Kıkırdak doku, belirli bir bükülebilirliği ve esnekliği olan özel bir bağ dokusudur. Kıkırdak matriksinin %70-75’i su olacak şekilde hidrate olup; geri kalanı kollajenden (%15-20) ve proteoglikanlardan (%2-10) oluşur. Proteoglikanlar matrikste jel benzeri yapı oluştururken; kollajenler çok miktarda su içerir. Bu iki yapının oluşturduğu ortam, hem dokunun sağlamlığı hem de beslenmesi için gerekli difüzyon ortamına olanak sağlar.
Proteoglikanlar, kıkırdak dokunun sertliğini sağlar; kondroitin sülfat ve keratin sülfattan meydana gelir. Katyon bağlayıcı yani hidrofilik özellikte oldukları için matrikste su ve elektrolitlerin taşınmasında önemli bir rol alırlar. Yaşlanma ve doku travmaları gibi bazı etkenler ile kıkırdak fonksiyonu zayıflamakta; zamanla kondroitin sülfat (kondroitin-4-sülfat) konsantrasyonu da azalmaktadır ve kıkırdak doku yenilenmesi de oldukça güçtür.
- Kondroitin sülfat, matriks metalloproteinaz (MMP) olarak adlandırılan ve kıkırdak doku matriksini parçalayan enzimlerin (proteinazlar) sayısını azaltır.
- Hyaluronik asit ve tip II kollajen gibi matriks bileşenlerinin sentezini artırır.
- Kollajenolitik aktiviteyi azaltır ve antienflamatuar etki gösterir (diklofenak gibi nonsteroid antienflamatuar ilaçlar ile karşılaştırmalarda desteklenmiştir).
- Kondroitin sülfatın özellikle el ve diz osteoartritinde etkili olduğu gösterilmiştir.
- Uzun süreli önerilen doz: 800 mg/gün. Doz ayarlamasında günlük oral alınan 800 mg ile 1200 mg kondroitin sülfat etkisinin aynı olduğu görülmüştür.
- Yılda 2 kez 3′er aylık ardışık oral uygulama ile devamlı uygulama arasında bir fark görülmemiştir.
Kondroitin sülfat takviyesi almadan önce mutlaka hekiminize danışın. Özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalar bu tür ürünleri dikkatli kullanmalıdır.