Herkes Tek & Bir
İstanbul’da bir evde oturuyordu. Penceresi sokağa bakıyordu ama aklı daha çok kendi içine dönüktü. Bazı akşamlar masaya oturup düşünürdü, bir sorunun cevabını arar gibi. Zihnimde arıyorum, kim bulmuş çaresini, ben nasıl buluyorum diye geçirirdi içinden. Bunu gerçekten soruyordu kendine. Cevabı olan bir soru gibi değil, daha çok zihnin içinde dolaşan bir düşünce gibi.
Bilirim her şey elimde, maharet mahvetmekte dediği zamanlar da oldu.
İnsan kendi hayatının direksiyonunda olduğunu hissedince bir yandan güçlü hissediyor, bir yandan da bütün hataların sahibine dönüşüyor. O da bir süre böyle yaşadı.
Bilemedim hangi dala tutunsam diye düşündüğü çok zaman oldu. Bir şey denedi, sonra başka bir şey. Bazen bir yola girdi, sonra o yolun aslında başka bir yere çıkmadığını fark etti. Dönüp durup aynı yere varınca insanın içi biraz sessizleşiyor.
Şüphe ettim kendimden dediği zamanlar oldu. Belki yanlış başlamıştı, belki yanlış seçimler yapmıştı, belki de hayat onun için diğer insanlara göre biraz daha dolambaçlıydı. Vaz mı geçmeli hepten diye sordu kendine ama geçmedi. Çünkü bir şekilde devam etti.
Çabalana debelene bir ömür dediği anlar oldu. Bazen hayat gerçekten böyle hissettiriyor, sanki insan yüzerek değil de suyun içinde çabalayarak ilerliyormuş gibi. Yine yine avuçlarımda kahır diye düşündüğü günler de oldu. Böyle zor mu olmalı diye sorduğu zamanlar. İnsan bir yerde gerçekten bunu soruyor. Ama zaman geçtikçe bazı şeyler yer değiştiriyor. Sorular hala geliyor, düşünceler hala çoğalıyor ama eskisi kadar sert değiller.
Belki de mesele hiçbir zaman tamamen çözmek değildi. Belki mesele bu yolların içinde yürümeyi öğrenmekti. Çünkü herkesin yolu aynı değil. Bazıları düz gider, bazıları dolanarak. Bazıları erken bulur kendini, bazıları biraz daha geç. Ama herkes tek. Ve yine de bir şekilde bir. Aynı sokaklarda yürüyen, aynı soruları başka kelimelerle soran insanlar gibi.
Şimdi o evde otururken pencere yine aynı sokağa bakıyor. Ama içerideki ses biraz değişmiş. Hala düşünüyor, hala arıyor. Ama artık o cümle eskisi kadar sert değil: şüphe ettim kendimden. Sanki yanına başka bir cümle daha eklenmiş gibi. Belki de insan kendine ulaşmayı ancak bu kadar dolanarak öğreniyor.
Herkes tek ve yine de 1.












