ZÜLMECAZ PANAYIRINDAKİ ARRAF VE HZ MUHAMMED (AS)
Zül’mecaz panayırının bir özelliği de diğer panayırlara gelmeyen Araf denilen kâhin ve müneccimlerin buraya gelmeleri idi.
Zül’mecaz panayırı kurulduğu zaman Araplardan küçük çocukları olanlar onları Hevazin Arrafına götürürler, ona baktırırlar, geleceğini öğrenmeye çalışırlardı.
Halime hatunda Araplar arasında yapıla gelen bu geleneği bozmadı. Diğer çocuklarından sonra Muhammed’i (a.s.v) de bu arrafa baktırmaya karar verdi ve ona götürdü.
Arraf Muhammed’in (a.s.v) gözlerindeki kırmızılığa ve iki kürek kemiği arasındaki peygamberlik mührünü görünce birden ayağa fırlayıp:
-Ey Hüzeyl cemaati! Ey şurada toplanmış Arap cemaati! Ey Ûkaz halkı! Diyerek bağırmaya başladı.
Onun bağırtısını duyan halk etrafında toplandılar.
Yeterli halk toplanınca Arraf peygamberimizi gösterip:
-Şu çocuğu yaşatmayınız, Onu hemen öldürünüz. Çünkü Onda hükümdarlık alâmetleriyle beraber henüz çözemediğim bazı ululuklar vardır dedi.
Halk; nedir, kimdir, hangi çocuktur? Diye birbirlerine sorar, bakışırlarken Halime Muhammed’le (a.s.v) birlikte halkın arasına karışıverdi.
-O dediğin hangi çocuktur? Diye soruyorlar, arrafta şu- rada bulunan çocuk diyor fakat halk hiç bir şey göremiyordu.
-Ey arraf! Sen hayal görmüş olmalısın. Gösterdiğin yerde öyle bir çocuk yoktur dediler.
Arraf’ta şaşırıp sağı sola baktıktan, Muhammed’i (a.s.v) aradıktan sonra:
-Ey halk! Vallahi de ben şurada bir çocuk görmüştüm. Onun gözlerinde kırmızılık, iki kürek kemiği arasında ise bir mühür vardı.
O muhakkak ki size galebe çalacak, dindarlarınızı öldürecek, putlarınızı kıracak, Onun işi işinize üstün gelecektir dedi.
Halk peygamberimizi aramaya başladılar. Onu hem Ûkaz hem de Zül’mecaz panayırlarında aradı iseler de bulamadılar.
Halime Muhammed’i (a.s.v) halktan kimseye göstermeden konak yerine getirmiş, oraya saklamıştı.
Arraf panayır yerinde sık, sık yer değiştirir; oraya bu- raya gider gelir, çeşitli yerlere konar, getirilen çocuklara bakardı. O günde sağa sola gide gele konak yerinin yakınlarına bir yere gelip kondu. Halime’nin komşuları, arkadaşları çocuklarını ona gösterdiler. Halime’ye:
-Ey Halime! Sen Muhammed’i (a.s.v) şu arrafa göster dediler.
Fakat Halime Muhammed’i (a.s.v) arrafa göstermekten kaçındı. Onun için korktu. Fakat Muhammed (a.s.v) Halime’nin bir dalgınlığı sırasında altında tutulduğu gölgelikten dışarı çıktı. Bu sırada arraf bulunduğu yere doğru bak- maktaydı.
-Ey çocuk yanıma doğru gel dedi. Onu yanına çağırdı. Fakat arrafın bakışlarından ve sesinden korkan Muhammed (a.s.v) yanına gitmedi, hemen kaçıp çadıra girdi. Araf peygamberimizi dışarı çıkarması için seslendi ise de Halime onu dışarı çıkarmadı. Fakat arraf çadırın yanından ayrılmıyor, durmadan:
-Ey Arap Halkı! Şu çadırın içindeki çocuk bir peygamberdir diye bağırıyordu. Halime Muhammed’i (a.s.v) çadırın arka tarafından gizlice çıkarıp götürdüğü halde arraf bağırmaya devam etti. Sonunda halktan bazı kişiler çadıra girip baktılar. Fakat ne Muhammed’i (a.s.v), ne de bir başka çocuğu gördüler. Dışarı çıkarak:
-Şu arraf muhakkak ki aklını yitirmiştir. Daha öncede böyle yapmış, görmediği bir çocuğu gördüm demişti. Bu da öyle olmalı dediler.
Bu yüzden arraf Muhammed’i (a.s.v) gördüğünü kimseye inandıramadı. Aklını tamamen kaybetti. Ardından ölüp gitti.