İnsan bir yılan gibi kabuğunu geride bırakmalı, yeni bir deriyle yeniden merhaba demeli. Merhabanın en içtenliğinde kurtulmalı kokan nefeslerden ve ne mi istemeli deli bozuk hayatın sonunda çokça gülmeyi…gülerken bir yol arkadaşı;imkansız olanı belki de!nar gibi dağılmış zihinler don juan mı, casanova mı acaba hangi ruhu taşıyan ortaya karışık, kafası karışık teleften bir gece olsun gün dolsun diyen ruhlar oldukça kadınların işi zor…zira isteğiniz dizinde az bir dinlenmek az bir nefes olsa da kevaşe ruhlarında tüketmenin çılgınlığıyla bitip tükenmeyen vagonlarında bilmem kaç yolcu ile seyahat edinildiği düşünülürse vajinaya konan tampondan bir farkı olmayacaktır, zira yaptıkları her yeni başlangıçta trigonometrik fonksiyon hesaplamalarıyla çalışarak sarılarak uyumanın,sanrısına sığınarak, ezberlenmiş replikleri tekrara düşer lifestyle hali hazırdır, kıçı başı oynasın dursun, umumi tuvaletten ne farkı vardır ki iğreti bedenlerinin, sözleri uçar yazıları kalır kalan 1/2 yalanından bin doz öfke sahibi olursunuz.
Ahh ne şahane olurdu, hayatın ritmini önceden hesaplaya bilseydik, o çok fena kıymetli hayatımızda her düşüp yaralandığımızda kendi ameliyatımızı yapabiliyor olsak, yara bandı ilişkilerde harcanmadan….
Ah şu ortaya karışıklar; zamanında yaşadığı ezikliğinin sonunda bulduğu ilgiyi sonuna kadar sömüren, komplekslerini kodlayarak ideal etiketi yapıştıran, kadın kimliğini giyim/kumaşa göre yoran,vicdani ezikliğin içinde olanlar oldukça zordur durumumuz, tekrara düşen kısa filmler çekeriz,kimliğimiz olmadan, yavan oldu doğanın bahşettiği kadınlık.
Oysa ki ne güzel demiş NAZIM; sende herkes gibisin kitabın sol sayfasını kıvırmamış, yırtarak, bir hayatı geride bırakmış. sahip olmak, ben/bana/hep banacılar kapitalist dünyaya uyum sağlayarak hızlı tüketimi seçenler için kadın-erkek ilişkisini düzüşmek görenler, hem cinsler-ime tavsiye niteliğindedir, derinizden kurtulun neyse ki hala korkularımız, neyse ki hala suçluluk duygumuz,neyse ki edebimiz,neyse ki nefesimiz var ve hala insanız, yalnız yürüyecek kadar çelikteniz.
Ve günde arka fon Anthony Hopkins’ten and the waltz goes on olsun, vals eşliğinde…