Merhaba, bugün benim doğum günüm.
En çok korktuğum yaşlara adım adım yaklaşırken zamanın ne denli acımasız olabileceğine yakından tanık oluyorum.
Bir şeylere geç kalmışlıkla, erken gelmişlik arasında sıkışıp kalmış gibiyim. Çocukken büyüdüğüm günlerin hayalini kurardım. Olmak istediğim insan, yapmak istediklerim, arkadaşlarımın, hayatımın, her şeyin. “Farklı biri olacağım, farklı bir hayat yaşayacağım, sıradan büyükler gibi olmayacağım” bunlar 6 yaşındaki Diloş’un sözleriydi. Bir nevi bu sözü tuttuğuma inanıyorum.
Kendimle yüzleşmek istiyorum sanırım bu yıl. Bazen pozitifliğimin arkasına saklanıp kendi gerçeklerimden kaçıyormuş gibi hissediyorum.
Tanrı’dan hep cesaret diliyorum. Kendimle ilgili neden korkak olduğuma dair bir hissiyata sahip olduğumu ise bilmiyorum.
İnsan 25 yaşına geldiğinde artık hayatla ilgili birçok şeyi çözmüş olacağını düşünüyor ama bugün baktığım aynadan hâlâ her şeyi çözemediğimi söyleyebilirim.
Kariyerim, arkadaşlıklarım, aşklarım hepsi karman çorman bir düğümden ibaret ve ben artık çözmek yerine sadece yaşamaya odaklanmış bir haldeyim.
Çok, çok eskiden kontrol edemediğim her şey beni sadece çıldırtırdı. Artık kontrol edemediğim her şeyi serbest bırakıyorum. Çünkü hayat kontrol ederek değil ancak hissedilerek yaşanabilirmiş.
Kendimize verdiğimiz her sözü tutamayabilirmişiz ve bunda bir sorun yokmuş. İnsan yürüdüğü yollarda çokça değişebilirmiş, tek düze bir insan olmak zorunda değilmişiz, aynı anda birçok sen doğurabilirmişsin içinden ve hepsi aynan olabilirmiş.
Yeni bir ben için her gün şans veriyorum kendime. Karşımda gördüğüm kadın beni hiç hayal kırıklığına uğratmıyor.
İnsanlardan yana olan hayal kırıklıklarımı ise kendi haline bırakıyorum. Kırıklarınız olmazsa içeriye gün ışığı dolmaz. İçine sızan ışıkları ve yenilgilerimi seviyorum.
Evet toplaması güç, bazen acı dolu ama varlıklarına bile şükrediyorum.
Aşık olmakla ilgili büyük sözlerim vardı eskiden, artık yok. Belki çok uzun zamandır kalbimin yeniden attığını hissettiren bir duygum olmadığı içindir. Bilmiyorum. Ama aşkın varlığını inkar edemem çünkü kendi ruhumda en büyüğünü yaşıyorum. Belki de bu yüzden artık kapıyı kapatıp çıkan kimsenin arkasından gözyaşı dökemiyorum.
Varoluşun ışığını gördüğüm ruhlara aşık oluyorum, gittiklerinde ise gidenin sadece bedenleri olduğunu biliyorum. Sanırım ancak bunu bu kadar kelimelere dökebilirim. Aşk, Allah’tan gelir ve Allah’a döner. Geride kalanın ya da gidenin bir önemi yoktur.
Bu yıl mektubumu yeni yaşıma değil, geçmiş yaşıma adıyorum.
Yeni yaşım için büyük sözlerim ve beklentilerim yok çünkü her ne olursa en güzeli olacağını biliyorum.
O zaman ne diyoruz, gelsin hayat bildiği gibi!
Hoşça kal 24,
Hoş geldin 25,
İyi ki doğdun Diloş, seni daima seveceğim!

















