Yamyam Manifestosu
“Portekizliler karaya ayak bastıklarında Sert fırtınada Hemen yerlileri giydirip kuşandırdılar Ne yazık! Eğer bu güneşli bir sabah olsaydı Yerliler Portekizlileri anadan üryan soyarlardı.”
Brezilya kültürünün önemli figürlerinden Oswald de Andrade, 1925’te yayımlanan ‘Portekizlilerin Hatası’ şiirinde böyle zihnimizi açıyordu. Bugünleri var eden tarihî olaylarda anlık bir sapmanın neleri değiştireceğini gözler önüne seren etkileyici bir şiir.
‘Yamyam Manifestosu’nda da gerçekleri haykırmaya devam ediyor Andrade. Gerek edebi gerekse siyasi bir metin olarak değerlendirilebilecek manifestosunda Andrade, sanıldığının aksine yerli atalarına ağıt yakmıyor. Tupi atalarının insan yeme ritüellerinin bir devamı olarak, eskinin ruhunu yeni dünyaya çağırıyor aslında. Bu kısa fakat sarsıcı metinde asla egzotik övgü, bizi anlayın ağlaması yok, sizin sayenizde pantolon giymeyi öğrendik samimiyetsizliği yok! Baştan sona gerçekler var. “Bizde komünizm zaten vardı. Dilimiz gerçeküstüydü. Biz zaten AltınÇağ’daydık.” Cümlesiyle, Avrupa’nın, Amerika’nın ve diğer ‘medenî’ diyarların dünyaya hediye ettiğini söyledikleri şeyleri tek tek değerlendirip, suratlarına çalıyor Andrade. Kitabı bir önsözle zenginleştiren çevirmen Halil Duranay’ın da dediği gibi, kitap “tarihsel, felsefi, siyasi hatta antropolojik olarak birçok göndermede bulunan bir tür kolektif bilinçdışı sınaması.”
[Yamyam Manifestosu / Oswald de Andrade / Çev.: Halil Duranay / Kült Kitap / Manifesto / Felsefe]










