Hani sahile oturursunuz ya nefes almak için, her şeye bi’ mola demek için. Sonsuz iki mavinin kesiştiği, o incecik çizgiye bakarsınız ve dünyanın büyüklüğünü düşünürsünüz. Bir hırçınlaşıp bir geri çekilen dalgalar, sizin yükselip alçalan iç dünyanızın sesi oluverir bir anda. İşte o zaman martı olmayı çok isterim ben. Her iki maviden de kopamayan, o seslerle coşan, dalganın geri çekilişindeki taşların usulca çıkardığı seste sakinlik bulan bir martı. İşte bu benim derim. Kanatlarım rüzgarların her kımıltısını hisseder ve her hareketimde daha güçlü manevralar yaparım ben. Sahi niye gelmiştim buraya ben? Molaya dakikalarımı ayıramayacak kadar çok söz varken. Ah sözler, ah o kurulmaya hazır cümleler. Bir araya getirilince acıtan kelimeler. Kelimeler de tehlikeliydi bu aralar. Gün batımı kadar hüzün veriyordu her şeye. Bu zaman sanki hiç bitmeyecekmiş gibi geliyorduysa da geçecekti. Biraz sevgimden, biraz neşemden biraz da uysallığımdan alıp götürmeye başladı önceleri. Sonra kelimeler kenara çekildiler. İçimin sustuğunu hissettim. Yine o tanıdık his. Bir çentik daha fazla sadece. Dahası harfler döküldü yerlere. Toplamak için eğildim ve fısıldadım “Uçuşun kelimeler. Her bir martı alıp götürsün sizi. Belki umut adına birşeyler bulursunuz kanatların altında. Herkesin sevmediği o çığlıklarda belki bir melodi çağrışır size hayat hakkında. Bulutlarla örülmüş gökyüzünde, bir parçadan süzülen güneş ışıklarına doğru yol alırsınız belki. Aydınlanırsınız. Sonra dimdik ve özgürce gelip cümlelerime dökülürsünüz yine. Uçuşun kelimeler. Her harfinizin nabzı aynı ritme tutulur belki bu sefer. Her birinizi taşıdığınız anlama uygun düşersiniz. “
Bugün günlerden mavi. İçimdeki dünya karmaşık olduğu için, bu bedenin dışındaki dünyanın büyüdüğünü görmeme ihtiyacım vardı. Bir iç çekişimde çakılların, güneşin, gökyüzünün, yanımda duran sigaranın, sert kahvenin, eski kitabımın tozlu sayfalarının, öten kuşların sesinin, suya taş atanların sektirme rekorları kırıp babalarını geçmeye çalışan çocukların, çocuklardaki ıslak kıyafetleri değiştirmeye çalışan annelerin, yelkenlerin, simitçilerin, midyecilerin taşlarda çıkardığı o seslerin, hepsini içime çekmeye geldim. İçimi temizlemeye geldim. Temizlensin içim. Dalgalarla aynı ritme ayak uydursun duygularım. Bendekiler çok hırçın çünkü. O iki maviyi ayıran çizgi kadar net ve de umut verici olsun hayatım.
Kıyıda nefes almış bir martı gibiyim şimdi. İçiçe olmuş bulutları izliyorum. Gitme diyor bana resim çizmiş bulutlar. Karavan bul yerleş buraya.