pagi2 dah bedal mamak!
Join Telgram: @bokeppintumy

seen from Italy
seen from United States
seen from Türkiye
seen from China
seen from United States

seen from United States
seen from Austria
seen from Türkiye
seen from United States

seen from T1

seen from United States

seen from United States

seen from China
seen from China
seen from China

seen from United States
seen from United States
seen from Finland
seen from United States

seen from United Kingdom
pagi2 dah bedal mamak!
Join Telgram: @bokeppintumy
No Straight Roads Headcanons: Bunk Bed Junction | Mamak edition
Everything in Mayday and Zuke's pad was stuff that was thrown away. Yes even the arcade machine. Yes even the helicopter.
Zuke and Mayday manually bunked their beds.
Zuke was raised in a Kampung outside of but not far from Vinyl City. He moved into the city so he could attend the prestigious college there.
Mayday has a close knit family of just her, her parents, and her maternal grandmother. While she does have a strong family unit, she tended to wander the streets a lot as a child and was basically raised by Mamak
Zuke spent most of his young adult life in the Higher-End districts of the City, only occasionally visiting Mamak until the Rapturika incident. Mayday lived in Mamak her whole life, only ever visiting the other districts when she needed to and goes out of her way to avoid them whenever possible Out of spite
Mamak is the lowest-income area of the city, as well as (pre-Revolution) the District with the least amount of energy, owing to the fact that they have no Charter. If B2J actually, by some miracle, won the Lights Up Audition, they would have become the charters of Mamak.
Mayday's eyes became Like That after she heard rock music for the first time. It was an old tape recording of a Goolings performance.
Zuke met Mayday almost immediately after he ran away from Rupturika. She complimented him on his hair and struck up a conversation. After explaining that he couldn't go back to where he lived, she offered to let him crash in the hideout she made in an abandoned part of the sewers.
It didn't take long for the two to start making music together, and for Zuke to fall in love with rock almost as much as Mayday had.
After a while, the two scrounged up a couple of proper beds to sleep on. Mayday had the idea to fasten them on top of eachother, and the rest is history.
Hindi Krallığı
1980’lerde Ankara’da Bir Gecekondu Mahallesi’nde bir hindi hikayesi
Ankara’nın toprak yollarla örülü gecekondu mahallelerinden biriydi. Yıl 1980’lerin başı. Soba dumanı gökyüzünde ince ince yükseliyor, sokaklardaki çocuk sesleri evlerin duvarlarına çarpıp yayılıyordu. Beton henüz işgal etmemişti sokakları. Gürültünün yerini komşu sesleri, yabancılığın yerini tanıdık selamlar almıştı.
Köyden kopup gelen aileler, bir gecede kurdukları evlerde yaşamaya çalışıyor, toprağı yuvaya dönüştürüyordu. Bahçeler, kaçak yapıların arasında top koşturan çocuklarla dolup taşarken; kadınlar sokak köşelerinde toplaşır, genç kızlar çeşmelerden evlerine su taşırdı.
Babam da o dönem pek çok baba gibi gurbete, Arabistan’a inşaat işine gitmişti. Geride annem ve üç çocuk kalmıştık ablam ,ağabeyimin ve ben… En küçüğü bendim.
Bir gün, mahalleden Tülü’nün Mehmet Amca ve eşi elinde üç iri hindiyle çıkageldi.
“Biz taşınıyoruz,” dedi. “Yeni evde bunlara yer yok. Size bırakalım, ziyan olmasın.”
Annem sevinerek kabul etti.
O gün farkında olmadan yeni bir çağ başladı.
Sadece bizim değil, tüm mahallenin hayatına bizim hindilerin kokusu sinmişti.
Ama bir gün, birkaç hindi komşunun bahçesine dadandı. Soğanları söküp maydanozlara dalmışlar. Komşu kadın kapıya bağırarak çıktı:
“Bahçemi talan etti bu gözü kör olasıcalar! Komşu, şu hayvanlara sahip çıksana!”
Annem kapıya mahcup ama biraz da sinirli bir ifadeyle çıktı:
“Ne yapayım? Eve mi kapatayım hayvanları?”
O yıllarda her gün bir gecekondu daha yükseliyordu.
Boş arsalar tükenmişti.
Hindilerin adım atacak yeri kalmamıştı artık.
Bir gün annem, kümesin önünde durup uzun uzun baktı onlara.
Sesi yavaş ama kararlıydı:
“Hakkınızı helal edin. Gücüm kalmadı. Bugün hepinizi dağıtacağım.”
Hindiler kabardı birden.
Kanatlarını açıp guruldamaya başladılar.
Sanki karşı çıkacak gibiydiler…
Ama sonra sustular.
Kanatlarını indirdiler.
Ve kabullendiler.
Sanki onlar da biliyordu:
Bu kalabalıkta artık kendilerine yer olmadığını.
O gün annem, komşulara birer hindi dağıttı.
Mahallede hindi girmeyen ev kalmadı belki de.
Ve biz çocuklar…
O gün sessizce bir devri uğurladık:
Hindi Devri’ni
Meltem Yalçın
#ankara
#1980
#mamak
#nostalji
(EDEBİYATKULİSİ)
https://www.instagram.com/reel/DKl7uSOolHy/?igsh=Nmdxem9jMHo1NWEy
üç yaprak sallanır ipte seher vakti başkentte açar açar kanatlarını uçamaz halkım dün boynuma boynuma gün boynuma boynuma ahına ah vahına vah yandı yürek eyvallah seher vakti başkentte üç ata dolanır dışarda seher vakti başkentte iki canın olsa da versen birini şişer yürek dağ gibi dün boynuma boynuma gün boynuma boynuma ahına ah vahına vah yandı yürek eyvallah seher vakti başkentte üç ana çırpınır dışarda seher vakti başkentte tutunmaya çalışır üç ana karanlığa ne sorarsın adlarını be adam ne yazarsın kitaplara be kardeş ahına ah vahına vah yandı yürek eyvallah seher vakti başkentte sararmadan üç yaprak sallanır ipte üçü de yeni girmiş yirmidördüne güneşli çayırlarda üç delişmen tay tırnakları papatyalı kekikli burunları fırtınalı üç delişmen tay seher vakti başkentte dün boynuma boynuma gün boynuma boynuma ahına ah vahına vah yandı yürek eyvallah seher vakti başkentte - Hasan Hüseyin, Üç Yaprak (Tohumlar Tuz İçinde) - Fotoğraf: Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan (“Üç Fidan”a ait bu son fotoğraf, idamlarından 1 gün önce, 5 Mayıs 1972’de Mamak Cezaevi’nde görevli bir asker tarafından çekilmiştir.)
Okkkkkkkk. Did the patch give me an even more sexy kissing scene between Tav and Karlach or am I just blessed in Act 3? *swoon*
Hiking Ankara 165 / Mamak - Mavi Göl:
https://golgegezgin.blogspot.com/2022/07/hiking-ankara-165-mamak-mavi-gol.html