Fenercell & Fenernet Sezon Açılış Lansmanı
Dün akşam Fenerbahçe’deydik. Fenerbahçe Spor Kulübü Faruk Ilgaz Tesislerinde Fenercell ve Fenernet’in yeni sezon açılış lansmanına katılma şansımız oldu. Tabii oraya gitmek için önce Zeytinburnu’na, oradan tramvayla Eminönü’ne, daha sonra vapurla Kadıköy’e ve son olarak ta otobüs ile Fenerbahçe’ye geçtik.
İçeri girdik. Masanın birinde etrafı izliyoruz. Kim var kim yok vs işte. Gecede servis yapan garsonlardan biri elinde tepsiyle geldi. Alkol kullanmadığımız için öncelikle içeceklerin içkili olup olmadığını sorduk. Vişne ve portakal suyu olduğunu söyleyince birer bardak aldık. Bu arada içecek içtiğimiz bardakların rakı bardağı olduğunu da belirteyim. İnce uzun bardaklar. Bir yandan çerez atıştırıyoruz diğer yandan da çevremizi kolaçan etmeye devam ediyoruz.
Boş koltuk bulduk. Oturduk. Bir yandan kadın sanatçıların müzik aletlerinden çıkan hoş nağmeleri dinlerken içeri eski NTVSpor sunucusu, şimdi ise Tivibuspor’da haber merkezi müdürü olan Özgür Buzbaş’ın içeri girdiğini gördüm. O heyecanla o esnada ismini dahi unuttum. Bir süre aklıma gelmeyince hazreti Google’dan yardım istedim. Bir spor düşkünü insansanız ve izlediğiniz nadir insanlardan biriyse eliniz ayağınız birbirine dolaşabiliyor. Uzun bir müddet kendisini sadece uzaktan seyretmekle yetindim.
Bir süre sonra Tivibuspor canlı yayına girdi. Özgür Buzbaş eline mikrofonu aldı. O her zamanki sempatikliği ve enerjisi ile şampiyon olan Fenerbahçe Voleybol takımı oyuncuları ve yöneticilerle röportaj gerçekleştirdi. Tabii bizde canlı canlı kendilerini seyretme imkanına sahip olduk. Velhasıl kelam bir an kendimi düşündüm orada. Ne de güzel olurdu...
Bir süre daha lobide vakit geçirdikten sonra içeri girdim. O esnada tek başıma nerede otururuz diye yer bakınıyordum. Özgür abi içeri girdi. Benim gibi en arkada, kameraların olduğu noktada tek başına duruyordu. Son bir cesaret ile yanına yaklaştım. Öyle kolay değil. Çocukluğunuzdan beri televizyonlarda gördüğünüz insanı kanlı canlı karşınızda görüyorsunuz. Haliyle çekinme ve utanma fazlası ile olabiliyor. Özgür abi diye hafifçe seslendim önce. Bana doğru dönünce hemen elimi uzatarak kendimi takdim ettim. İsmimi, çalıştığım kurumu söyledim. Gülerek meslektaşız yani dedi. Rahatladım. Samimi, içten ve cana yakın bir insan. Evet öyle abi dedim. NTVSpor’da sürekli sizi izlediğimizden örnek aldığımız birisiniz dedim. Muhabbet ettik. Çalışma şartlarının kurumdan kuruma değişebileceğini, bir muhabirin genellikle tüm konuları bilmesi gerektiğini ve bunların meslekte önemli olduğunu söyledi bize. Eee tabii bir de hatıra fotoğrafı çekilmeseydik olmazdı. Öyle de oldu. Günün en güzel hediyesi.
Lansman başladı. Sunuculuğunu (yanlış bilmiyorsam) BeinSports’dan bir kadın sunucunun (ismi hâlâ aklıma gelmiş değil) yaptığı programda önce Fenercell’den bir yöneti ardından da Türk Telekom’dan bir yönetici konuşmalarını gerçekleştirdi. Arada sinevizyonların da olduğu konuşmaların ardından Fenerbahçe futbol takımından Neto, Janssen ve Alper Potuk geceye teşrif ettiler. Büyük bir ilgi vardı kendilerine karşı. Oysa salonda ellerinde kupalarıyla erkek voleybol oyuncuları, kadın basketbol oyuncuları, kadın voleybol oyuncuları ve atletizm ve diğer branşlardan da sporcular bulunuyordu. Ülkemizde futbolun daha popüler olması ve daha geniş yer tutması haliyle futbolcuları daha ön plana çıkarıyor. Flaşlar patladı, fotoğraflar çekildi. Tüm sporculara çiçek hediye edildi. Toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.
Tüm olay bundan ibaretti. Söylemezsem olmaz, Janssen ve Alper ile de hatıra fotoğrafı çekildik. Dediğim gibi popüler olanlar daha çok tanındığı için, tanıdığımız isimlerle fotoğraf çekilmeyi tercih ettik. Alper’den bir de yanımdaki muhabir arkadaş için imza aldım. Geri çevirmedi.
Yedik, içtik, eğlendik. Fotoğraflar çektik, çekildik. Şimdi geldi işin en önemli noktasına. Geri nasıl dönecektik? Hayda... Her şey iyi güzel de geri dönüşü nasıl halledecektik? Metrobüs’e kadar 5 kilometre yol yürüdükten sonra geri dönüş yolculuğumuz başladı. Akşam saat 23:00-23:30 civarında evime vardım. Şimdi bir diğer soru ertesi gün nasıl kalkıp işe gidecektim.
Kalktım. Önce efsanevi 500T’ye ardından Metrobüs’e. Yeniden otobüse binecekken karşımızı çıkan talih kuşu. Bugünde böyle geçiyor işte. Bir sonraki maceranın ardından görüşmek üzere.
*Bu arada sürpriz bir hikayem var buraya yazmadığım. Onu ayrıca yazacağım.