seen from China
seen from China
seen from China

seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from Germany

seen from United Kingdom
seen from Australia
seen from China
seen from United Kingdom
seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from Netherlands
seen from Hong Kong SAR China
seen from United States
Kitaplar hiç solmayacak bitkilerdir. (herrik)
Hayatım kitapların arasında, ortasında geçti. Birkaçını yazdım, birçoğunu yaptım, daha çoğunu okudum, okumak için edindim, edinmek için elledim, sayfalarını karıştırdım, evimin duvarlarını kaplamalarından zamanla bir tür güvence duygusu yonttum. Neredeyse bütün düşüncelerimin, duyularımı harekete geçiren kıvılcımların kaynağında, kökünde, kuyusunda yeraldı kitaplar. Korktumsa, en çok onlardandır; şüpheler içinde kendi kendimi ve başkalarını kemirdiysem, onlardan.
Konuşursanız geri dönüş yoktur, susarsanız öyle değil…
Enis Batur (Kitap Evi)
Napıyorsunuz lan siz burda?
Hayatım bir de kitapseverlerin, kitap tutkunlarının, kitap delilerinin arasında, ortasında geçti. Genç yaştan ayrılmaya başladıydık; kitaplı dünyanın insanları farklı bir kabilenin üyeleriydi bir bakıma; beş kıtaya, beş yüz beldeye, beş bin şehre dağılmış, daha doğrusu mahallesinden, sokağından yeryüzüne saçılmış bir nüfusun parçası olmaya çıkmış, içine düştükleri ilk kimsesizlikten böylece kurtulmuş kimselerdik.
Enis Batur - Kitap Evi*
Kitap mecnûnu bir tür evrensel âdemdir; hangi ırktan, budundan, dilden, inanıştan, yeryüzünün hangi köşesinden olursa olsun standart tepkileri vardır, huyları birbirine benzer onların, davranış mekanizmalarını belirleyen neredeyse organik bünyelerinden tıpatıp aynı kararlar çıkar. Farklı hareket etmeyi düşlemeye bayılırlar ya, bunu hayata geçirdiklerine rastlanmaz. Dilini hiç tanımadıkları, alfabesini sökemedikleri ülkelere gittiklerinde bile kitabevlerine girmeden, vitrinlerini uzun uzun incelemeden yapamazlar örneğin. Gece yürüyüşlerine çıktıklarında, ışığı yanan bir pencerede, duvarı kaplamış bir kütüphane görür görmez durur, bakar, sonra da imgelemlerinin bir kenarında içeride yaşayanın, yüzünü olsun tanımadıkları birinin hikâyesini kurmaya koyulurlar. Pencere zemin kattaysa, düpedüz mütecaviz kesilir, sırtlarından kitapları teşhis etme alışkanlığının sağladığı beceriyle kütüphanenin gen haritasını çıkarmaya çalışırlar. Konuk çağrıldıkları evlerde, evsahibinin kütüphanesi salona kurulmamışsa, terbiye sınırlarını zorladıklarını bile göre, mahrem alana geçmenin bir yolunu bulurlar. Gerçek kitap tutkununun merakına ket vurma, önünde açılan küçük evrenin ortasına dalma isteğini erteleme olanağı yoktur. Sıra tanımaz bu tutku, sıraya koymayı bilmez. Kitap dünyasında, yalnızca yazmanın sırası vardır.
Enis Batur - Kitap Evi*