Akademisyen, gazeteci ve yazar Fatih Yaşlı'nın 11 Mayıs 2013 tarihinde Twitter üzerinden paylaşımı.
seen from United States

seen from Türkiye

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Macao SAR China
seen from United States

seen from Malaysia

seen from France
seen from Macao SAR China
seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from China
Akademisyen, gazeteci ve yazar Fatih Yaşlı'nın 11 Mayıs 2013 tarihinde Twitter üzerinden paylaşımı.
20 Eylül 1992- Özgür Gündem gazetesi yazarı Musa Anter Diyarbakır’da öldürüldü
"Çok Uzun Zamandır Çocuk Olamadım"
Bir televizyon programında yarışan gençleri izlerken aklıma bir cümle düştü:
“En hüzünlü cümle; çok uzun zamandır çocuk olamadım.”
20 yaşlarında gencecik insanlar…
Hayatlarının en taze, en coşkulu döneminde, gözlerinin içine bakınca bir çocuğun masum neşesini değil; bir yetişkinin ağır yüklerini görüyorsunuz.
Hepsinin bir hayat hikâyesi var.
Ama ortak bir noktada birleşiyorlar:
Hayatta kalmak için erken büyümüşler.
Kimisi annesine ev almak, kimisi babasına araba almak istiyor.
Kimisi ailesini yoksulluktan kurtarmak istiyor, kimisi kardeşlerine umut olmak…
Hepsinin sırtında “kurtarıcı” olma görevi.
Ama kimse onlara çocuk olma hakkını vermemiş.
Oysa bir çocuğun ilk hayali, oyuncak bir ambulansla oynarken doktor olmak, bir süper kahraman peleriniyle uçarken dünyayı kurtarmaktır.
Bir çocuğun ilk hedefi, ailesine ev almak olmamalı.
O hayal, büyüdüğünde gelsin…
Ama ne yazık ki bizim toplumumuzda çocuklar oyuncak yerine sorumluluk taşıyor.
Gidip giden çocukluk,
hiç yaşanamamış bir gençlik,
ve sonunda yorgun, umutsuz, kimliğini arayan bir yetişkin…
Bu bir kader değil. Bu, bizim yarattığımız bir düzenin sonucu.
Lütfen çocuklarınıza yükler yüklemeyin.
Daha kendini bulamamış, duygusal olarak olgunlaşamamış insanlar anne-baba olmasın.
Çocuklar, sizin yarım kalmış hayatlarınızı tamamlamaya gelmiyor.
Onların kendi hayatları var.
Kendileri için kuracakları hayaller var.
Onları birilerinin kahramanı yapmaya zorlamayın.
Kendi hayatlarında başrol olabilmeleri için onlara alan açın.
Umutlarını söndürmeyin.
Umutlarına ışık olun.
Çünkü bir çocuğun kaybolan çocukluğu, bir toplumun kaybolan geleceğidir.
KATİL İSRAİL’İ
HERKES İÇİN AYRI AYRI
ÇOK GÜZEL ÖZETLEMİŞ…
Her insanın hayatımızda belirli bir misyonu vardır. O misyonları tamamladıklarında öyle ya da böyle hayatımızdan çıkıp giderler. Bazen geride kırık bir kalp bırakırlar. Bazen unutulmayacak anılar. Bazen de çok güzel şarkılar, kitaplar ve bilgi birikimi kalır. Her hâlükarda hayatımıza bir noktada dokunulmuş ve hayatımızda büyük ya da küçük bir değişim meydana gelmiştir.
Ve bizler de başka insanların hayatlarında bu oyunun bir parçasıyız.
110225
"Seyahatte cam kenarı sanki yalnızların yeridir
Çünkü orası,
başını koyacak omuz bulamayanlar içindir..."
~Can Dündar
psikoloji ve gazetecilik arasında gidip geliyorum ne saçma bir ikilem bu
Evlendiği kadın diye düşündü. Helen gittikten sonra hayatına devam etmek daha kolaydı değil mi?
8nci bölümden alıntı.
Onu hatırlayan kişi lisede olduğunu ve mezun olamadan kaybolduğunu söylüyor. Nasıl olur da hiçbir girişi bulunamadı? Li...