Gevezeliği bilgi,
susmayı cehalet ve yapmacıklığı sanat zannedenlerden uzağım.
seen from Sweden

seen from France

seen from France

seen from United States

seen from United States

seen from Ireland

seen from Colombia
seen from United States
seen from Yemen
seen from South Korea

seen from New Zealand
seen from Sweden
seen from New Zealand

seen from United States

seen from United States

seen from Sweden
seen from China
seen from United States
seen from United States
seen from United States
Gevezeliği bilgi,
susmayı cehalet ve yapmacıklığı sanat zannedenlerden uzağım.
Beni ilgilendirmeyen şeyleri terkederek...
Hz. Lokman'a, "Sen bir çoban iken bu makama nasıl ulaştın?" diye sorulunca şu cevabı vermiştir:
"Hep doğru konuşarak, emanete hıyanet etmeyerek ve beni ilgilendirmeyen şeyleri terkederek."
=Zaman=
Zaman adı verilmiş kim bilir kaç metin vardır. Kaç iç dökme, kaç isyan; kaç şükür ve kaç kavuşma.
Şimdi ben de onlardan birine başlıyorum. Yazmak için değil de anlatmak için yazıyorum. Nicedir aklımdan geçen, boğazıma takılan; bazen de kendiliğinden düşüp yitip giden düşüncelerimi yazıya hapsetme arzusundan. Karşısına geçip seyretmek istiyorum tüm o duyguları.
Zaman ne zâlim, ne akıl almaz; bazen ne yavaş ama aslında ne de hızlı. Öğütücü mü şifâ mı derseniz; iki ucu keskin bıçak gibi. Hiç bitmesin istediğimiz o anları acımadan öğüttüğü gibi acıyı da öğütüp şifâ veriyor. Bazen çabucak akıp kavuştururken bazen de öğütürken acıtıyor.
Bir yıl önce terk ettiğim bu evden, bir yıl önce tam da bu zamanlarda olduğum yeri düşünüyorum. Hayret etmekten tüylerim ürperiyor. Ne ara bitti her şey de başladığım yere geldim ben?
Bir yıl mıydı yoksa bir saat mi?
Hıçkırıklar...
Çünkü hepsi...
Yani...
Bu yıl da bir evvelki gibi çabuk geçer mi? Yeniden o sokaklardan geçme zamanı gelir mi? Sonra o köprüden geçip, insanların beni gördüklerinde gözlerinin içinin güldüğü o odaya girer miyim?
***
Geçen pazar otobüsteydim. Tıklım tıkıştı otobüs, yol da bitmek bilmedi. Pencereden bozkırı seyrederken, geçen sene bu zamanlarda bir tren penceresinden Avusturya’nın yeşiline âşık oluşum geldi aklıma. Burnumun direği sızladı.
***
Bugünler böyle işte. Hoşnudum ama özlemek yok mu? Mutluluk pamuk ipliğine bağlı.
Acı çekmemiş biriyle yapılan her sohbet gevezeliktir
Acı çekmemiş biriyle yapılan her sohbet gevezeliktir. 💬 Emil Cioran 📖 Yeni Tanrılar
View On WordPress
şuna bakın ya, bavulumda yer olsa bunu kesinlikle eve götürüp vazo yapardım. papatyalar çok tatlı dururdu içinde ♡
Hadi geç yatmayın, sonra kerahat vaktinde uyuyorsunuz sabah aaa
Ben uyuyorum.
Söz! #hasanbasri #tefekkür #gevezelik #sukut #gaflet #söz #sözler #anlamlısözler #güzelsöz #ilmisuffasözler #özlüsözler #ilmisuffa https://www.instagram.com/p/CTEJbySILkW/?utm_medium=tumblr
Bulut üstündeki gece
Burayı eskisi kadar sık kullanamam üzüyor beni. Bir nevi günlüktü çünkü. Kendimi sınırları olmayan bi şekilde anlattığım iç döktüğüm yerdi. Bunun azalması kendimle baş başa kalamamamın ve kendimden kaçmanın göstergesi. (Göstergenin yerine gelecek sözcüğü bulamadım. Edebiyat hocamın yıllar önce dediği durumu bi türlü düzeltemedim.)
Söylecek sözüm yok gibi geliyordu. Benim söylemek istediklerim şarkılarda, minik yazılarda vücut buluyor diye yazmıyordum. Şimdi biraz gevezelik yapıp herkesin hakkında söz söylediği şeylere ben de söylemek istiyorum.
Ayşen Gruda... Sunay Akın bu fotoğrafını paylaşıp altına şunu yazmış:
"Fotoğrafın çıkıyor karşıma her yerde... Ve sen güzel yürek, ilk kez güldürmüyorsun beni..."
Çocukken beyaz camın içinde izlediğimiz insanlar hiç ölmeyecek gibi gelirdi. Gerçekliğini kavrayamadığım bir şeklin dünyadan uçup gitmesini anlayamıyordum. Zaman ilerledikçe gerçeği hissetmeye başladım. Üzüldüğümüz yalnızca severek izlediğimiz, insana neşe, umut veren filmlerin güzel yüzlerinin solması değildi. Onlar orada oldukça mutlu olacağına dair bir güven veriyorlardı. Şu çağa soba üstündeki mandalina kabuğu kokusunu veriyorlardı. Sıcak, turuncu, küçük... Onlar bu dünyadan teker teker göçüp gittikçe hafızalarımızdaki turuncu anılar siliyor. Bencilce bir üzüntüye kapılıyoruz. Bir zaman sonra bu üzüntü de silinip gidiyor. Dünyada bıraktıkları izlerin, seslerin kaybolmaması dileğiyle huzurla uyu...
Fotoğraf notu ve anlamı: Benim Nutuk'tan önce Atatürk'ü anlamamı sağlayan kitaplardır kendileri. Can yayınlarının çocuk bölümünden çıkmış olması büyüklerin okumayacağı anlamına gelmiyor. Çıktığı dönemde ticari kaygılar yerine Atatürk'ü insan yönüyle nasıl anlatırız kaygısı vardı.
Bir diğer gevezelik etmek istediğim konu ise son dönemdeki Atatürk kitapları. Özellikle şimdi gündemde olan bi tanesi var. Bazen atladığımız noktalar o kadar büyüyor ki ana konuyu kaçıyoruz. İlkokulda Türkçe dersinde okuma parçaları üzerinde öğrendiğimiz 5 temel soru vardı. Ne, ne zaman, nerede, neden, nasıl ve kim? Bu soruların cevabını çarpıttığın zaman yaptığın işin ne etkileyiciliği ne öğreticiliği kalıyor. Atatürk'ü anlatalım. Ama belkide bu dönemde onu böyle ders verir gibi anlatmak yerine anlamaya daha çok ihtiyacımız vardır. Atatürk'ü nasıl anlardınız?
Günlük gevezelik kotamı burada doldurdum. Yeni yıl planları arasında izlediğim filmleri burada mini incelemeli paylaşmak gibi bi hedefim vardı. Bi ara da onunla uğraşıcam. Tek sıkıntımız zaman.