mused: heh heh. gerçekten mi?
yaşlı: pardon anlayamadım?
mused: yo, hayır, özür dilerim. ben sadece şeyle konuşuyodum. şey...
yaşlı: şu sendeki küçük kutu, sanıyorum.
mused: evet koleksiyonum...
yaşlı: koleksiyon mu? güzel tesadüf. ben, kendim de bir koleksiyoncuyum.
yaşlı: eee, içinde ne var?
mused: pek çok şey ama çoğunlukla sorular.
mused: ... peki sen ne topluyorsun?
yaşlı: ha, alışılmadık bir şeyler değil, sadece güzel, eski moda cevaplar!
yaşlı: cevaplara karşı bi iticilik mi hissediyorsun?
mused: o yoo, öyle bir şey değil. sadece, sorulara karşılık cevapları asla takas etmezdim. uzun dönem kar göremiyorum yani.
yaşlı: uzun dönem kar? nasıl yani?
mused: şöyle ki, benim gördüğüm şekliyle cevaplar, kafa dağıtmak için elverişli, ama sıkıcı da aynı zamanda. yani, bizim gibi, sürekli dönüşen zamanın dansına katıldıklarına düşünmüyorum. onlarla yola devam etmek demek, eğlencenin çoğunu kaçırmak demek. gerçeklik, senin onun görme isteğine bağlı olarak kolaylıkla değişebilir. bir cevap, doğada, alabildiğine durağandır ve gerçekliğin donmuş ve anlık bir fotoğrafına denk gelir. değeri sadece düşebilir. bugünün hazinesi yarının çöpü olabilir. ama sorulara bakacak olursak, o dansla dürekli etkileşim halinde gibiler. eğer bi teşhis koyacaksak, onların değeri sadece artabilir. değeri zamanla düşecek bir şeyin toplayıcılığını yapmak çok da mantıklı bir şey değil. öyle değil mi?
yaşlı: eee, sanırım bunun gibi radikal fikirler sadece senin gibi gençlere özgü olabilir.
mused: radikal mi? gerçekten mi?
yaşlı: öyle bir koleksiyonu elinde bulundurmak nasıl mümkün olabilir ki? yani, herkesin bildiği şey: sorular, cevaplarla sürekli eşleşmeye çalışır. herkes bilir ki bu eşleşme sürecini nadiren hayatta kalarak tamamlarlar.
mused: bu doğru, bazen bu eşleşme süreci zorlu olabilir, ama yapabileceğim tek şey onları elimden geldiğince iyi eğitmek ve en iyisini ummak.
yaşlı: sonuç? işe yarıyor mu?
mused: şikayet edemem. sorularım, cevaplarımla baya gayet barışçıl geçiniyorl...
yaşlı: işte! yani sonuçta cevapların da var!
mused: e tabi, herkesin vardır. kararları temellendirmek için cevaplara ihtiyaç duyarsın, eylemlere dökülen kararlar. eğer hep kararsız olsaydık hiçbir şeyi düzgün yapamazdık. tek söylemeye çalıştığım, cevapları hazine gibi toplamanın bir mantığı yok! hepsi bu! eğer bir cevabın, ilgili sorusuna yeterli gelmediğini görüyorsan ondan kurtulmalısın. bu sadece doğal yaşam döngüsü. onlardan gitmelerini istediğimizde kargaşanın en belalısını çıkarırlar, tekme, çığlık atarlar. özellikle de uzun süredir bizimleyseler. işte, çok fazla eylem o cevapların üzerinde yükselmiştir, onlara çok fazla enerji ve emek sarfedilmiştir. kendilerini çok önemli hissederler, çok kibirlidirler, hiç kimseye cevap vermezler, hesap vermezler, en başta kendilerini var eden soruya bile! eğer yanlış bir cevap, seni doğru bir soruya geri dönmekten alı koyacaksa, mantık bunun neresinde? tabi bazen insanların geri dönecek bir soruları olmaz. ki bu da neden kendilerini bu kadar büyük bir inança savunduklarını açıklar. işte tam da bu yüzden bu biz gelmeden çok çok önce de var olan, antika değerindeki cevaplara karşı bu kadar dikkatli oluyorum. bizim herhangi bir sorumuzun daveti olmaksızın, koleksiyonlarımıza zorla girerler. onları, sadece ve sadece bizden önceki pek çok soruyu tatmin edebildiği için kabul ederiz, kendilerine uyan soruyu aradıkları için yani, öbür türlü değil. en sevdiğim cevaplar her zaman benim sorularımın yarattığı cevaplardır. böyle yapabilmesi için uzun uzun zamanlar boyu sakladğım sorular. ilk bakışta bu bebek cevaplar, kıyasa vurduğumuzda diğerlerine göre önemsiz gelebilir; ama çok daha kalitelidirler. sonuçta sizin sorularınıza asla zarar vermek istemezler, ailedir onlar. onları devre dışı bırakmak istediğinizde de yaygara koparmazlar.
yaşlı: şimdiden görüyorum ki buna baya bir kafa yormuşsun, ama değersiz sorulara ne diyeceksin genç? bana onların sadece ve sadece soru oldukları için saklamaya değer olduklarını mı söyleyeceksin?
mused: belki... bir noktada, evet... benim için öyle en azından.
yaşlı: hahahahahahaha! burada oturup senin o bitmeyen bıdı bıdını dinliyorum ve bir tahtanın eksik olduğunu asla anlamamıştım!
mused: sadece düşün bir saniyeliğine. bir sorunun kendi değersizliğini kanıtlamasının tek yolu başka ve daha iyi bir soruyu çağırmaktır. elin asla boş kalmaz. peki değersiz bir cevap, gerisinde ne bırakır?
yaşlı: peki, tüm bunların anlamı ne ola ki? anlam var mı?
mused: anlamm? hmm... bilmiyorum. belki de, o anlamın eksikliği her şeye bir anlamı edinmek için şans veriyordur. belki tüm cevapların toplayıcılığını yapmak, tüm 'anlam'ların sona ermesini dilemektir. bildiğin gibi işte, "bu bankın uzunluğu kaç santimetredir?" gibi tipik sorular değil; "üstünde oturanların, hayatlarını bir tanrısal amaç uğruna yaşayıp yaşamadığı" gibi. işte ben bu gibi cevaplardan bahsediyorum. sorulmaya gerçekten de değecek soruların, ironiktir, cevaplanmaları yazgılarında yoktur, her ne kadar bizim büyük çabalarımız cevaplanmaları yönünde olsa da. böyle sorulara kesin cevaplar vermek bizden özgürlüğümüzü çalar. neyin değerli olup neyin olmadığını seçme özgürlüğü, inançla hareket etmek, düşünüş yapını değiştirmek ve de bu seçimlerin hepsinden sorumlu olmak özgürlüğü. hem bu mantıklı da geliyor. bizimki gibi sonsuz bir potansiyeli sürekli hale getirmenin ana şartı, uzanamadığımız kocaman bir soru işareti değilse, nedir? sürekli olarak ilerlememizi sağlayan o ipin ucundaki havuç... sürekli oluş aşamasında... asla tamamlanmayan...
yaşlı: oy oğul... konuşmayı gerçekten de çok seviyorsun. söylesene, bu süslü konuşmalarının hepsi, sadece bana ‘çöp topladığımı’ söylemenin zaman israf eden bir şekli mi?
mused: ben mi? hayır!. yani... bunu bilmiyorum, sence?
yaşlı: bu kadarı yeter küçük adam! yeterince dinledim! cevaplarımı da alıp gidiyorum!
yaşlı: sorulardan o kadar çok hoşlanıyorsun madem, işte sana bir soru: eğer eylemlere sebebiyet veren tek şey, bir şeyleri gerçekten olduran biricik şey o değersiz cevaplarsa; o çok değerli sorularının ve çılgın teorilerinin, dışarıdaki dünyaya gerçek duruşu ne? iyi günler!
mused: bu saklanır işte! (monolog) duydun mu bunu? sana oynayacak yeni bir arkadaş buldum.
kaynak: http://kiriakakis.net/comics/mused/a-day-at-the-park