Hangisi daha önemli" diye sordu Büyük Panda. " Yolculuk mu yoksa varacağın yer mi?."
"Sana kimin eşlik ettiği.." dedi küçük ejderha..

seen from Germany

seen from Italy

seen from Italy

seen from Italy

seen from Italy
seen from Greece

seen from Italy

seen from Italy
seen from Italy
seen from China
seen from United States
seen from United States
seen from Romania

seen from Italy

seen from Finland
seen from Italy
seen from United States
seen from Germany

seen from Italy

seen from United States
Hangisi daha önemli" diye sordu Büyük Panda. " Yolculuk mu yoksa varacağın yer mi?."
"Sana kimin eşlik ettiği.." dedi küçük ejderha..
hiram abif kimdir?
‘’tapınak yani mabed hz. davud’un ölümünden sonra oğlu hz. süleyman tarafından inşa ettirilir. mabedin yapmı için kırk bin amele toplanır. bunlara mason yani duvarcı ismi verilir. bunlardan üç bini de ustadır. hz. davud tarafından kudüs’te inşa edilen süleyman mabedinin yapımında çalışan ustalardan biri de adon hiram abif ‘ti. hiram maiyetindeki işçileri çırak, kalfa ve usta diye üçe ayırır, hepsine mimarlık bilgilerinin bir kısmını öğretir. çıraklar kalfaların kalfalar da ustaların bildiği sırlar bilmezler. çıraklar ücretlerini b, kalfalar j sütunundan, ustalar ise orta hücreden alırlar. inşaatın sona ermesine doğru usta olmayı bekleyen üç kalfa gerekli ehliyeti gösteremedikleri için usta yapılmaz. bu üç kalfa ustalık sırlarını zorla öğrenmeye karar verir. hiram bir öğle üzeri mabedi gezmek ve inşaatı kontrol etmek üzere geldiği zaman pusuda bekleyen üç kalfadan birincisi hiram’ın yolunu güney kapısı’nda keser ve ustalık sırlarını sorar. hiram, “bu sırlar ancak çalışma ile elde edilebilir” der. bunun üzerine kalfa cetvel ile hiramın sol omuzuna vurur. hiram batı kapısından kaçmak ister. ikinci kalfa önünü keser, ustalık sırlarını açıklamasını ister. hiram yine reddetti. kalfa gönye ile hiram ustanın sağ omuzuna vurur. doğu kapısı’na doğru kaçan hiram usta burada da üçüncü kalfa tarafından durdurulur. hiram kalfanın isteğini de reddedince ölümcül darbe gelir. üçüncü kalfa hiram ustanın kafasını çekiçle parçalar. katiller gece hiram’ın cesedini dağa götürüp gömerler ve üzerine akasya dalları dikerler. hiram’ın kaybı üzerine inşaat çalışmaları durdurulur. hz. süleyman hiram’ın mimarlık sırlarını tehdit altında açıklamış olmasından korkmuştur. hz. süleyman hiram usta’nın bulunması için emir verir. hiram’ın cesedinin bulunduğu anda telaffuz edilecek kelimelerin ustalığın mukaddes sözü olacağını da belirttir. hiram usta’nın cesedi akasya dallarının gizlediği yerde bulunur. ilk telafuz edilen kelimeler ise mac benah ve moaban kelimeleri olur. sıra katilleri bulmaya gelmiştir. bir mağarada gizlenen hiram’ın katili abiram, araştırma yapan joapert isimli duvar işçisine hançerle saldırır. joapert, abiram’ı öldürür. öldürürken de “nekah” diye bağırır. katilin sağ yakalanmasını isteyen hz. süleyman joapert’e kızar, ancak onun kendisini korumaya çalıştığını anlayınca affeder. hiram’ın diğer iki katili de yakalanarak cezalandırılır. mabed inşaatını kaldığı yerden devam ettiren hz. Süleyman yeni bir büyük mimar üstad tayin eder. sonra da kaybolan kelimenin bulunmasını ister. aranan kelime bir mabet harabesindeki mikap bir taş üzerinde bulunur. kelime, yehova’dır. kainatın ulu yaratıcısı’nın ismi. ibranice allah demektir. hiram efsanesi’nde yer alan mekanlar, rimeller, usta, kalfa, çırak kategorileri masonlukta da simgesel olarak kullanılıyor. mason, işçi ya da usta ile eş anlamda kullanılıyor. aynı şekilde yukarıda bahsi geçen hiram’ın cesedinin bulunduğu akasya dalları da masonluğun önemli bir sembolü olarak kabul edilmiştir. duvarcı aletleri olan iç içe geçmiş bir gönye ve pergelden oluşan kompozisyon da masonluğun önemli sembollerinden. süleyman tapınağına ingilizce’de “temple” deniliyor. masonların toplandıkları binalara da “temple” deniliyor. “mt. dora masonic temple” gibi. mason ritüelinde bir alt derecede olanlar daha üst derecedekilerin sahip olduğu bilgilere sahip değildirler ve onlara verilmedikçe bu bilgilere kendiliklerinden erişme girişiminde bulunamazlar. yani aynen yukarıdaki hikayede ustalık decerelerinde sahip olunan bilgiler gibi. bu arada mason ritüelinde önemli bir yer tutan “dul kadının oğlu” (the widows son) ile konumuzun ne ilgisi olduğuna da değinelim. masonlar kendi aralarında “dul kadının çocuğuna yardım” diye para toplamaktalar, bu amaçla dolaştırılan nesneye de ‘dul kadının kesesi’ adını vermekteler. bir mason tarafından, “dul kadının çocuğuna yardım edin” dendiğinde, ya da zor durumda kalan mason ‘dul kadının çocukları, bana imdat edin’ dediğinde bu, diğer masonlar tarafından “biraderimiz tehlikede” mesajı olarak algılanmaktadır. masonlara göre bunun sebebi şudur: hiram usta dul bir kadının oğluydu. hiram ölünce masonlar onun anasına riayet ettiler ve hiram kendilerini kardeş telakki ettiği için onlar da hiram’ın anasını kendi anaları saydılar. masonlara göre ise bu semboller eski mısır kökenlidir. örneğin masonlara göre “dul kadın”, eski mısırlıların “bereket tanrısı” olarak kabul ettikleri hayali bir erkek tanrı olan ise osiris’in eşi isis’dir. efsaneye göre osiris bir kıskançlık cinayetinin kurbanı olmuş ve isis dul kalmıştır. masonlara göre gönye ve pergel de eski mısır’dan kalma olup bilim, geometrik düzen, akılcılık gibi kavramları simgeler. obeliskler ve üzerlerinde taşıdıkları eski mısır figürleri ile yarım piramit tepesine oturtulmuş üçgen içindeki gözün masonlarca kendi sembolleri olarak kabul edildiğini hatırlatalım. başlangıcı eski mısır olan ve davut’un yıldızı diye bilinen yahudiliğin sembolü ve israil’in bayrağında yer alan iç içe geçmiş iki eşkenar üçgen, yani hegzagram da masonlar tarafından benimsenmiştir. bu sembol hz. süleymen tarafından mühür olarak kullanılmıştır. mason localarının değişmez dekorlarından biri de ikiz sütunlardır. üzerlerine “jakin” ve “boaz” kelimeleri kazınmış olan bu sütunlar, hz. süleyman tapınağı’nın girişinde yer alan ve yukarıdaki hikayede bahsi geçen iki sütunun taklidi olarak bilinir. bu sütunların kökeni de yine eski mısır’dır. sonuçta masonluğun sembolleri eski mısır’a mı yoksa süleyman tapınağına mı, yoksa her ikisine de mi dayanıyor? bunun kesin yanıtını öğrenmek için masonluğun belli bir derecesine erişmiş olmak gerekiyor. dışarıdan bakıldığında verilebilecek hüküm bunların esas olarak tapınağa dayandığı ve aynı zamanda eski mısır’ın gizleri ve ezoterik bilgileri ile de ilişkili olduklarıdır.’’
buradan aldım.
yeni bakışlar programında da bu konuları işlemişler. bkz. o da burada
şu sıralar okuduğum kitaptaki konularla bağlantılı, her yönüyle araştırmak lazım.
Prof. Dr. Şevket Erk Kimdir?
Prof. Dr. Şevket Erk Kimdir? Prof. Dr. Şevket Erk (1944-2003), Türkiye’nin önemli fizikçilerinden biridir. İstanbul’da doğan Erk, Saint Joseph Lisesi’nde orta öğrenimini tamamladıktan sonra, 1967’de İstanbul Üniversitesi Fizik Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitede asistanlığa başlayarak 1973 yılında fizik doktoru, 1979 yılında ise doçent unvanını aldı. Nükleer fizik ve reaktör teknolojisi…
Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre Kimdir?
Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre Kimdir? Ahmet Yüksel Özemre, Türkiye’nin önde gelen nükleer fizikçilerinden, akademisyenlerinden ve aynı zamanda bir fikir adamıdır. 1935 yılında İstanbul’da doğan Özemre, bilim dünyasında özellikle nükleer enerji, nükleer fizik ve Türkiye’nin nükleer enerji politikaları konusundaki çalışmalarıyla tanınmıştır. Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre Kimdir? Eğitim hayatına…
Ord. Prof. Dr. Kerim Erim Kimdir?
Ord. Prof. Dr. Kerim Erim Kimdir? Prof. Dr. Kerim Erim, Türkiye’nin ilk matematik profesörlerinden biri olup, özellikle matematik ve mühendislik alanlarındaki katkılarıyla tanınmaktadır. 1894 yılında İstanbul’da doğan Erim, Osmanlı İmparatorluğu döneminde eğitimine başlamış ve Cumhuriyet’in ilanından sonra bilimsel çalışmalarını sürdürmüştür. Yükseköğrenimini Almanya’da yapmış, burada matematik…
Ernst Haeckel Kimdir?
Ernst Haeckel Kimdir? Alman doğa bilimci, doktor, zoolog, filozof ve ressam olan Ernst Haeckel (1834-1919), özellikle biyoloji alanında yaptığı çalışmalarla tanınır. Evrim teorisinin koyu bir savunucusu olarak bilinen Haeckel, canlıların evrimindeki benzerliklere ve çeşitliliğe odaklanarak, “ontogeni tekrarlar filogeniyi” ilkesini öne sürmüştür. Bu ilkeye göre, bireyin embriyonik gelişimi, türler…