Gerçekten çok yoruldum! Senin bilinmez taraflarınla savaşamayacağım.
Yazankadın
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United Kingdom

seen from Azerbaijan
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Australia
seen from China
seen from United States
seen from Singapore

seen from Germany
seen from United Kingdom

seen from Italy
seen from United States
seen from Brazil

seen from Malaysia

seen from France
seen from China
Gerçekten çok yoruldum! Senin bilinmez taraflarınla savaşamayacağım.
Yazankadın
Beni sevmeyecek olman canımı yakıyor.
Bir gün karşılaşacağız seninle. Sen yüzünü saklayacaksın, ben nefretimi..
Avucuma sinen kokunu geçmesin diye koklamaya kıyamıyordum . Şimdi hangi kadınla kokun birbirine karışıyor?
Kendine iyi bak…
Biliyormusun kendine iyi bak aslında bir veda değil elveda cümlesiymiş. Ben gidiyorum sen kendine iyi bak dermiş giden. Sana ilk ve son kez böyle bir yazı yazıyorum. Günlerdir kendimi alıştırmaya çalışıyorum gidişine. Canım çok acıyor.. Dayanamıyorum ama dayanmak zorunda olduğumu biliyorum. Seni gerçekten çok sevmiştim. Çok uzun bir beraberliğimiz olmamıştı ama benim sevgim tahmininden daha büyüktü. Başlangıçta korkularım vardı. Ama senin sayende hepsini geride bırakmıştım. Artık sadece sen vardın ve kimse ayıramazdı bizi. Buna inandırmıştım kendimi.. Gelecek hayallerimi hep senin üzerine kurmuştum. Şimdi hepsi geride kaldı. Senin daha fazla üzülmeni istemediğim için gidiyorum dedi bir çift yeşil göz..
DUR GİTME!demek istedim ama bir işe yaramıyacağını biliyordum. O anda hayallerim avuçlarımın içinden kayıp gitti. Hep aynı şeyi söylediler. Bilenler. Sevseydi gitmezdi. Ne olursa olsun bırakmazdı. Evet haklıydılar. Benim kadar sevseydin gitmezdin..
Biliyormusun? Çok tuhaf ama hem senin yüzünden acı çekiyorum hemde seni savunuyorum. Böyle yapmak zorunda kaldı, beni sevdiği, beni düşündüğü için bu kararı verdi diyorum. Kimsenin sana kötü birşey söylemesine dayanamıyorum. Yürekten söylüyorum içimde sana karşı ne kırgınlık nede kızgınlık var. Yaşamamız gerekiyormuş. Yaşandı ve bitti. SANA NE MUTLULUK NEDE MUTSUZLUK DİLİYORUM. Hakkında herşeyin hayırlısı olsun. Ama unutma kimse benim kadar değer veremez sana. Biliyorum inanmıyorsun. Yaşayıp göreceksin. Benimle oynama fırsatın vardı, değerlendirdin. Ama ben sana istediğin mutluluğu veremedim. Üzgünüm.
Yüreğimdeki acı nasıl geçecek bilmiyorum. Gece gündüz seni düşünüyorum. Aslında ben ayrılıklara alışkınım ama bu çok farklı. Benden başkasıyla birlikte olduğunu düşünmek beni deli ediyor. Bana seni sevmiyorum deseydin senden nefret edebilirdim. Ama bir hiç uğruna seni kaybetmeyi kabullenemiyorum. Umarım beni anlıyorsundur.
Seninle beraber olduğumuz zaman boyunca senden başkasına bakmadım, senden başkasını düşünmedim, sana verdiğim sözlerin hepsini tuttum, sana hiç yalan söylemedim… sana layık bir sevgili olmaya çalıştım lütfen bunlara inan… kimseye sana baktığım gibi bakamıyorum.
Bir uykuya dalmak istiyorum yıllar sonra uyanmak ve hiç bir şey hatırlamak istemiyorum.. bu yaptığımın adı gurursuzluksa. Kabul. Gurursuzun tekiyim. Aynı zamanda aşkına sahip çıkamayan aptalım. Keşke seni elinden tutup burdan götürebilsem. Ama bu sadece filmlerde olur dimi. Gerçek hayatta bunların hiçbiri olmaz. Farkındayım uzattıkça uzatıyorum. Her zaman söylediğim gibi hakkımızda hayırlısı olur inşallah. Hâla adını duyduğumda canım acıyorsa söyleyecek birşeyim yok. Her insanın hatası olur ya, benim hatamda çok sevmek… Bu son olsun. Zaten şansım yok. Olsaydı yanımda olurdun.
Allah'a emanet ol. Seni başka kimseye emanet edemem.
(Bana en güzel hediyen bir gönül ağrısı oldu.)
-Mira-
Göt djşhjdlfşajfksşdjf
Şehir, bir yaranın kabuğuna benziyordu. Altını kazımak için can attığınız bir doku ama bunu yapmak doğru olmayabilir. Sahiden iyileşmesini umsak bile asla iyileşmeyecek bir yara, zedelenmiş bir canlılık. İnsanın dünyada aldığı ilk soluk onu annesiyle ayıran yaranın taze olduğu sıradadır. Aralarındaki bağ kesilmiştir. Doğmanın ilk koşulu kendisini var eden bütünden sıyrılmaktır. Bebeğin bilincini ayırmak, tek başına yaşamasını sağlamak için onları ayıran bu kesi, geriye kalan yaralar, zamanla iyileşir ama iz, hep oradadır. Göbek deliği işte bunu hatırlattığı için bazılarınca çirkin bulunur. İnsanlar, yaşadıkları şehre görünmeyen bir kordonla bağlıdır. Oradan beslenir, onu anlamaya çalışır, kendini onun içinde tanımlar, terk ettiği şehri bile yalnızca doğduğu yer olduğu için aidiyetini tanımlayan bir kanıt olarak kullanır. Sonuç olarak şehir, yaşayan bir şeydir. Ancak çoğu kez, daha küçük ölçekte de olsa, tıkanan kendi yaşamımız yüzünden bunu pek fark etmeyiz. Bununla iftihar etmiyorum ama bazen, o kazınması gereken kabuğun bizler olduğunu düşünüyorum. Elinizdeki roman, kitaptan yaratılan bir şehirdir ve bir şehri tanımanın en iyi yolu orada kaybolmaktır. Tüm kayıpların birleştiği karanlık bir cennet: KAFKA OTELİ