Boş ver aşkım. Alıp beynimizi göçelim efeler gibi hey.. Beşten büyük olana !
seen from Türkiye
seen from Thailand

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Malaysia
seen from Canada
seen from United States

seen from Netherlands

seen from Malaysia
seen from China
seen from United States
seen from Netherlands
seen from United States

seen from United States
seen from Netherlands
seen from Australia
seen from India

seen from United States
seen from China
seen from Canada
Boş ver aşkım. Alıp beynimizi göçelim efeler gibi hey.. Beşten büyük olana !
S E R E N D E R Gökyüzüdür tüm yüzsüzlüğümüze rağmen bakıp, sığınacağımız adres. Tapusu yoktur; hayat karşılığı hayaller kurulur buraya. İşte bizcileyin Kuzey in çocukları çıkmış topraktan, göğe sığınmış. Emekleri zayi olmasın diye emek verip serenderi sermişler gökyüzüne. Bobol (kurt), sart (örümcek), cicör (solucan) ve helort (kertenkele) a karşı içine de; lazut (mısır), kartofi (patates), lobiya (fasulye) gibi misafirleri yerleştirmişler. Merdivenini bile göndere çekmişler ki kimse onları rahatsız etmeye !
İçime bir cennet ferahlığı üflenir kokunu gördüğüm zaman Burada benimle gelir bir başkasıyla gitmeyecek olan Yeryüzünün yüzüme en yakın olduğu zaman Uğurlayabilmeli kendini, insan olan ! K Ü Ş Ü V E / 2017
H O R O N Burada kafiyenin adıdır. Şiirdir başlı başına, gülümseyen. Tekrar gibi görünür; aya benzer. Dolunaya. Eller el olmaktan çıkar burada. Biz olur benler. Dem olur senler. Dayayıp alnını hormonsuz saatlere, izlersin horonu saatlerce. Ve tulumun sesi buraların kalbidir. Benzer insan ömrüne..
KUDİÇ
Hayat; eski bir şarkı, eski bir hikayedir, vakit ne olursa olsun. Ve Kudiç, bir kere yaşayana hep nasip olacak kadar canlıdır. Karşı dağlarda yeşil ve duman sevişirken burada hatıralar her daim siyah beyaz bir fotoğraftır. Yüzlerde ikametgahın tebessümü, içeride bırakıp gitmenin hüznü hükmeder herkese. Burada dünya, verese !
KAMİLUN EV
Adı var burada hayatın.. Bir de kimine göre buruk, kimine göre doruk bir tadı var. Evler insanların sükutundan da kahkahasından da çok şey anlar burada. Yaşar yaşatır gitsen bile seni. Mekan ve zaman önünde diz çöker. Kah aşağıda çay toplarsın çocukluğunda kah çocuklarını toplarsın sofraya. Ve heyatın pencereleri gösterir görmek isteyene her şeyi. Karşı ki dağların yeşilini ve/ya aşağıdan fısıldayan Fırtına' nın nefesini... Müptela olursun da ölmek, ayrılık için yetmez buralardan.
HEYAT
Yani hayat. Bu salona bu ismi kim koydu bilinmez ama hayatın burada olduğu su götürmez. Zira yokluğuyla üzenler de, varlığıyla dönenler de hep burada. Buradan görünür Kaçkarların dumanlı başı ve evvel zamanın şimdiki aşı. Pilita nın (Maşınga) üzerindeki kukma dan (güğüm) ıslık çalan su, peke de (divan) da oturan merçim (karınca) gibi çalışkan ka ya (kadın) haber verir lazutların (mısır) ve lobiyanın (fasulye) piştiğini. Bulmadaki (küçük oda) moti ve kitiler (oğlan ve kız çocukları) otururlar hemen sofraya. Ve heyat hayat bulur. Nesiller ve mevsimler geçerken selam verir, nefes alır burada. Velhasılı heyat; yaşanılası, yaşlanılası yerdir heyhat yaşayana !
Bendim benim endişem.. Durmadan gözlerimi yorgun yarınlara iten