B blok üçüncü yıldıza yöneldiğimde, B-11 ünitesinin kapısı açıktı. İçeriye girdim, mahkum beni gördüğünde gizlice sevindi. Karşılıklı konuşmaya başladık. "Abi beni hastaneye götürebilir misin?" dedi. "Dur bakalım, önce..." dedim. Bu yolsuzluk, tape olayları henüz gündeme yeni düşmüştü. Herkes kendini bir şeyler söylemek zorunda hissediyordu. "Yolsuzluk hakkında ne düşünüyorsun?" diye sordum. "Abi, alayı hırsız orospu çocukları! Abi hastane..."
"Sence namuslu insan kaldı mı bu ülkede?" dedim. Kafasını sağa sola yavaşça oynatıp anlamadığını belirtti. "Sen hırsızlıktan yatıyorsun, astsubay silahı çaldın. Dün de benim kalemimi çalmışsın. Sendeki kleptomaniyse eyvallah. Neden hırsız olunur söylesene."
"Abi kalemi ben almadım."
"Sen almadıysan kim aldı lan?"
"Abi ayıp sana, ben almadım; uğur almıştır. Dur getiririm şimdi sana." Gitti, elinde bir kalemle geri döndü. "Bu benim kalemim değil." dedim cebime koyarken.
"Abi seninkine baktım parçalamışlar, bong yapmışlar."
"Çay mı çekiyorsunuz lan? Kafası var mı bari?"
"Abi yeşil çay işte. Ama fıs bu. Gel sana dışarıda kubar içireyim. Yok böyle bi' kafa."
"Hollanda nasıl, onu çok anlatıyorlar."
"Hollanda da içtim ama en iyisi jameikadır. Zaten onun yüzünden midem bitti. Hastaneye gidecek miyiz?"
Hollanda bende içmiştim. "Jamekiayla, bonzaiyle işim olmaz." dedim. "Hani seninle hastaneye gitmiştik orada bi' psikolog vardı. Hatırladın mı?" diye ekledim. Yüzüme dikkatle bakıyordu. "Lan hani sana 'asıl hırsızlar dışarıda' demişti."
"Ha. Evet, hatırladım abi."
"Manyak lan o karı, o da çalmıştır mutlaka."
"Yok abi ne diye çalsın. Deli para alıyor onlar."
"Çalar oğlum şimdi çalmıyorsa çocukken çalmıştır. Ben de çaldım çocukken. Geceleri aklıma gelince yüzüm kıpkırmızı olurdu, uyuyamazdım. Sen uyuyabiliyor musun?"
"Yok abi sabaha kadar gözüme uyku girmiyor. Bana bi' uyku hapı ayarlasana. Şimdi atarım, bir saate patlar; uyurum."
"E hani hastaneye gidecektik?"
"Abi sen yap bi' güzellik bana yarın burada doktora çıkarım. Dilekçe yazdım az önce."
"Yok oğlum uyku hapı falan. Sayılı geliyor hepsi. Şimdi başkasının hapını mı çalacaksın?"
"O kadar çıkıyoruz doktora bi' seroquel yazmadı."
Baktım saat sekize geliyor. Çıkıp gideyim diye düşündüm. Çıktım koğuştan, arkamdan hâlâ bağırıyordu: Ayıp sana Mustafa abi.