Runaway Horses

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Canada

seen from Belgium

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from T1
seen from Canada

seen from Malaysia
seen from Yemen
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from China
seen from United States

seen from United States
Runaway Horses
Kaçak Atlar (Runaway Horses)
Kaçak Atlar'da da, tepedeki manastıra Kiyoaki'nin aşkla, Honda'nın ağır ağır tırmanışını hatırlatan bir yol var. Kiyoaki'nin onca yoldan sonra bulabildiği tek şey 'Hayır' cevabı iken burada da bir Atlantis bulmayı hakeden emekten sonra toz toprak içinde sıradan bir şehir var elde.
Bahar Karları'nda Kiyoaki'nin ölümünün ve aslında onun yirmi yıl sonra İsao olan ruhunun seppukusun Kaçak Atlar’da samurayların shintosuyla örtüştüğünü düşünmek için bir sürü sebep var.
Kutsal sayılan bir tepedeki ayinler ya da dillerinden düşmeyen çağlayanın altında yeni hayatta buluşma fikri zaten Mishima’nın neredeyse bütün kitaplarında ortak link. Yenilgiden sağ çıkan seksen askerin toplu intiharından bahsetmek yerine konunun İsao'ya gelmesi, kitapları arasındaki bağları görünce bir MindMap haritası çizip, bu aslında Satoko'dur: utkuya işaret ediyor, bu aslında bir din ayini değil: Honda'nın Hindistan'da gördüğü rüyadır, demek isteği doğuyor.
Kaçak Atlar bana nerede yayınlandığnı tam çözemediğim Voices of The Heroic Spirits (Eirei no Koe)'i hatırlattı:
“Cesur askerler bir tanrı onlara dövüşmeyi emretti diye öldüler; altı ay sonra başka bir tanrı ateşkesi emretmiş olduğu için bu vahşi çarpışma birden durdu. Ama majesteleri kendisinin de bir fani olduğunu ilan etti. Hem de tanrı olan imparatorumuz için düşman gemilerinin böğürlerine el bombaları gibi düşmemizin üzerinden bir yıl bile geçmeden oldu bu. İmparator niçin bir insan haline geldi?”
Tenno Heiki Banzai!
*Görsel sadece Runaway Horses için değil Spring Snow ve Patriotism içindi. Ama onlar için ipekler, kılıçlar, kanlar içermeyen ve huzursuzluk vermeyen bir görsel yeterli olmazdı.
K. Banu Köse