Find the best obstetrics and gynecology doctors in Mumbai at Mygynecologist. While most gynecologists are also obstetricians, help in the field of gynecology and women's health issues.

seen from Germany
seen from Georgia
seen from Israel
seen from Germany
seen from Nepal

seen from United States

seen from United States
seen from Germany

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Germany

seen from Italy
seen from Oman

seen from India
seen from Saudi Arabia
seen from India

seen from United States
seen from China
Find the best obstetrics and gynecology doctors in Mumbai at Mygynecologist. While most gynecologists are also obstetricians, help in the field of gynecology and women's health issues.
How do we operate during the quarantine / COVID-19 outbreak?
Bugünlerde aldığım elektronik postalar/ mesajlar hep bu baslığı taşıyor; korona salgini ve karantina koşulları altında nasıl çalışmaya devam ediyoruz. Kurumlar, okul, gittiğim kafeler… Ben de bunu dun kendime sordum çünkü artık Kerim okula gitmiyor. Daha önce de Erhan’la bir donem Kerimi kreşe göndermedik ve günü ikiye bölerek çalışırdık. Bir fabrika vardiyası gibi dusunun, sabah birisi çalışıyor diğeri ev isleri çocuk sonra tam tersi. Kim sabah insani kim öğlenden sonra insani ise secim yapabilir. İki gündür sabah mesaisi bende. Kahvaltı, sabah büyükleri arama, bisiklete binme, öğle yemeği ve uykusu darken Kerim 12’de paket. Sonra biraz Kerim yorgunluğu atıyorum ve çalışmaya başlamam gerekiyor. Bu sabah spor bile yaparak ben de karantinada normalden de aktif hayat yasama hedefleri koyanlardan oldum galiba.
Erhan çalışırken, Kerim onun evde olduğunu anlasa bile yanına uğrayıp geri geliyor. Benimse, tipki su A Quiet Place filminde olduğu gibi, ses yapmamam lazım çünkü canavar sese geliyor. Gülmeyin, geliyor ve gitmiyor. Bu İngiliz evleri çok gıcırdıyor, çatıdan aşağı kata insem ya da kalkıp kütüphaneden kitap alsam hemen aşağıdan Annee diye ses geliyor. O yüzden sabah seansını ben aldım ki Kerim uyurken çalışmaya başlayayım bir evden çıkma merasimi olmadan üst kata çıkıp çalışabilme ihtimalim çok gerçekçi gelmedi. Gerçi bazen çok başarılı kandırmacalar yapıyoruz kendimi Ocean’in ekibinde gibi hissediyorum. Bu günlerin notlarını düşerken acaba bu is nereye varacak diye geçiriyorum bazen aklımdan. O yüzden belki daha sik yazarım, yazdıkça sanki sakinleşiyor sorularım ve bu enteresan günleri paylaşmanın bir yolunu buluyorum. Bugün İngiliz hükümeti sureci 1 yıla yaymayı planladıklarını ve yüzden uzun bir sure sosyal mesafe ile yasayacağımızı açıkladı. Şahsi kanaatim, öncesinde 12 hafta ekstra önlem dedikleri için bir 3-4 ay belki daha az, siki bir donemin ardından hafifletilmiş bir sosyal mesafe olabileceği yönünde. Ya da sadece olumlu düşünmek istiyorum.
St Patrick's Day ve Happy Birthday Kerimto
Mart ayı benim için başlı başına analık ayı. Kerim’den önce dünya kadınlar günü dışında bahar öncesi sakin gecen mülayim bir aydı. Çok güzel insanlar tanıyorum bu ayda doğan. Şimdi bütünüyle, doğum anılarını, annelik sorgulamalarını canlandıran baya duygusal bir ay-kadınlar günü, Kerim ve (Arapların ve İngilizlerin) anneler günü kombosuyla. Kerim, 17 Mart öğlen doğdu. O doğana kadar yanıma gelen doktorlar hemşireler hep ayni sakayı yaptılar, adını Patrick koy. Önce bunu baygın kafamla çok anlamadım. Sonra tekrar edince o günün St Patrick’s day (galiba Katoliklerin kutladığı bir azizin vefat günü) olduğunu öğrendim. Katar’da doğum yaptığım hastanede Amerikalı ve İngiliz çalışanlar ağırlıktaydı. Demek ki epey bir İrlandalı da varmış ki o gece ve gündüz bana hep onların vardiyası denk geldi, çok şakacı tatlı insanlardı. Baygın hallerimle onlara St Patrick kilisesine gittiğimi Dublin’i çok sevdiğimi falan bile anlatmışım. Kerim’in doğduğu gün için birkaç kere yazmaya calistim ama hep çok duygusal şeyler geldi aklıma. Kerim’in doğumu hayatimi öyle değiştirdi ki duygular, telaşeler, yasam tarzı, beklentiler, hayaller, hedefler… İlk zamanlar telaşa kapılmıştım. Okul devam ediyor, iznim az… Katarda sadece Katarlı kadınlar ücretsiz izin alabiliyorlar bize devlet 2 ay koşulsuz ücretli izin veriyor sonrasında da sut izni. Ama uzun sureli ücretsiz izin alamıyor yabancı çalışanlar. Ben zaten öğrenci de olduğum için vize, oturum durumları, bursum derken Kerim 30 günlükken ilk kez derse gittim. Söyle bir yöntem izledim. O dogmadan hiç devamsızlık yapmadım ve verebileceğim bütün ödev sunum hepsini verdim. Fakat hâlihazırda devam eden projeler, yayınlar ve bir de son ödevler vardı. Hepsini o inanılmaz hamile ve çalışmayan zihnimle yetiştiremedim. Zaten yetiştirmem de beklenmedi ve doğumdan 1 ay sonra, haftanın bazı günlerinde 3-4 saat evden çekip azar azar yazarak bitirdim ödevleri ki süreç te 1,5 ay surdu. Ben normalde erken kalkıp, çalışmaya erken başlamayı severim. Oyle gün ortasında gidip başlayamam ve kısa zaman aralıklarında hızlıca gerilerek yazmayı sevmem, son günlerinden çok önce biter elimdeki isler. Ama Kerimle gecen o 2 aylık semester surecinden beri inanılmaz hızlı çalışma ve adapte olma alışkanlığı geliştirdim, eminim pek çok anne baba bunu yapıyordur. Bol zaman insana aheste olma sansı veriyor zaman az olunca hızlı üretmeyi öğreniyor insan. Konumuza dönersek, 3 donem bitirme ödevim vardı. Doğum yaptım ve odaya geçtim. Kendime gelince mail atıp, doğum iznine geçmek istediğimi, Kerim’in doğduğunu bölüme bildirdim ki yığınla mail gelmişti, dersler online okumalar vesaire. Çok güzel cevaplar yazdılar hocalarım. Hepsi zaten çok çocuklu hem kültürümü hem çalışan anneliği tecrübe etmiş kalender insanlardı. Bu benim sansımdı; bu kadar yoğun çalışırken, yurt dışında anne olmak. Özellikle Amerikalı bir hocam, (çok unlu bir adam, kısa sure için bize ders vermeye geldi, inanılmaz keyifliydi dersleri) bana çok destekleyici bir mail gönderdi. Derslerin notlarını hocalar diyelim ki 1 haziranda girecekler sisteme, bana demişti ki- Sevgili Betül bu mükemmel donemin tadını çıkar. Elinde ne kadar ödev varsa bitirince bana 30 mayısta gönder, senin ödev teslimin diğerleri ile ayni gün değil.- Katar’da bu tecrübeyi yasamak benim için bir kaç açıdan hem anneliği normalleştirdi hem de çalışan-okuyan anne üzüntülerine gark olmamı engelledi ve okulda özgüven kaybımı azalttı. İlk neden, Katar’da kadınların hem çok çocuklu hem de is ve okul hayatında çok aktif olması. Elbette maddi imkânları, hizmetçileri vesaire bunda etken ama bunu yapıyor olmaları yine de bir tercih ve sistemin onlara esneklik sağlaması. Mesela, sut izni ile çalışan bir anne sabah 7 öğlen 12 arası mesai yapıyor evine mis gibi dinç gidiyor ve maaşını da alıyor. O esnada bebek ya bakıcı ile ya kreşte nadiren büyükler bakıyor. Çünkü Katarlı ailelerde büyükler zaten çok yaşlı, yabancıların büyükleri yanlarında değil. Evde bakıcı da olsa kamera oluyor, kreşlerde de öyle. Bu inanılmaz yaygın bir sistem o yüzden kimse size çocuk kreşte deyince- Türk arkadaşların çoğunlukla yaptığı gibi- annenin bütün enerjisini alan suçlayıcı bir bakışla “yaaaaa kıyamam ben ona” demiyor. İkinci etken beraber calistigimiz, okuduğumuz erkek meslektaşlar ve hocalar. İster Katarlı olsunlar ister Avrupalı o toplumda kadınların aktif ve inanılmaz çocuklu hallerine alışıklar. Sınıfımdaki Ürdünlü, Suriyeli, Filistinli erkek arkadaşlar 3-4-5 çocuk sahibi ve eslerinden durumlara çok aşinalar. Bebekle olmanın zorlukları ile ilgili şaka yapıyorlar ama bunun normalleştiğini görebiliyorum. Bu konuda daha çok yazacak şey var ama asil söylemek istediğim bir şey daha var. Kerim’in doğduğu günden, yaz tatiline kadar gecen 2,5 aylık surede annem, kayınvalidem ve Erhan güçlerini birleştirip bana o ödevleri yazdırdılar. Önce annem bize yardıma geldi ve doğumdan 6 hafta sonrasına kadar kaldı sonra da kayınvalidem. Sürekli sut bırakır 3 saat çalışmaya çıkar gitmem gereken görüşme ders varsa halleder gelirdim. Bazı aksamlar arkadaşlarımla bile görüştüm. Bana nefes aldırdılar, destek oldular. Bir yabancı arkadaşım seni özgürleştirmişler dedi, Marx’in -emancipation- ifadesini kullanarak. Çok hâkliydi. O yıl bölüm donem sonu yemeğinde belli öğrencilere verdiği takdir belgelerinden bana da verdi. Şu an tam adını hatırlamıyorum ama olağandışı basari belgesi gibi bir şey olabilir, ben de eve gelip onu kayınvalideme verdim, ne yazdığını anlamadı karşılıklı güldük. Bunlar güzel hatırladıklarım, bunalımlar, üzüntüler, bebekle nasıl bas edeceğimi bilmediğim Allah’im ben niye tip okumadım dediğim anlar, daha birçok zorluk ve eski hayata duyulan o garip hisler. Burnuma sabah sabah Starbucks kokuları geliyordu. Araba sürmeyi özledim. (Lohusalık duygularımı mı yazsam bir ara?) Mart ayı bana sunu hatırlatıyor, doğum günün olur başka bir gün olur sen bir şey anlatırsın geçmişten güzel bir ani annen yüzüne uzun uzun bakar hem güler hem de “yaaa annecim nasıl geldik bu günlere” bakisi atar çünkü aslında isin kamera arkasını bilir. Ben de kamera arkasını azıcık anlatmak istedim sizlere.
Ben.
İzleyicinin olmadığı bir sahnede, İstediğin gibi saçmalayabilirsin.
Tıpkı şu anda yaptığım gibi.
Dua
Sözümüz eksik, hayatlarımız yarım kalbimiz sallanıyor içimizde..
Direnmeye hazır hayatlar ver bize Rabbim!
─ Nuri Pakdil
M.
16:43
Çok Güzel Bir Gün.
Kendime Not.
Kendime Not;
Eğer bir yaşıma daha girdiysem, bu pazar(12.06.16) saat 15:00 dir. (LYD)
Kenarda dursun.
Bugun!
*Yillarca pesinden kostugum buyuk askimin adi degismis. Game over..
*Ruhumun diger yarisi. En uyumlu yesilim ise #annesininkuzusu demis ucana. +1