http://j.mp/2FmXDTx

seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States
seen from China
seen from South Korea
seen from Germany

seen from United Kingdom
seen from Congo - Brazzaville

seen from United States

seen from Australia
seen from Russia
seen from China

seen from United States
seen from China

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from China
http://j.mp/2FmXDTx
.bir orman hikayesi yazmak istesem önce hakan’ı anlatırdım. içimdeki ergen ve huysuz benle yüzleşirken o vardı yanımda. biraz korkardım önceleri, sonra baktım ki bunlar hep zihnimin oyunları. hakan hep kucaklardı gülen ya da bazen düşünen gözleriyle.
son zamanlarda “orman” dediğimde, “orman”da bulduğumda kendimi içimde bir göz açılıyor, ta derinime bakan, beni benle yüzleştiren, cesaretlendiren, kalemi kağıda dokundurtan ve şimdilerde sesimi çıkarmaya teşvik eden. orman öyle bir hal, bir olma hali. uyum ve aşkın, sesin sessizliğin birliği.
kısa bir süre önce rüyamda gördüm orman’ı, tatlı sert gülümseyişiyle yürüyorduk Emre, ben ve o. Keyfi pek yerinde, pek de tazelenmiş gibiydi. orman tazeler tabi, orman tazeciktir.
dün gece hatırladım bugünü, 6 sene önce bugünün halini. üstüne geçen 2 senelik yas tutma halini. ve şimdi daha iyi görüyorum, orman hep buracıkta, orman çeşitlilik, orman birleştirici. hayatına değdiği her yeri bereketlendiren orman, şükür varlığına.
sergey yesenin
son kez yaşamı danset İsadora
Nasıl alev fışkırırdı gövdenden
savruluyorum eski zamanlara
bellek bu dünya ile vedalaşırken
Görmüştük Amerika’yı seninle
cam, çelik, otomobil ve yalnızlık
görkem kuşatmışken, cılız göğsümde
yankılanıyordu bir paslı çıkrık
yaralı bir zamanın evladıyım
ruhum yitik savrulan yaprak gibi
bilmiyorum ki nedir aradığım
bineceğim gemi bile yok belki
elimde bavul beklerim yine de
gök gürler bardaktan boşanır yağmur
uğurlayanım da yok sevenim de
ıslak bir köpek bencileyin ulur
hep mekânsızım sevdim izbeleri
her yorgun yüz paçavralar içinde
bir sevgili gülümseyişi gibi
büyüler ve bağlar beni kendine
yeniğim, onlardan biriyim çünkü
her resmimde ölüme bakıyorum
“şiirlerimden taşan hayvani hüznü”
sessiz çocuklara bırakıyorum
geçmişin çağsanmasıdır her hüzün
kimi yürek yalnız orada çarpar
ne yazık bazen üstümüzden “bugün”
eğreti bir ceket gibi sarkar
kim kendine saklamayı bilecek
pahasız bir mücevher gibi beni?
yargıç yarın da “serseri” diyecek
olsun, kanla yazarım şiirimi
“durmadan kovalanmak benim yazgım”
hep inildeyiş süzüyorum geceden
henüz sadece “yol arkadaşıyım”
ah mehil ve sevgi isterdim sizden
gittim işte gidilecek yerlere
yararı ne yaşama katlanmanın?
bir ağaç gölgesi, durgun bir dere
en güzel yatağı olur insanın
.......
Ahmet Oktay
bu şiiri okumuştum sana ezberden, -en sevdiğim şiirdi o zamanlar, halen öyle mi bilmiyorum- devamı da var ama bu kadardı ezberimdeki. Halen de ezberimde biliyor musun, geçen bir ömürlük zamana rağmen. Senin de o kadar seveceğini bildiğimdendi belki de çabam, şaşırtmamıştın beni, tekrar okumamı istemiştin. Oralarda erişim vardır da, belki yeniden okumak istersin diye
In loving memory of our dearest friend,Hakan Orman (1971-2011).
.orman'da.
.son zamanlardaki zıpçıktılığımın,oradan oraya koşturmamın bir açıklamasını mı arıyorum? hayır ama fark ediyorum. hayatta olmanın verdiği keyif, enerjimi hissediyor olmak, puslu güneş, lodos, nem, egzos ve her boktanlığına rağmen istanbul'da varlığımı sağlamak için acemice bir denge arayışı. derken derken, hepsi de aslında elimde olanlardan çok yitirdiklerime varıyorum. eksilttiklerim, bende olmayanlar değil, bende olup da dokunamadığım birkaç can. bir abi, bir abi daha sonra kalmadılar. zor oluyormuş, yitirmek başkaymış. ayrılıklar değil, onlardan ben anlamadım zaten, yaşamadım da ayrılık. temassızlık başkaymış, cansızlık bambaşka. nefes almadan geçirdiğimiz an yok gibi, ama nefes aldığımızı fark ettiğimiz anlar ne kadar...sevdiğimiz insanlar zilyonlarca belki ama benim her daim kalbimi sıkıştıran, kelimelerime dokunan, derinden derinden ağlatan bir can var belki birkaç. sevdiklerimin yanında o canları ayrı bir yere koyuyorum.
onat abiden birkaç satıra rastladım, her an depreşen bir diğer can için olsun bu geceden.
Şimdi sessiz duruyoruz kıyısında bir düşüncenin Unutmamak için çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz Ölü balıklar geçiyor kırışık bir denizin sofrasında Ve ellerinde fenerleriyle benim arkadaşlarım Durmadan düşünüyorum Ne kadar çok öldük yaşamak için.
Onat Kutlar
.sınırsız.
.o kadar çok denedim ki bugün cümle kurmayı. sonra vazgeçtim. şehri suçladım yine. her güzelliği elimizden alıyor diye, dalgalandı durdu içim. henüz gidemediğim, sevdiklerimi de götüremediğimden midir uzaklara hep bu gri hisler. özledim, insanları, kahkahaları. berrak sulardan puslu bulutlara doğru uzandı bedenim, hayaller kırıldı, güzel bir insan yitti ve uzaklara daldı ister istemez gözlerim. yeniden yol dedim, o ruhumu bıraktığım yol.
Peyote Hakan, DJ Hakan, Hakan Peyote, Hakan Atilla Orman. Hakan Atilla Orman? Hani hep terasta görüp, selamlaştığın. Şimdi daha yakınmış... yıldızlara.