. Uçmak istedim a. , sadece uçmayı düşündüm. Sahilde duyduğum gitar sesi sensin, gökyüzünde gördüğüm yıldızlara aitsin ve burada değilsin. Bir zamanlar burada idin ve o günler üzerinden bir asır geçmiş gibi. Yorulduğumu görebilirsin, hissizleşmeme an be an tanıklık etmiş de olabilirsin. Ama bilmiyorsun ve bilmiyorum. Zaman ve mekandan ayrı kalmayı öyle çok isterdim ki, uyguna ait tüm o değişkenleri bir bir parçalamayı ve düzensiz düzenin temelini atmayı. Ama yapamam, yapamazsın, yapamayız. Güç ver, bana olmaya çabaladığım kişi olmak için güç ver. Sadece beni sen yap ve seni ben yap, uçmayı düşlemek için bir sebep ver bana ki yere çakılmayayım. Uçmak isteyen bir kuş düşünüyorum a. , ne yaşarsa yaşasın uçmayı düşleyen bir kuş*
Aldatmaca, göz boyama ve el çabukluklarından bir dünya yarattığınızı bile bile, kime, niçin kızdığınızı bilmeden, tüm bu aldatmacalar ve karışıklıklar içinde yüreğiniz sızlar; bilmedikleriniz arttıkça sızılarınız da bir o kadar çoğalır.
Fyodor Dostoyevsky / Yeraltından Notlar
Ruh halim: Of hadi evlenin de düğün görelim.
-sanki hayatında hiç düğün görmedi.-