galatasarayyyy
seen from Romania
seen from France
seen from China
seen from United States

seen from Kuwait
seen from Japan

seen from Kuwait

seen from France
seen from United Kingdom
seen from China
seen from United States
seen from Germany
seen from Japan
seen from United States
seen from China

seen from China
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Malaysia

seen from United States
galatasarayyyy
BİR TARİH YANDI ! Dün (Feriye Sarayı) Galatasaray Üniversitesi'nin bulunduğu tarihi ahşap bina kül oldu. Kısaca Feriye Sarayları; Feriye Sarayları İstanbul Boğazı kıyılarında Çırağan Caddesi boyunca uzanan Osmanlı saraylarının eski adıdır. Saraylar günümüzde çeşitli kurumlar tarafından eğitim amacıyla kullanılmaktadır. Bunlar; 1992 yılından bu yana Galatasaray Üniversitesi, 1928 yılından bu yana Kabataş Erkek Lisesi, 1982 yılından bu yana Ziya Kalkavan Anadolu Deniz Meslek Lisesi.
Mala geleceğine Cana gelsing
10 NÖTRON BOMBASI UYGARLIĞI KURTARACAKTIR! Birinci, ardından İkinci Dünya Savaşı’nın korkunç sonuçlarından çok büyük ders alındı. Bu iki dünya savaşı sonunda görüldü ki, uygarlığın büyük yapıtları olan tarihsel anıtlar, büyük yapılar, tapınaklar, köprüler, uygarlığımıza onur veren müzeler, teknik ilerlemenin hem ürünü hem de üreticisi olan fabrikalar, bütün okul ve üniversite yapıtları, uygarlığın bütün tarihsel belgelerini koruyan kitaplıklar ve bütün büyük kentler yakılıp yıkılıp yok ediliyor. Bu yakılıp yıkılıp yok edilen şeyler, uygarlığın kendisiydi. Gerek Birinci ve gerek İkinci Dünya Savaşı’nın yıkılıp yok edilen bu uygarlık yapıtlarının onarılması, eski biçimine sokulması, yeniden yapılması çok zor ve pahalı olmuştu. İşte bu soruyu yanıtlamak için çok çalışıldı, çok araştırmalar yapıldı. Öyle bir silah yapılmalıydı ki, düşmanı öldürsün, ama taşa, beton, toprağa, demire, çimentoya zarar vermesin. Öyle ya, hiç kimse betona, taşa, demire düşman değildi. Uygarlığın yapıtlarını oluşturan, zavallı taşın, betonun, demirin, tahtanın ne suçu günahı vardı ki yakılıp yok edilsinler? Bütün bu araştırmalar sonunda buluna buluna nötron bombası buluşu başarıldı. Görülüyor ki nötron bombası, uygarlığı koruyup kurtaracak olan bir silahtır ve yaşadığımız çağın en büyük mucizesidir. Düşünebiliyor musunuz ki, -tasarlaması bile zor- uygarlık yapıtları olan yapıların girinti ve çıkıntılarına dek sızacak ve buradaki bütün canlıları yok edecek olan bir nötron bombası, o yapıların badanalarına, kapı ve pencerelerinin boyalarına, yerdeki halılara, perdelerin dantellerine, aynalarına yaldızlı çerçevelerine, duvar kağıtlarına, mobilyaların cilalarına dek hiçbir maddesine zarar vermeyecek, pencere camları bile dangırdamayacaktır. Bundan daha insani, daha uygar bir şey düşünülebilir mi? Ve böyle bir savaştan sonra sağ kalacak bizler, hiçbir zarar uğramamış kentlerden, içlerinde insan bulunmayan apartmanlardan -üstelik möbleli olarak- , limanlardaki insansız gemilerden, insansız müze ve okul ve üniversite kitaplıklarından bol bol ve istediğimiz gibi yararlanabileceğiz. Bütün bu insanlık kalıtına sahip olacak insanlara yalnızca küçük bir temizlik işi düşecektir: insan cesetlerini, insan cesetlerinin arta kalan kemik ve kül yığınlarını, insanlardan kalan bu çöpleri toplayıp yok ederek, uygarlık yapıtlarıyla süslü güzel dünyamızı arıtmak. Kimileri, çağımızın en büyük mucizesi ve bütün uygarlığımızı kurtaracak nötron bombasının, insanları öldürdüğü için, kullanılmasına karşı gelmektedirler. Şunu unutuyorlar: Hem insanları öldürmeyecek hem de yapıları yok etmeyecek bomba başka ne işe yarayacaktır? Bir bombayla, haşereleri öldürücü ilaç pompalarını birbirine karıştırıyorlar: Nötron bombası sinek pompası değildir. Her iki dünya savaşında ölen insan sayısı aşağı yukarı altmış milyon kadardır.. O altmış milyon insan ölmemiş olsaydı, otuz şunca yıldan beri üreyerek artacaklar ve bugün en az iki yüz milyon olacaklardı. Zaten sığışamadığımız, bize bile dar gelen dünyamıza iki yüz milyon daha eklerseniz, dünyamız büsbütün yaşanmaz olurdu. Günümüzde her şeyin sıkıntısı çekilen dünyamızda, yalnızca insan sıkıntısı çekilmemekte, tersine gereksinimden çok fazla insan bulunmaktadır. Bilindiği gibi dünya pazarında fiyat düşürmemek için gereksinilenden çok ekilen tahıl, kahve vb. tarımsal ürünlerin yakılarak yok edilmesi gibi dünya gereksiniminden fazla bulunan insanları yok etmek çok aleyhimize propagandalara neden olacağından doğru değildir. Bu yüzden insanların sayıları savaşlarda doğal biçimde azaltılarak dünya nüfusunu dengede tutmak en akılcı ve yerinde önlemdir. Bugün dünyanın neresinde nüfus artışı önlenmeye çalışılmıyor ki… Hatta bu yüzden nüfus planlaması, nüfus sınırlandırılması yapılmakta ve ürememeleri için insanların cinsel isteklerine bile gem vurulmakta, hatta kimi yerlerde insanlar kısırlaştırılmaktadır. Burum böyleyken nötron bombasının insanları öldürüp demire, taşa, tahtaya, betona, kumaşa Dantele, kadifeye zarar vermemesini bir eksiklikmiş, bir suçmuş gibi göstermek, uygarlığın ne olduğunu anlamamak demektir. İnsan, yaka numarası, ayakkabı numarası, şapka numarası, telefon numarası, sigorta numarası ve daha pek çok numaralardan oluşan bir sayılar toplamıdır. Öyleyse yine sayıyla ölçelim: Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında altmış milyon insan ölmüş. Bugünkü uygarlık, altmış milyon insanı gereksiniyorsa, nasıl daha çok buğday gereksinildiğinde daha çok buğday ekiliyorsa altmış milyon daha insan elde etmek için de ona göre nüfus planlaması yapılır. Çocuk yapmanın, uygarlık yapıtı olan yapıları yapmaktan çok daha kolay ve üstelik zevkli bir iş olduğunu bu konuda deneyimleri olan her kadın ve erkek bilir. Bir müze mi yıkıldı? Yerine müze yapıyoruz. Altmış milyon insan mı öldü? Yerine altmış milyon, hatta daha çok insan –hem de yepyeni ve gıcır gıcır- yapılabilir. Nötron bombasına karşı olanların ne istediğini anlamak gerçekten çok zordur. Yeni nötron bombasının öldürdüğü insanlarla birlikte, ille de uygarlığın yapıtı olan müzelerin, bilim laboratuarlarının, anıtların, tapınakların, okul ve üniversite yapılarının, kitaplıkların, fabrikaların da yanıp yıkılıp yok edilmesini mi istiyorlar? Nötron bombasına karşı olanlar bir de şunu unutuyorlar: Nötron bombasının patlamasıyla ölecek olanlar, hiçbir zaman uygarlığın sahibi olan biz uygar insanlar olmayacağız. Aziz Nesin
Galatasaray Üniversitesi Senatosu, Fransa Parlamentosu'nda kabul edilen 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddinin cezalandırılmasını öngören yasayı kınayarak yasanın düşünce ve ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu bildirdi. Galatasaray Üniversitesi Senatosu'ndan yapılan yazılı açıklamada, ''Ermeni iddialarını reddedenlere hapis ve para cezası verilmesini öngören Fransız Ulusal Meclisi'nin, Ermeni Soykırımı iddialarını reddedenlere 1 yıl hapis ve 45 bin Avro para cezası öngören yasa teklifini kabul etmiş olması dolayısıyla, Galatasaray Üniversitesi Senatosu olarak Türkiye ve Fransa kamuoyuna aşağıdaki hususları anımsatma gereği duyuyoruz'' denildi. ''Ermeni soykırımı yapıldığını bir dogma olarak kabul eden ve bunun reddedilmesini suç sayan bu yasa, düşünce ve ifade özgürlüğüne açıkça aykırıdır'' görüşüne yer verilen açıklamada, şu görüşler dile getirildi: ''1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'nin 11. maddesiyle 'düşünce ve ifade özgürlüklerinin en kutsal haklar arasında olduğunu' tüm dünyaya ilan eden Fransa'da, düşüncelerin ve ifadelerin yasalar yoluyla yasaklanmak istenmesi, akılcı, metodik, diyalektik ve bilimsel düşüncenin beşiği sayılan Fransa'nın iki yüz yıllık tarihsel değerleriyle bağdaşmamakta; Descartes, Voltaire ve Rousseau gibi büyük düşünürlerin kemiklerini sızlatan bir nitelik taşımaktadır. Parlamentoların özgürlükleri koruyucu tarihsel misyonuyla da bağdaşmayan bu girişim, aynı zamanda tarihsel olguları yasal düzenleme konusu yapması dolayısıyla yasama organlarının temel işlevlerine de aykırı düşmektedir. Yasama organlarınca tarihin yeniden yazılması 'Kanunların Ruhu'na da aykırıdır. Montesquieu'nün dediği gibi, 'anlamsız yasalar, önemli yasaları da işe yaramaz hale getirir.'' Açıklamada, örneği ancak totaliter rejimlerde görülebilecek bu tür yasakçı bir yaklaşımın Avrupa Birliği Hukuku gerekçe gösterilerek savunulmasının bir çelişki olduğu da vurgulandı. Bilim, düşünce ve ifade özgürlüklerinin demokratik bir toplumun temelini oluşturan başlıca özgürlükler olduğu dile getirilen açıklamada, şöyle denildi'' ''Türkiye ve Ermenistan devletleri ile Türk ve Ermeni halkları arasında çözümlenmesi gereken bu tartışmalı tarihsel sorunun, Fransa'da her seçim döneminde gündeme getirilmesi, konunun siyasi istismar aracı olarak kullanılmasından başka bir anlam taşımamakta; iki devlet ve iki halk arasındaki gerilimi artırmakta; yapıcı bir diyalog ve ilişki geliştirilmesine de engel olmaktadır. Galatasaray Üniversitesi Senatosu olarak, Fransız Ulusal Meclisi'nin bu kararını şiddetle kınıyor, takip eden süreçte Senato, Cumhurbaşkanı ve Fransa kamuoyundan bu vahim hatadan dönülmesi yolunda gereken adımları atmalarını bekliyoruz.''
http://www.aksam.com.tr/gsu-senatosu-ifade-ozgurlugune-aykiri--87374h.html