Okumaya ninelerin ellerinden başlayalım.
Kaç sonbahar görmüş,
Kaç kara kış geçmiş.
Yazmaya da dedelerin ellerinden başlayalım.
Kaç gemi yakmış,
Kaç kez gözünü karartmış
Ve dönmemiş geri.
Cebelitarık misali.
Buyurun.
Bir dede ve nine bulalım.
Ya da buyurun,
Bir dede ve nine olalım.. Bir kandil,
Bir ekmek,
Bir fistan,
Bir tesbih.
Bir gün var, bir gün yok.
Bir gün evde Allah’ın misafirleriyle,
Allah ne verdiyse yemeye ortak.
Bir gün pencere önünde iki insan,
Tek gönül susarak..
“Gün ihtiyarladı bak!
Hüzün rengi bulutlar sardı göğü.
Güneşin saltanatı bitmek üzere..”
Döndü durdu bu dizeler zihnimde,
İkindiyi uğurlarken..
Az evvel ben de evimde ağırladım ikindiyi.
Bıraktı gitti yerini,
Kapkara akşam vaktine..
Düşündüm,
Pek bir yakışıyor ikindi evime.
Anneannemi hatırlatır ikindiler bana çok.
Kafamda geçmiş, içimde korku ve huzur el ele..
Kim bilir kaç akşam kaldı böyle,
Akşama uğurlayacağım.
İnsan anneannesini kaç kez özler be abiler?
Ben öyle böyle değil.
Fena özlüyorum.
Böyle boğazdan geçmeyen lokma adına,
Hani kalır ya.
Sımsıkı.
Böyle ciğerim yüreğim elimde,
Öyle yanmışım gibi.
Bir çocuk gülüşünü
Bir iyi niyeti.
Ve bir geceyi.
Bir hasreti.
Bir de ninemi.
Allah’ım getirdim işte bunlar tuttu beni sana.
Al şimdi huzuruna.
İyi ne varsa senin merhametin.
Kötü ne varsa;
İnsan kendi kendine etti.
Herkesle her şey paylaşılmaz.
Her akarsu, aynı debide akmaz.
Fakat bilin.
Ne kadar sahici yanarsanız,
O kadar gerçeksiniz bu yolda.
Varsa hala nineniz dedeniz,
Sevin sevindirin..
Rüyalarda gelme ihtimali,
Gelip de doyamama ihtimali . . .
Damdan düşeni, damdan düşen bilirmiş,
Damdan düşmeden abiler, ablalar, kardeşler ;
“Allah için sevin birbirinizi.”
Hayallerimiz ve biz..
Bir çiçekli fistan,
İki düğmeli ceket ve
Allah adına birleşen ellerimiz..
Gelin gençken konuşalım,
Nasip de varsa, elbet yaşlanırız..